Zamani barayé masti asbha (2000)
Bekir Arslan yazdı. İran Sineması kategorisinde yayınlandı.
- Katır almadın mı? – Yok, babam ve katırı mayına basıp havaya uçtular. – Toprağın var mı? – Evet, çok. – Niye işlemiyorsun? – Her yerde mayın var. – Temizleyemez misin? – Çok var. Zamani barayé masti asbha, (Kürtçe: Dema Hespên Serxweş, Türkçe: Sarhoş Atlar Zamanı, İngilizce: A Time For Drunken Horses) Bohman Ghobadi’nin 2000 yılında yönetmenliğini yaptığı, Kürtçe, Farsça dilinde bir film. Mekan olarak yönetmenin de doğduğu bir Kürt köyü olan Bane seçilmiş. Yönetmenin ilk filmi olmasının yanında filmde geçen bütün karakterler profeyonel olmayan gerçek kişilerden seçilmiş. Irak – İran sınırında kaçakçılıkla geçimlerini sağlamaya çalışan bu insanlar işlerine belli bir süre ara verip çekimlere katılmışlar. Ve çekimler bittiğinde işlerine tekrar devam etmişler. Bu bakımdan gayet insanî bir yapıt. İnsanî [...]
Dekalog 8 – Dekalog, Osiem (1989)
Ali Hasar yazdı. Doğu Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
Dekalog 8, Osiem (1989) “Yalan yere şahitlik yapmayacaksın” – Yalan haber taşımayacaksınız. Haksız yere tanıklık ederek kötü kişiye yan çıkmayacaksınız. Kötülük yapan kalabalığı izlemeyeceksiniz. bir davada çoğunluktan yana konuşarak adaleti saptırmayacaksınız. Mısır’dan Çıkış 23:1-2 / Kitab-ı Mukaddes Kieslowski’nin Dekalog serisinin 8. filmi. Dekalog, Osiem. Varşova Üniversitesi’nde Etik Profesörü Zofia ve ABD’den Polonya’ya gelmiş, 40’larında bir kadın olan Elzbieta ana karakterlerimizdir. Getto’ya küçük bir kızın, bir koruyucu ile bir apartmana sığınma için yürüyüşüyle başlar film. Soğuk, arkalarından gelecek olansa yalan ve şahitlik. Etik üzerine tartışmalar yapılırken anfide, bir öğrenci söz alır. Bu genç kızın konuşması, Kieslowski’nin serinin ikinci filmi olan Dekalog, Dwa’ya ince bir nişandır.Profesör ve öğrenciler arasında diyalog ilerlerken Kieslowski, ısrarla bize o öğrencilerin arasında bir kadını gösterir: Elzbieta. Elzbieta’nın [...]
Dekalog 2 – Dekalog, Dwa (1989)
Bekir Arslan yazdı. Doğu Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
Dekalog 2, Dwa (1989) “Tanrı’nın ismini boş yere ağzına almayacaksın.” — Üçüncü buyrukta Tanrı şöyle dedi: “Tanrın Rab’bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü Rab, adını boş yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır.” Mısır’dan Çıkış 20:7 / Kitab-ı Mukaddes Dekalog Dwa, Kieslowski’nin Dekalog’larının ikincisi. On Emir’de üçüncü emir olarak bilinen “Tanrı’nın ismini boş yere ağzına almayacaksın.” emri Dekalog’ların ikincisi olarak belirlenmiş. Bu detayın bilinmesi, muhakkak bölümün anlaşılması, yorumlanması ve tam manasıyla idrak edilebilmesi açısından önemli bir nokta. Dorota Geller, Philharmonic Orkestrası’nda görev alan bir kemanisttir. Kocası Andrzej orta halli bir hastahanede, hastalığının ağırlığı sebebiyle tedavi görmektedir. Dorota ise sık sık ziyarete gelip, aynı zamanda kaldığı apartmanda komşusu da olan doktordan kocasının hastalığının ilerleyip ilerlemediğini öğrenmek için uğraşmaktadır. Fakat doktor hastane haricinde başka bir yerde konuşmaktan [...]
Dekalog 7 – Dekalog, Siedem (1989)
Ali Hasar yazdı. Doğu Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
Dekalog 7, Siedem (1989) “Çalmayacaksın” — Bir adam öküz ya da davar çalıp boğazlar ya da satarsa, bir öküze karşılık beş öküz, bir koyuna karşılık dört koyun ödeyecektir. Bir hırsız bir eve girerken yakalanıp öldürülürse, öldüren kişi suçlu sayılmaz. Ancak olay güneş doğduktan sonra olmuşsa, kan dökmekten sorumlu sayılır. Hırsız çaldığının karşılığını kesinlikle ödemelidir. Hiçbir şeyi yoksa, hırsızlık yaptığı için köle olarak satılacaktır. Çaldığı mal – öküz, eşek ya da koyun – sağ olarak elinde yakalanırsa, iki katını ödeyecektir. Tarlada ya da bağda hayvanlarını otlatan bir adam, hayvanlarının başkasının tarlasında otlamasına izin verirse, zararı kendi tarlasının ya da bağının en iyi ürünleriyle ödeyecektir. Birinin yaktığı ateş dikenlere sıçrar, ekin demetleri, tarladaki ekin ya da tarla yanarsa, yangın çıkaran kişi zararı ödeyecektir. [...]
Televizyon ve Kutsal
Kübra Nur Ayar yazdı. Kitap, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Geçtiğimiz haftalarda bir gün, iki yaşındaki yeğenimle aynı odada oturuyorduk. O oyuncaklarıyla oynarken ben kitap okuyor, göz ucuyla da kendisini takip ediyordum. Televizyon açık imiş bu sırada, farkında değildim. Yeğenim arada televizyona bakıp oyuncaklarına dönüyordu ama, izleyip hele anlayabileceği hiç aklıma gelmemişti. Derken diğer odaya doğru koştu, ben de arkasından gittim. Beşiğine atlamıştı, kapıda beni görünce muzip bir edayla aynen şöyle dedi: “sen Murat’ı seviyon!” Önce yanlış duyduğumu sandım ardından televizyonda oynayan film aklıma geldi. O kısa filmde köylü bir kızın, ağanın oğlu Murat’a âşık oluşu anlatılıyordu. Kız birkaç kez arkadaşına Murat’ı seviyorum demiş idi sanırım, tam izlemediğim için ben de hatırlamıyorum. Oyuncaklarıyla meşgul sandığım yeğenim filmdeki durumu kavramış, hem gerçek sanmış hem de biraz karıştırarak teyzesi Murat’ı seviyor sanmıştı. [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Zamani barayé masti asbha (2000)
- Dekalog 8 – Dekalog, Osiem (1989)
- Dekalog 2 – Dekalog, Dwa (1989)
- Dekalog 7 – Dekalog, Siedem (1989)
- Televizyon ve Kutsal
Sinemazingo Yorumlar
- Filmlerle Sosyoloji için Ömer Bekdemir
- Never Let Me Go (2010) için zehra
- Birisi eksik ama kim? için Ali
- Never Let Me Go (2010) için Merve
- Dünya senindir: Scarface (1983) için Bekir Arslan



