Browsing all articles from Şubat, 2010

Hareketi severim. Zekice esprileri severim. Kısıtlı vaktimde alakasız işleri daha hızlı bir şekilde yaparak iki ayağımı bir papuca sokmayı severim. Dokunmatik lambalar dururken gaz lambası kullanmayı tercih etmeyi severim. Flash diskimi vermemek için içinde virüs var demeyi –gerçekten de var- severim. Bilgisayar ekranına bakmaktan gözlerim bozulmuşken aslında bunun karşılaşmak istemediğim insanlara bu sebebi göstererek içimi rahatlatıp aslında göz bozukluğu gibi kötü sayılacak bir vaziyetin iyi tarafını gördüğüm için ne kadar da polyanna rolünü benimsediğimi hatırlamayı severim. Sevdiğim şeylerin aslında çok da sevmediğim şeyler olduğu bilgisini hissettiğim an, kendimi Gazali’nin öğrencisi olduğum hayali gibi muazzam bir hissin ardından Gazali’nin okunulmamış kitaplarını hatırlayıp üzüleceğim yere aslında başka düşünürlerin kitaplarını okuduğumu düşünüp kendimi kandırmayı severim. Ya sizler? Animasyonlar. İyi ki varlar. Bazıları “şu [...]

İki doğru için on yanlışı görmezden gelemezsin. Milyonlarca dolarlık filmlerde 5sn. nin değerini biliyor musun? Yaratıcıya inanma konusunun yaratılanın gündemi olmadığını düşünen agnostiklerin hepsi “inançsız” insan gibi hareket ederler. Oysa ortada bir bilinmeme söz konusuysa nasıl gönül rahatlığıyla bir yönde karar verilebilir. Bilememenin getirdiği kararsızlık sonucunda iki şüphe arasında tercih olamaz. Ateist gibi bir hayat tarzı (dîn) benimsememiş bir agnostik gördünüz mü? Ne tür bir çelişki bu. Nefsi istediği yönde yaşayan ve inandığına isim koyma zahmetine girmeyenler. Siz… Kendi iç çelişkilerin aleladeyken nasıl bir umursamazlıkla “aslında din kavramına açığım” diyebilirsin? Dinsiz(!) yaşayan sen, yeri geldiğinde dini katalogtan seçilebilen bir tarz olarak görür gibi bu sene turuncu ama yok hayır Budizm değil lakırtısıyla seneye düşünce kalıbına uyanları seçerken ne çeşit bir [...]

2009 yapımı bir film. “Law Abiding Citizen”. Amerika’nın hukuk sistemini eleştiren etkileyici bir film diyebiliriz. Filmin kritikleri filan hikaye replikler şahane. Fazla abarmamak gerek fakat hakkı yenilmeyecek bir film. Kime göre adalet? sorusunun cevaplarını arar. İlk baştan sonuna kadar sistemin kurallarına göre oynamak filmin ana teması denilebilir. Dini olarak bazı cümlelerinin irdelenmesi gerekir tabi. Fakat insanın iç dünyası ile muhasebe yapmasına vesile olacak bir film bence. Replikler şahane dedim ya numune vermeden geçmek haksızlık olur. – Zor olan karar vermek değil, verdiğin kararla yaşayabilmektir. – Oyun böyle oynanır. Karşı tarafı, doğru hamleyi kendisinin yaptığına ikna ederek. – Biraz adalet hiç olmamasından iyidir. – Adalet acımasızdır Nick! Özellikle başkalarını adaletten yoksun bırakanlar için. – Başarıya ulaşmak için bütün kuvvetlerimizi gücün ve [...]

Gökyüzüne baktığında dünyayı değiştiren hasta. Onun adı Prot. Artık hasta mı yoksa kendi dünyasını oluşturarak acılarını kesip atabilen bir dahi mi ona siz karar vereceksiniz. K-PAX (key-peks) 2001 yapımı bir film. Prot’un can yakan bir hikâyesi var. Canı öyle yanıyor ki, o artık bir K-PAX’li. Bu film size korkunç bir acının/cinayetin “insan” üzerindeki etkisini anlatıyor. “Hey Prot” diyesiniz geliyor, “Sana nasıl yardım edebilirim?”… Şizofreni derneklerinin birçoğundan ödül alan “Akıl Oyunları” size bilgi verdiyse, K-PAX de verecek. Her ne kadar tartışmalı konu tartışılmaya devam ededursun, filmde hipnozla tedavinin olumlu sonuçları üzerinde duruluyor. Aynı zamanda acı çekmiş fakat muazzam bir kompleks yapıya sahip olan insanoğlunun iradesi dışında o karmaşık yapının sırlarını bir bir çözerek o acının derinliklerine inilebilinmiş. Tabii burada doktorun zeka [...]