Browsing all articles from Nisan, 2010

Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan hayali dedektif kahraman, polisiye  edebiyatının önemli ilk kişiliklerinden biridir. Gazetelerde basılmış, ve polisiyenin halk arasında yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur. (1) Bununla birlikte Sherlock Holmes 20.yüzyılın İngiliz edebiyatında önemli kahramanlarından biri olmuştur. Ve dahi Yazar Doyle’ın Sultan Abdülhamid ile görüştüğü ve Abdülhamid’in bu karakteri çok sevdiği ve zevkle okuduğu rivayetler arasındadır. 2009 yılında Sherlock Holmes adına Guy Ritchie bir film yaptı. Ritchie deyince “Lock, Stock and Two Smoking Barrels”, “Snatch” ve “Revolver” filmlerini hatırlamamak olmaz. Bu filmleri izleyenler Sherlock Holmes’ın nasıl bir film olduğunu az çok kestirebilirler. Yönetmen Ritchie’nin önemli bir özelliği İngiltere odaklı olmayan filmler çekmemesi. Adı geçen filmlerin hepsi İngiltere’de geçmesi ve İngiliz kültürü temelli olması yönetmenin biraz da milliyetçi olduğu düşüncesini [...]

“İnsanın düşünememesi liderler için ne büyük şans.” Adolf Hitler Lost dizisinde, Al-Jazeera English’i (El-Cezîre İngilizce) gizlice izleyen bir gence şu tepki veriliyor: “Aman Allah’ım, sen! Al-Jazeera izliyorsun!” Genç yaptığı akıl almaz işin ve yakalanmanın verdiği utançla hemen bilgisayarını kapatıyor. Bu tepkiyi veren Birleşik Devletli şöyle düşünüyor; sen Al-Jazeera izliyorsun çünkü büyük ihtimalle bir istihbarat teşkilatıyla bağlantın var hatta belki de sen bir teröristsin. Çünkü ona göre, Arap menşeli (!)yayın yapan bir kanalı takip etmek bu anlama geliyor. Bu tepkiye önce şaşırıyorsunuz, sonra AJ kanalının Arapçası ile İngilizce’sinin aynı yayın politikasına sahip olduğunu düşünüyorsunuz. Ama yanılıyorsunuz. İşin aslına bakarsanız normalde Al-Jazeera İngilizce ve Arapça diye iki ayrı kanal yok. Sadece AL-Jazeera (Arapça) var, onun da dolayısıyla dili Arapça ve o kanalın [...]

Size nefes almayı unutturacak bir öykü. Baya uzun metraj bu filmde ölümle yaşam arasında git geller inançsızlara imanını sorgulatacak cinsten. Savaş filmleri kimilerinin şükrünü arttırır kimilerinin kan görme arzusunu. 1981 Alman yapımı Das Boot (Denizaltı), bizi savaştaki kan yerine sudan korkutan bir film. Toplamda yaklaşık altı saat sürüyor. Filmin sonunda dakikalarca ayakta alkışlanan yönetmeni alkışlayan ünlü oyuncular altı saatin sonunu nihayet getirdik diye mi yoksa “Şükürler olsun nefes alabiliyoruz” diye mi alkışladılar muallak. Filmde basınçtan patlamak üzere olan denizaltıyla eş zamanlı olarak savaşın farklı yüzlerini ve askerlerin neler yaşadığını hissediyorsunuz. U-bot bir çarpışma yaşayıp suların derinliğine inerken, ölüme ramak kala nefes alamayan tayfanın akıllarını kaybetmek üzere olduklarını görüyorsunuz. Das Boot, günlerce gökyüzünü göremeyen askerlerin hikayesi. Ullman: [mektup yazıyor] “Sevgili François, bu sana yazdığım [...]

“İnançların için acı çekmelisin” cünyırken okuduğum “Bir deri cekete vuruldum” adlı kitaptan bugüne kadar unutmadığım tek cümle. Şimdi tekrar hatırlatmamı sağlayan olay ise bir paylaşım sitesine eklediğim bir fotoğrafa gelen yorum. Buradan da sinema bahaneli olması hasebiyle A Walk to Remember adlı film ile ilgisini kurmak için çırpınacağım. Conceptual (Düşünsel) Fotoğrafçılık kategorisinde düzenlediğim aşağıdaki fotoğrafın muhatabının sadece Türkiye’de yaşayanlar olduğunu değil belki ama en azından Müslümanların ortak konusu olduğunu düşünüyordum ki, Amerika’dan Andi isminde bir öğrencinin yorumunu görene kadar. Kendisi Hıristiyan. Bu fotoğrafta Hıristiyan bir kızın dahi yarasına basacağımı açıkcası tahmin etmemiştim. Yani sadece “inanmak” ve inancı gereği bir şeyler yapmak acı çekmek için yeterli bir sebep. A walk to Remember filmi de inançları gereği diğer kız arkadaşlarından biraz daha [...]

Sekiz sezondur devam eden bir dizi “24″. 2006 yılında En İyi Drama Dizisi dalında kazandığı Emmy de dahil olmak üzere toplamda 68 Emmy ödülüne aday gösterilmiş. Jack Bauer’ı canlandıran Kiefer Sutherland yedi yıl içinde yedi Emmy’ye aday gösterilmiş, bir de En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazanmış. Yedinci Gün’de diziye katılan Cherry Jones ise 2009 yılında Başkan Allison Taylor rolü için Emmy’ye layık görülmüş. Bu kadar uzun süreli olmasının sebebi kurgusu ve olayların hızlı gelişmesi. Bir sezon 24 bölüm ve her sezon bir günü anlatıyor. Film sektörünün yanında dizi sektöründe de açık ara önde olan Amerika işi kılıfına uydurmasını iyi bilir. Benim de takip ettiğim bir dizi fakat bazı bölümleri insanın canını sıkmıyor değil. Kurgu farklı ama hikâye klasik. İyi adamlar [...]

Sayfa 1 / 212