Browsing all articles from Aralık, 2010

*Saatten pusula yapımı *İğne ve yaprak ile pusula yapımı *Ayı görünce yapılır? Okuduğum ilginç bir kitapta ormanda ölenlerin çoğunun utançtan öldüğü yazılıyordu. Neyi yanlış yaptım, bu duruma nasıl düştüm… Sonra da utançtan ölüyorlar. Hayatlarını kurtaracak o tek şeyi yapmıyorlar. Düşünmek… 1.) Saatten pusula yapımı: Kuzey yarım kürede bir ormanda kaybolduk. Saatin akrebini güneşe çeviriyoruz. Saat 12 ile akrep arasındaki açının açıortayı güneyi, ters uzantısı ise kuzeyi gösterir. Yönün hangi ucunun kuzey olduğunu bulmak için güneşin öğleden önce doğuda olduğu akılda tutulmalıdır. Ama ya saatimiz yoksa? (1) 2.) İğne ve Yaprak ile pusula yapımı(2): İğneyi birçok kez ipek kumaşa sürtüyoruz (veya mıknatıs) sonra yaprağı suyun üzerine koyuyor ve onun üzerine de iğneyi yavaşça bırakıyoruz. İğne kuzeyi gösteriyor. Tamam, kuzeyi buldunuz ama [...]

 Camus’un itirazı gibi: “Ben itiraz ediyorum” diyor. “Kime?” diye soruyorlar, “Tanrı’ya mı? Tanrı’yı kabul mü ediyorsun yoksa?” “Hayır” diyor. “Öyle ise kime itiraz ediyorsun” diye soruyorlar; “Bilinçsiz bir doğa varsa, biz de bilinçsiz olarak olmuşuz ve gelişmişiz demektir. İtirazın kime senin?”* Öyle zaman olur ki sorular karşısında fiyakalı entelektüel cümlelerimiz yoksa kendimizi kötü hissederiz. Bu anlamda kendini kötü hissetmek iyidir. Bizi düşünmeye sevkeder. Sevketmekle kalmaz sorular birbirini kovalar ve bu sefer hepsinin bir cevaba ihtiyacı doğar. Bir İspanyol atasözü demeye çalışır ki: “Arının yediği bala dönüşür, örümceğinki ise zehire…” Yani bu Endülüs atasözüne göre, bal zaten vardı. Sen arı olma telaşında değilsen ne kadar yersen ye seninkisi zehire dönüşecektir. Ne mutlu arıyım diyene. * İnsanın Dört Zindanı /Ali Şeriati