Zendegi va Digar Hich (1991)
Ali Hasar yazdı. İran Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Abbas Kiyarüstemi’nin Köker Üçlemesi’nin ikinci filmi Zendegi va Digar Hich. 1991 yılı yapımı bu film, deprem sonrası Köker’e ulaşmaya çalışan bir baba ve oğlunun gözünden anlatıyor hikâyesini. Zendegi, Farsçada “yaşam” demek. Film Türkiye’de “Ve Yaşam Sürüyor” adıyla biliniyor. Kiyarüstemi’nin kameralarını sokaklara taşıdığını biliyoruz. Kendi disiplinindeki temel amaç oyuncuların hiçbir gösteriş yanının olmadığını göstermek ve bunları yönetirken doğal hallerini izleyiciyle buluşturmak. Köker köyüne ulaştığımızda ilk filmimiz olan Khane-ye Doust Kodjast (Arkadaşımın evi nerede) ‘ın çekim yerlerini görüyor, ilk filmde oynayan oyuncuları sırasıyla görüyoruz. Kiyarüstemi ilk filminde kullandığı ama bizim bilmediğimiz noktaları oyuncuların replikleriyle veriyor. Babanın elinde taşıdığı Fransızca yazılı (Où est la maison de mon ami) ilk film afişiyle Ahmed’i arayışı sürecinden Kiyarüstemi’nin 1997 yılı yapımı olan Ta m’e guilass (Kirazın Tadı) [...]
Ladri di Biciclette (1948)
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Muhyiddin Farabi ve Bekir Arslan‘a… Vittorio de Sica‘nın İtalyan Yeni Gerçekçiliği‘nin temel taşlarından birini oluşturan, 1950 yılında En İyi Film Senaryosu Kategorisinde Oscar kazanmış 1948 yılı yapımı filmi. Nam-ı diğer Bisiklet Hırsızları ! De Sica‘nın İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımıyla ortaya koyduğu Bisiklet Hırsızları, acziyetin, suçluluk duygusunun ve de bu doğal seyir içerisinde insanın giderek iyi duygusundan hangi aşamalardan sonra kötüye dönebileceği, umudun umutsuzluk ekseninde ne derece kendine bir pay aldığı, bir içsel yıkılışın salt insan merkezli perspektifinden bir dram anlatısı. Siyah Beyaz filmdeki o masumane yüzler, İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya ve Avrupai mantalitenin yer aldığı Bisiklet Hırsızları‘nda Antonio Ricci ve küçük oğlu Bruno ile bir arayış, bir yitirilişi geri kazanma duygusu yatıyor. Yeni Gerçekçiliğin basit konuları ele aldığını ve [...]
Sur un arbre perché (1971)
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Serge Korber‘in 1971 tarihli filmi. Ülkemizde 1972 yılında vizyona girmiş. Fransa’nın (merhum) Kemal Sunal‘ı diyebileceğimiz Louis de Funes, oğlu Olivier de Funes ve de Doctor Jivago‘dan tanıdığımız Charlie Chaplin‘in kızı Geraldine Chaplin oyuncu kadrosunun göze çarpan isimlerinden Sur un arbre perché‘de. Filmimizin kısaca konusuna değinecek olursak, Henri Roubier (Louis de Funes) İtalya’dan Fransa’ya dönen bir iş adamıdır ve yolda trafikte mahsur kalmıştır. Bu arada yolda otostop çeken bir bayan (Geraldine Chaplin) ile bir erkeği (Olivier de Funes) arabasına almaya karar verir. Fransa’ya dönüşlerindeyse bu üçlünün yol aldığı araba uçurumdan yuvarlanır ve falezdeki fıstık ağacının üzerine arabaları konar. Olaylar, olaylar ve olaylar (!) bu dakikadan sonra yerini eğlenceye, oradan kurtuluş yollarına bırakır. Sur un arbre perché filmi, Funes’in oyunculuğunun en güzel [...]
Aşk ve Engeller Üzerine: Nuit Blanche
İbrahim Sâki yazdı. Bu Film Şiir Gibi Okunur, Kısa Film kategorisinde yayınlandı.
— Oldukça çetrefilli bir konuyu müthiş bir görsellikle ele alan sözde kısa özde uzun bir film Nuit Blanche. Kanadalı yönetmen Arev Manoukian’ın aldığı birçok uluslararası ödülle ismini duyurmasına vesile olan bu film, çoğu zaman uzun metrajlı filmlerde bile anlatmaya yetmeyecek kadar geniş bir konuyu 5 dakikada zerreden kürreye kadar anlatarak müthiş bir iş başarıyor. Filmin diyalogsuz ve metinsiz çehresine rağmen bu kadar şaşaalı olmasının ana sebebi, ele aldığı konuyu usta işi bir kurgu ve muhteşem efektlerle zenginleştirmesi. Super slow motion (ultra yavaş çekim) tekniğini sonuna kadar kullanan film, fona yerleştirdiği etkileyici müzikle harika bir sentez oluşturarak, adeta bir Bach senfonisine dönüşüyor. Peki gerçekten filmin söylediği gibi aşk engel tanımaz mı? Ya da birdenbire, yani halk dilinde söylendiği gibi ilk görüşte aşk mümkün [...]
Korku fimlerinde yeniden çekimlerin varları ve yokları
Ömer Bekdemir yazdı. Çok korkunç filmler kategorisinde yayınlandı.
Geçenki yazımda yeniden çekilen korku filmlerine -genel olarak- karşı olmadığımı yazmıştım. Yeni fikirler katılarak ve değişiklikler yapılarak eski filmlerin yeniden çekilmesinde bir maruz görmüyorum. Bu işte yanlış olan sırf para için namı olan filmleri alelacele özensiz şekilde yeniden çekmek. Ticari beklentiyle finanse edilen filmler ehil eller altında güzel filmlere dönüşebiliyor. Fakat bi o kadar da ticari beklentiyle yapılan filmler fos çıkıyor. ”The Hills Have Eyes” yeniden çekimi bana kalırsa bir başyapıt olmasına karşın ikinci bölümü tamamıyla adi bir yapım. Ticari motivasyonla yapılan devam filmlerinden biri ve netice de ortaya çıkan yapım zaman kayıbından başka birşey değil. Bu iki film hakkında daha önce sinemazingo’da yazılmıştı. Yeniden çekim furyası bazı eleştirmenler tarafından fikirlerinin tükenmesi olarak yorumlanıyor. Bana kalırsa böyle birşey demek mümkün [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- AFDA – Sindiswa (2006)
- The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011)
- Mooz-lum (2011)
- A Londoni férfi (2007)
- Ölüm Gibi Güzelsin
Sinemazingo Yorumlar
- Dekalog 1 – Dekalog, Jeden (1989) için Welliron
- Kimse az-çok âşık olamaz: Bottle ! için Ahmet
- Beed-e majnoon (2005) için Ölüm Gibi Güzelsin | Sinema, benzeri zamazingolar ve sinepsikoloji
- Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine için Welliron
- Beed-e majnoon (2005) için muhyiddin



