Browsing all articles from Kasım, 2011

Yüz insandan birine vurduğunu söylüyorlar. Bir kişi, aynen öyle… Tesadüfi. Tüm söyledikleri bu. Ne kadar çılgın olduğunu sana söylemezler; onu kaybettiğini, kendi başına kaldığını… Zihninin dışında. Böylece biraz daha fazla biraz daha az bilinmesi gereken nokta nedir? Kaç santimetre kaydığını bilmek. Şu an emin olduğum tek şey, durduğum yer artık sıkıntı vermiyor. Artık değil… Buradayım! Buraya! Hayır, oraya değil! Buraya… Hey! Buradayım!.. Skhizein, Jérémy Clapin tarafından, 2008 yılında hazırlanan, Fransa yapımı bir kısa film. Hayatına kendi şartlarıyla devam ederken evine meteor çarpan ve bunun sonucunda bedeniyle 91 cm uzaklığa düşen Henry’nin hikâyesini anlatıyor. Kurulu düzeninden mecburen vazgeçer ve yeni hayatına alışmaya çalışırken bir taraftan da eski hayatına dönebilmek için çırpınmaktadır. Ve eskiye dönebilmenin yolunu bulmak için çeşitli araştırmalar yapar. Bir nev’i [...]

Ey Muhammed ! Onlara deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. A’râf Sûresi – 163 Ey kendilerine kitap verilenler ! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut Cumartesi halkını lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin, Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. Nisâ Sûresi – 47 Şüphesiz siz içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara “aşağılık maymunlar olun” demiştik. Bakara Sûresi – 65 — Simon del Desierto, Türkçe’ye çevrilen hâliyle Çöl Adamı Simon ya da Çöllerin Simonu, 1965 yılı yapımı Luis Bunuel’in [...]

Yusuf ile Kenan, yetmişli yılların sonunda çekilmiş, köyden kente göçü konu alan bir film. İki kardeşin şehirdeki çırpınışları ve bu mücadele üzerinden birtakım şeyler anlatma çabası belgesel tadı veriyor filme. Açlık, evsizlik, kimsesizlik ne demektir lügatlerden öğrenemeyiz. Biraz tahmin etsek de büyük insanlara kondururuz hep, çocuklar el üstünde tutuluyor diye düşünmek isteriz. Ben ne zaman dinlesem, ilk acıklı hikâyeleri ilkokulda okuduğumuzdan olacak, masal gibi, efsane gibi gelir. Bizzat şahit olmadığım ve yaşamadığım için de bir sokak çocuğunun hikâyesi ile filmdeki bir sokak çocuğunun hikâyesi aynı duyguyu uyandırır: ‘acımak’. Televizyonda izliyorsak kanalı değiştiririz, gerçekte görmüşsek önlerinden geçip gideriz. Yahut filmde ise elimizden bir şey gelmez, gerçekte görmüşsek bir şeyler yapabiliriz. İşte bu farklılığa, bu farkındalığa aynel yakin deniliyor. Nitekim acımak ve [...]

Waking Life, 2001 yapımı bir animasyon filmi. Yönetmen ve senarist Richard Linklater, Waking Life filminde, baş kahramanını bitmek bilmeyen bir rüyanın içine atıyor. İsmi geçmeyen baş ve tek kahramanımız rüya içersinde rüyalar görüyor. Rüyalarında onlarca insanla tanışıyor. Bütün film boyunca kahramanımızın neden bu rüyanın içinde olduğunu öğrenemiyoruz. Kahramanımızın rüyasında gördüğü kişiler varoluşculuk, evrim, reenkarnasyon, özgür irade ve algı gibi konular üzerine tartışıyor. Richard Linklater “bir sanatın kemale ermesi fikirlerin ona katılması ile olur” düsturunun gazına gelip de mi böyle fikir yığını bir eser ortaya koydu bilinmez. Bilinen, Linklater’in “Waking Life” filmiyle deneysel bir yapım ortaya koymuş olması. Filmin akışı esnasında kahramanımız bir rüyanın içinde olduğunu anlıyor ve rüyasındaki kişilerle lüsid rüya hakkında tartışmaya başlıyor. Bu konuşmalarda rüya ve gerçek üzerine [...]

“Bugüne kadar yaptıklarımız, ne yapılmaması gerektiğinin göstergesidir.” (Lütfi Akad) Türk Sineması’nın en büyük yönetmenlerinden biri olan Ömer Lütfi Akad’ın ölümünün bu kadar sessiz karşılanmasının, Türkiye’de sinemaya ve sinema emekçilerine dair hassasiyetin kalibresini ölçmek adına en önemli materyallerden biri olduğunu ifade etmeliyiz. Sancılı hamilelik dönemlerinden sonra emeklemeye başlayan Türk Sineması’nı ayağa kaldıran iki yönetmenden biridir Ömer Lütfi Akad. Diğeri şüphesiz ki Metin Erksan’dır. Ardından gelen Ömer Kavur, Yılmaz Güney, Erdal Kıran gibi isimler de bayrağı taşımış ve ustalarının çizdiği yolda pürdikkat yürümüşlerdir. Fakat bu 3 isimden de sadece Yılmaz Güney geniş kitlelere ulaşmaya vakıf olabilmiştir. Bu vukufiyette Güney’in sinema karakterinden ziyade siyasi karakterinin ön planda olduğunu da düşünürsek; Türkiye’de unutulanla şöhret olan arasında sinemasal bir uçurum olduğunu iddia etmenin mesnetsiz bir [...]

Sayfa 1 / 41234