Browsing all articles from Ocak, 2012

Bizim hayatımızın kurtardığımız hayatlardan pek de farklı olmadığını düşünüyorum. Hepimiz misyonumuzu tamamlıyoruz. Belki de hiçbirimiz yaşadıklarımızı tam olarak anlamıyor ve yeterli zamanımız kalıp kalmadığını hissedemiyoruz. Kathy Never Let Me Go, 1954 Japonya doğumlu, yazar Kazuo Ishiguro’nun ödüllü bir çok kitabının yanında 2005 yılında yazdığı bir roman. Ailesinin durumları sebebiyle beş yaşından itibaren İngiltere’de yaşamaya başlayan Ishiguro, İngilizce, Felsefe üzerine çalışırken East Anglia Üniversitesi’nde Malcolm Bradbury’den yazarlık eğitimi almış. Bu eğitimden sonra tercihini yazarlık olarak belirlemiş ve tüm mesaisini yazarlığını geliştirmek için harcamış. A Pale View of Hills (Uzak Tepeler, 1992), An Artist of the Floating World (Değişen Dünyada Bir Sanatçı, 2008), The Remains of the Day (Günden Kalanlar, 1993), The Unconsoled (Avunamayanlar, 1995), When We Were Orphans (Çocukluğumu Ararken, 2002), Never Let Me Go (Beni Asla Bırakma, 2005) [...]

Benigni, 2009 yılında Finlandiyalı vektörel tasarımcı Elli Vuorinen’in yapımcılığını yaptığı,  Elli Vuorinen, Jasmiini Ottelin, Pinja Partanen tarafından stop-motion tekniği ile hazırlanan kısa animasyon. “Benigni” Fince “iyi huylu” manasına geliyor. Yalnızlık içinde can sıkıntısı çeken ksilofon (bir perküsyon entsrumanı. ritm enstrumanı olarak da bilinir) sanatçısının kolunun altında çıkan tümör ile yaşadığı bir takım olayları konu ediyor. Tekniğinin yanında ilgi çekici bir konusunun olması, filmin düşündürücülüğünü olumlu manada etkiliyor. Filme konu olan can sıkıntısının temelinde yalnızlık bulunmakta. Filmin kahramanı bu sıkıntıdan kurtulmak için değişik işler yapsa da onun ihtiyacı beraberce vakit geçireceği bir kişidir. Sonunda onu bulur fakat alışılagelmiş bir arkadaş değildir. Her ne kadar gelen arkadaş değişik olsa da sıkıntısının azaldığını hisseder ve olaylar gelişir. Benigni, izlenmesi gereken, müziklerin ve  seslerin yerli yerinde [...]

Prologue (Visions of Europe), Béla Tarr’ın 2004 yılı yapımı kısa filmi. Hiç konuşma olmayan bu kısa film çalışmasında yüze odaklı ve siyah beyaz çekimler yapılmakta. Béla Tarr’ın Karhozat’ı olsun, Werckmeister Harmoniak filmi olsun, Satantango’sunda da yüz ağırlıklı ve ağır çekimler vardır. Tarr’ın burada yaptığı izleyiciyi durumun içine hapsetmek, o atmosferden kolay kolay çıkarmamaktır. Birbirine karışmış yüzlerden ve grilikten anladığımız Avrupa ve Dünya yüzleri. Her birinin ayrı öyküsü var. Hepsi sessiz bu evrende. Yorgunluğun karışıklıklara ve kırışıklıklara büründüğü gizemin ardında kalansa yaşamın katlanılmaz savaşı. Hayat hep bekleyiş, hep ümit etme, olguların arkasına gizlenmeden ibaret. Macar Sineması’nın Parlayan Yüzü Béla Tarr, Prologue ile kesitten bütünsele gidiyor. Sanatını armonilerle buluşturuyor. Hüznü, sevinci ve vicdanı yerleştiriyor o kalabalıkta. Tokat atıyor, gülüyor, hüzünleniyor, hicvediyor. Lars [...]

2008 yılında yönetmen, tasarımcı ve fotoğrafçı Carlos Lascano tarafından hazırlanan bir kısa film; A Short Love Story. Bir kız çocuğunun okul sıralarındayken resim yaparken çıktığı hayal yolculuğunu hoş bir tarzda anlatıyor. Hayal, resimden çıkan iki güvercinin hareketiyle başlar ve adeta yaşamak istediği hayatı içinde barındıran bir seyahata çıkar. Filmi farklı kılan özellik stop motion tekniği ile hazırlanması. Müzik olarak dünyaca ünlü İzlandalı post-rock grubu Sigur Rós’un “Takk” (2005) albümündeki “Hoppípolla” parçası kullanılmış. Kısa filmin hazırlanmasıyla birlikte geçen iki yıl içerisinde internet üzerinde 690.000′i aşkın sitede yayınlanmış ve yaklaşık 6 milyon kişi tarafından izlenmiş. Stop motion tekniğinin mantığı itibariyle karakterler tahta, alüminyum folyo, kağıt, macun gibi gerçek maddelerle üretilmiş. El çizimleriyle oluşturulan bu karakterlerin bazı yerlerdeki video görüntüleri Sony HVR V1, fotoğrafları ise Nikon [...]

Pencerenin kenarında, boş boş dışarı bakıyorum. Nice seneler orada oturdum, bir şeyler bana hep sonraki anda delireceğimi söyledi. Ama öyle olmadı. Üstelik delirmekten korkmuyorum. Delilik korkusu bir şeylere sadık kalma anlamına gelebilir. Henüz bir şeye bağlı değilim. Her şeyin bana sadık olmasına rağmen, sadık olduğum bir şey yok. Onlara bakmamı istiyorlar. Nesnelerin, olguların çaresizliğine, penceremin dışındaki pis köpeğin kurşunî gökyüzünün altında, delicesine yağan yağmurda su içişine bakmamı istiyorlar. Acıklı çabalarını izlememi istiyorlar. Herkes, mezara girmeden önce konuşmaya çalışıyor. Zaten düştüler, konuşacak zaman kalmadı. Beni delirtmek için nesnelerin bu geri dönülmezliğini istiyorlar. Ama bir sonraki anda ise delirmemi istiyorlar. Karhozat, 1988 yılı yapımı Béla Tarr’ın siyah beyaz filmi. Macar Sineması’nın griliğinde, siyah beyazlığında yoğrulan ve Kahramanımız Karrer’in gözünden öykü anlatısına sahip [...]

Sayfa 4 / 41234