AFDA – Sindiswa (2006)
Ali Hasar yazdı. Afrika Sineması, Kısa Film kategorisinde yayınlandı.
AFDA AFDA (The South African School of Motion Picture Medium and Live Performance) Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bir film okulu. Johannesburg ve Cape Town’da kampüsleri bulunan okul, 1994 yılında Johannesburg’da kurulmuş. Lisans düzeyinde eğitim veren AFDA, içerisinde genç sinemacılar yetiştirmeyi amaçlıyor. Mottolarıysa “Our actions create us”; Türkçeye “eylemlerimiz bizi şekillendirir” şeklinde çevirebiliriz. Bantu dilindeki karşılığı ise: Sada Tanisens gera kuru da. AFDA’nın birinci yılında, öğrencinin genel yetenekleri tespit edilip, hangi alanda daha başarılı diye çeşitli tekniklerle ve unsurlarla öğrenci oryantasyonu sağlanıyor. İkinci yılda çeşitli medya kuruluşları, sinema sektörü üzerinde çalışmalar yapılıyor. Üçüncü yıldaysa, öğrencinin kendisini ifade etmesi isteniliyor ve sinema endüstrisi üzerinde gerekli koordinasyonlarla beraber muhtelif çalışmalar yapılıyor. AFDA Film Okulu’nun, Pan-Afrika Film Festivali, Avrupa’daki festivaller gibi çeşitli sinema organizasyonlarına katılımı [...]
L’Homme de Londres – Georges Simenon. Vapur bacalarından tüten duman misali gökyüzüne doğru kıvrılışı vardır insanın. Bu olurken nesnelerin mükemmelliğine inanır, dünyayı kucakladığını sanır ve de aldanır. Durum bu şekilde cereyan etmeye devam ederken, insanın başında birikenler onun omuzlarına daha da çetin gelir ve ıssız bir tünelde tek başına kalır. Gece bütün zarafetini insanlığa gösterirken o kendi cümlelerini kurar. Bir istila gibi, varoluşun ve de var olmanın getirdiği yükümlülüğü kendine alır. Bozgunluk dışarıda, içerideyse kılıç. Akın edip, dağıtıyorlar, yabancılaşma ünlemler yerleştiriyor. Yabancı geliyor, yabancı uyumu bozar. Yeryüzündeki ilk cinayetten bu yana insanlığın aldığı yolda egonun tramplenleri var. Her yerde zıplıyorlar, kimi zaman çıkan seslere eşlik etmemizi istiyorlar. Suskunluk bazen kötünün bir işareti olabilir. Susmak, gizle(n)mek içindir. Giz, gizem. Gizleniyorlar, gizleniyoruz. [...]
A Torinói ló (2011)
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Friedrich Nietzsche, 3 ocak 1889′da Torino’da, Via Carlo Alberto’daki 6 numaralı kapıdan sokağa adımını atar. Belki yürüyüş yapmak, belki de postaneden mektuplarını almaktır amacı. Kendisine uzak olmayan ya da fazlasıyla uzakta kalan bir fayton sürücüsü inatçı atına söz dinletemiyordur. Faytoncunun tüm baskılarına rağmen, hareket etmeyi reddediyordur at. Sonra, ismi muhtemelen Giuseppe Carlo Ettore olan faytoncunun sabrı taşar ve kırbacını eline alır. Nietzsche, kalabalığın yanına gelir ve o ana dek öfkeyle köpüren sürücünün acımasız sahnesini sona erdirir. Sağlam yapılı ve gür bıyıklı Nietzsche, birden faytona atlar ve kollarını atın boynuna dolayıp hıçkırarak ağlamaya başlar. Olaya şahit olan diğerleri, Nietzsche’yi evine bırakır. İki gün boyunca bir divanda hareketsiz ve sessizce dinlenir Nietzsche. Ta ki son sözlerini mırıldanıncaya dek: “mutter, ich bin dumm!” (anne, ne aptalım!) ve yaşamının [...]
Béla Tarr Röportajı
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Kutsal Amaçlar, Röportaj kategorisinde yayınlandı.
Filmin başında Nietzsche’ye yapılan atıf ile Torino Atı, sizin direkt olarak en felsefi filminiz. Nietzsche’nin düşüncesi ile sizin filminiz arasındaki ilişkiyi, daha doğrusu, başyapıtınız ile Nietzsche’nin düşüncesi arasındaki ilişkiyi açıklayabilir misiniz? Felsefe ve sinema iki farklı dil. Felsefe, sinema dışında bir alanla çalışır. Torino Atı’nı felsefi bir film olarak adlandırmayı sevmiyorum. Çünkü her ikisi de birbirinden oldukça uzak. Sadece bir film. Benim için asıl soru, atın akıbeti. 1985’te Laszlo Krasznahorkai bu soruyu sormuştu ve buna bir cevap getirebilmek için 30 yıl gibi bir süre bekledik. Bu film, bu soruya bir cevap sadece. Atın kaderi, insanın kaderini mi tasvir ediyor? Denebilir ama, sembolik düzeyde çok güç, daha çok fiziksel olarak: tamamiyle birbirine bağlı olan üç tane canlı var, biri olmadan diğeri [...]
Dekalog 8 – Dekalog, Osiem (1989)
Ali Hasar yazdı. Etkileyici Filmler, Polonya Sineması kategorisinde yayınlandı.
Dekalog 8, Osiem (1989) “Yalan yere şahitlik yapmayacaksın” – Yalan haber taşımayacaksınız. Haksız yere tanıklık ederek kötü kişiye yan çıkmayacaksınız. Kötülük yapan kalabalığı izlemeyeceksiniz. bir davada çoğunluktan yana konuşarak adaleti saptırmayacaksınız. Mısır’dan Çıkış 23:1-2 / Kitab-ı Mukaddes Kieslowski’nin Dekalog serisinin 8. filmi. Dekalog, Osiem. Varşova Üniversitesi’nde Etik Profesörü Zofia ve ABD’den Polonya’ya gelmiş, 40’larında bir kadın olan Elzbieta ana karakterlerimizdir. Getto’ya küçük bir kızın, bir koruyucu ile bir apartmana sığınma için yürüyüşüyle başlar film. Soğuk, arkalarından gelecek olansa yalan ve şahitlik. Etik üzerine tartışmalar yapılırken anfide, bir öğrenci söz alır. Bu genç kızın konuşması, Kieslowski’nin serinin ikinci filmi olan Dekalog, Dwa’ya ince bir nişandır.Profesör ve öğrenciler arasında diyalog ilerlerken Kieslowski, ısrarla bize o öğrencilerin arasında bir kadını gösterir: Elzbieta. Elzbieta’nın [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- AFDA – Sindiswa (2006)
- The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011)
- Mooz-lum (2011)
- A Londoni férfi (2007)
- Ölüm Gibi Güzelsin
Sinemazingo Yorumlar
- Dekalog 1 – Dekalog, Jeden (1989) için Welliron
- Kimse az-çok âşık olamaz: Bottle ! için Ahmet
- Beed-e majnoon (2005) için Ölüm Gibi Güzelsin | Sinema, benzeri zamazingolar ve sinepsikoloji
- Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine için Welliron
- Beed-e majnoon (2005) için muhyiddin



