Dekalog 8, Osiem (1989)

“Yalan yere şahitlik yapmayacaksın”

-

Yalan haber taşımayacaksınız. Haksız yere tanıklık ederek kötü kişiye yan çıkmayacaksınız.

Kötülük yapan kalabalığı izlemeyeceksiniz. bir davada çoğunluktan yana konuşarak adaleti saptırmayacaksınız.

Mısır’dan Çıkış  23:1-2 / Kitab-ı Mukaddes

Kieslowski’nin Dekalog serisinin 8. filmi. Dekalog, Osiem. Varşova Üniversitesi’nde Etik Profesörü Zofia ve ABD’den Polonya’ya gelmiş, 40’larında bir kadın olan Elzbieta ana karakterlerimizdir. Getto’ya küçük bir kızın, bir koruyucu ile bir apartmana sığınma için yürüyüşüyle başlar film. Soğuk, arkalarından gelecek olansa yalan ve şahitlik.

Etik üzerine tartışmalar yapılırken anfide, bir öğrenci söz alır. Bu genç kızın konuşması, Kieslowski’nin serinin ikinci filmi olan Dekalog, Dwa’ya ince bir nişandır.Profesör ve öğrenciler arasında diyalog ilerlerken Kieslowski, dekalog osiemısrarla bize o öğrencilerin arasında bir kadını gösterir: Elzbieta. Elzbieta’nın Polonya’nın gelişinde çok derin sebepler vardır. Elzbieta’nın anlatacakları vardır. Profesör Zofia ve öğrenciler sessizce dinlemeye başlar. Elzbieta’nın anlattıkları soğuk ve karanlıktır. Yüzleşme yaklaşıyor, sökük geliyor. Karanlık bastırıyor, nefes hızlanıyor. Anlatılan Elzbieta’nın kendi hikâyesidir. (De te fabula narratur)

Elzbieta Polonya Yahudilerindendir. 6 yaşındayken Katolik bir ailenin yanına bir korucu aracılığıyla gider. Küçük Elzbieta’nın savaşı, dinler arası çatışmaya dönecek. Genç aile, küçük kızın Katolik olmasını istiyor. Daha doğrusu Elzbieta’nın Gestapo kökenli olduğunu düşünüyorlar. Muhbirlerden gizleniyor bu Katolik aile. Gestapo’nun kendi sistemlerini bozmasını istemiyorlar. Karanlık çökmek üzere, gölgeler artık genç Katolik çiftin etrafında. Yahudi küçük kız Elzbieta ve Katolik genç evli çift. Başını öne eğiyor Elzbieta her defasında o soğuk geçmişi anlatırken. Zofia’nın bakışları yere kayıyor. Kieslowski antonimleri sever: Tanrı yardım etmeyi emreder, yalan yere şahitlik yapmayı yasaklar. Elzbieta’nın durumu bu hassas çizgi arasında sıkışıp kalıyor. Genç Katolik çift, Elzbieta’yı kendi evlerine almaları durumunda yalan yere şahitlik yapacaklarını düşünüyor. Araf. Polonya sokaklarında ölümle yüzleşmeye terk ediliyor Elzbieta.

Zofia, bir hayat kurtarmanın olağanüstü olduğunu hatırlatır bize (genç kızın Dekalog 2’ye atıf konuşması ile ilişkilendirerek) ama 40 yıl önce böyle yapmamıştır. 40 yıl sonra Elzbieta ile Zofia tekrar karşı karşıyadır. O küçük kıza yardım etmemiştir Zofia. Buradaki yanlış etiğin üzerine yıllarca durmuştur Elzbieta. Ölmemiş, hayata bir şekilde tutunmuş, hatta Zofia’nın kitaplarını Lehçe’den İngilizce’ye çevirmiştir. Yüzleşme gerçekleşiyor. Şahitlik ortada. Başka hangi şey küçük bir kızın hayatını kurtarmaktan daha değerli olabilir? Buradan başka eşiklere gitmemiz de mümkün; Offret:

Kendine bir bak… Ünlü bir gazetecisin. Hem tiyatro hem de edebiyat eleştirmeni. Bir yandan da üniversitedeki öğrencilere estetik üzerine dersler veriyorsun. Ve makaleler… Makale de yazıyorsun. Ama yüzün öyle karanlık ki !

Zayıf olan Zofia ve karakteri. Gençliğinden bu yana keskin duruşu ve tutucu Katolik hâlinin izleri yavaş yavaş sönmüştür. Kieslowski’nin Elzbieta’sı ve Zofia’sı arasında dağ kadar fark var. Etkileyici hareket Dekalog’un diğerlerine nazaran biraz daha hafif, saydam. Bir yüze baktığınızda yaşanmışlığı görebilmeniz mümkündür, hatta bazen konuşmaya gerek yoktur. İzlemeniz yeterlidir. Elzbieta’nın boşluğu, Zofia’nınkiyle eşit değil.dekalog 8 osiem Etik ve yanıltılan normlar üzerine Dekalog, Osiem duyguyu ivmeleyen ama arafta bırakan bir yapım özelliğine dönüşüyor, Kieslowski’nin vurguladığı, Polonya’nın o karanlık gettolarında kalan küçük bir kalp. Kimse dokunmaya tenezzül etmiyor.

Kieslowski, yaşamın gelgitleri arasındakileri gün yüzüne çıkarıyor. Doğru sandığımız gerçekliğin ya da kendi baremlerimizce etik ve bunun üzerine geliştirdiğimiz değerler ile kulvarların farkını fark edebilme şansına eriyoruz böylelikle. Diğeriyle kendi değerlerimiz kimi zaman örtüşmeyebilir ama mutlak olan tek bir olgudur: Hakikat. Birdir ve değişmez, değiştirilemez. Yama yapılan, içi boşaltılan, içi boşaltılan gerçekliklerin değeri nötrleşecek ve kendi kuyusunda zulmete karışacaktır. Dekalog, Osiem tek başına bir paralel, bir düzlem, hakikatin sorgulanmasında bahçelere kendi çiçek tohumlarını atan bir yapım.

Dekalog, Osiem soğuk gettoların gerçek yüzünü göstermeye yetiyor. Kieslowski, susuyor. Zofia, Elzbieta ve daha fazlasıyla şahitliğe, yalanın diğerlerine, ötekilerine ulaşıyor. Savunduğumuzun, savunulmayandan daha zayıf ve yanlış bir gerçeklik olarak gördüğümüzde susmamız gerekir. Incendies’in Neval’i diyordu:

Bazen, gerçekler karşısında insanın susması gerekir.

Yalanın, söz tutmayanın, yalan yere şahitlik edenin  yeri olmaz, mezar taşı da. Taşa yazılacak olan adın altında, vicdanımıza hapsolacak olan o gerçeklik bizi aydınlık – karanlık ikileminde bir ayrıma sokacak. Doğruysak, doğru kalacağız. Yanlışsak, o zaman geri dönüşü olmayan bu boyutta kendi çürümüş gerçekliğimizin yansımalarını teker teker kalbimize işlendiğini göreceğiz. İnsan çamurdan yaratıldı, üzerine rahmet yağdığında feraha kavuşur, gazap yağdığındaysa zulmete.

Dwa.

~ Müzik: Zbigniew Preisner / Dekalog 8 ~

Yorum yaz