an etiketine sahip tüm yazılar

Öldürmeye, yaşatmaya, ölmeye ve yaşamaya dair… Öldürmeye… Zihin yapısının çokça karışık olduğunu iplik yumağına benzeten ve onunla açıklayan bir dostum, öfke anında insanın birçok duygusunun kilitlendiğini, analiz yeteneğini kaybetmesinin saniyeler sürdüğünü ve ancak sakinlik, sukunet ile anlık öfkenin biterilebileceğinden bahsetmişti. İplik gibi karışıkken, bir ucundan tutulduğunda kısa zorluk sonunda kolayca çözülen. Peki ya uzun süreli öfke? Tûfi bundan şöyle bir ders çıkarmış: Kime bir başkasından hoşuna gitmeyen bir şey gelecek olursa, hemen hatırlasa ki eğer Allah dileseydi bu olmazdı, öfkesi dağılır. Çünkü, böyle düşündüğü halde öfkesinin devamı onun, Allah’a öfkelendiğini ifade eder. Bu ise, ubudiyete aykırıdır. Sadece anlık öfke ile başa çıkabilmenin çözümü gibi görünen bu durum öfke ile yoğrulan bir kalbin de ilacı olmaya namzettir. Zihin başta olmak üzere [...]

O (Allah) ki, yarattığı herşeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı. Secde Sûresi, 32:7 — İnsanın hayata geldiği andan itibaren ayakta durabilmesi için zorlanması ve çaba sarf etmesi gerekir. İlk adımları atmaya çalışırken denemeler yapmak ve kimi zaman düşmek o ilk adımı atmak için gereklidir ve olmazsa olmazdır. İnsan kendi hayatına derinlemesine baktığında mücadele etmeden bir şeyi başaramayacağını farkeder. Eğitim almak için çalışması, her hangi bir işi öğrenmek için çırak olması, yabancı bir dile hâkim olabilmesi için yabancı bir ülkeye gidip zorda kalması gerekir. Tıpkı serçe kuşunun uçma kıvraklığını kavrayabilmesi için yırtıcı bir kuşun ona musallat olması gibi. Görünüş itibariyle serçeye musallat olan yırtıcı, hayırsızdır. Fakat serçenin o kabiliyete ulaşabilmesi için zorluğu yaşaması şarttır. Diyebiliriz ki; tecrübe illa ki [...]