Pred Dozhdot (1994)
Bekir Arslan yazdı. Balkan Sineması, Bu Filme Şiir Yazılır kategorisinde yayınlandı.
Kuşlar çığlık atarak siyah gökyüzünde uçuyorlar, İnsanlar sessiz, beklemek kanıma acı veriyor. Meša Selimović Sinekler ısırıyor, hava sıcak. Yağmurun habercisi, hararetin en yoğun olduğu dakikalardır. Sabahın habercisinin gecenin en karanlık anının sabaha en yakın olan zifiri karanlığı olduğu gibi. İnsanlar bu yüzden sessiz. Hararete rağmen. Medeniyetin tam ortasında kurulmuş sirki izler gibi. Yugoslavya’nın bozkırı andıran yeşil tepelerini izlediler. Bosna’yı, Makedonya’yı, Arnavutluk’u izler gibi. İnsan kimi zaman çember içinde kalır. Çıkamaz, çünkü çember asla yuvarlak değildir. İki nokta arası daima bir köşe oluşturduğundan dolayı insan asla çember çizemez. Teknik imkanlarla bilgisayar programları ile de çizilemediği gibi. Çemberin başladığı nokta bittiği nokta ile aynıymış gibi gözükse de arasındaki uzaklık kadar fark vardır. Zaman asla ölmez. Bir nehirde aynı suyun daha sonra hiç akmayacağı gibi. Çemberin [...]
Davandeh, Amir Naderi’nin 1985 yılı yapımı filmi. Naderi’nin Amiro’nun yaşantısına odaklı bu öykülemesiyle İran’dan dünyaya açılan bir kapı görüyoruz. Filmin, çocuklardan hareketle, potansiyel eylem diyebileceğimiz kavramın altını çizdiği gerçeğini, küçük umutların giderek nasıl da büyüdüğünü anlatıyor. Doğallığın ön planda olduğu, gösterişin yer almadığı, tozlu yaşantıların sıkıntılı ve azimli öyküsü, güzellemesi Davandeh. Amiro’nun denizden şişe toplayarak hayata tutunuşunun mührü, kaldığı metruk geminin bir odasında topladığı dergilerle kendi dünyası var Davandeh’de. Amiro’ya göre yaşadığı bu hayat, istenilmeyen bir hayat. Kendisi sürekli kaçmak, uçakla uzaklara gitmek, bu hayatın kalıntılarını yok etmek istiyor. Güçlü bir çocuk Amiro. Kalbi oldukça büyük. Naderi, çocuğun gözünden insanın fıtratını tasvirliyor bir bakıma. Türkçe transkripsiyonuyla Devênde’nin sürekli seyahat hâlinde olan, gezen, koşuşturan, dolaşan anlamı var. Ne yeri var ne [...]
Susturulmuş kalabalığın sesleri: Occupation 101
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Asya Sineması, Belgesel Tadında Filmler, Kutsal Amaçlar, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
“Bilginin en büyük düşmanı cehalet değildir. En büyük düşman bilgi yanılgısıdır.” Stephen Hawking – “Barıştan bahsetmeye devam etmek ve silahsız ve savunmasız bir halka karşı tek cevabı vahşi saldırılar düzenlemek olan bir hükümete karşı şiddete başvurmamak, bizim için yararsız ve beyhude bir çabayı ifade etmektedir.” Nelson Mandela – “Gözünüzle görmeden kafanızda canlandıramazsınız.” Rachel Corrie – İsrail ve Filistin meselesini ne kadar araştırırsanız, yanlış bir şeyler olduğunu o kadar çok hissedersiniz. Nedeni ulaşabildiğimiz ve önümüze sürülen bilgilerin kirliliğinden kaynaklanır. Kudüs ve çevresini kapsayan kutsal topraklarda yaşanan hadiseler basın ve medya vasıtasıyla tüm dünyaya yanlış gösterilir. Onun içindir ki bölgeye giden hemen hemen herkes bulundukları yerlere geldiğinde olayın vehametinin daha korkunç olduğundan bahseder. Bunun sebebi, dünya üzerinde ezici bir söz sahipliği bulunan [...]
Uyarı: Bu yazı Alfred Hitchcock’un 1940 yapımı Rebecca filmiyle ilgili analizler içerir. Karakter ağarlıklı bu analizler filmin seyir zevkini düşürebilir. Konu: Genç nedime iş vereni Edythe Van Hopper’le beraber Monte Carlo’da bulunuyor. Bu zaman içersinde ingiliz asilzade Maxim de Winter’le tanışıyor. Maxim hala geçen sene eşi Rebecca’yı kaybetmiş olmanın etkisi altında. Monte Carlo’da genç nedime ve Maxim’in arasında duygusal bir ilişki başlıyor. Bu ikili Maxim’in teklifiyle süpriz bir evlilik yapıyor ve beraber Maxim’in Cornwall’deki Menderley malikhanesine gidiyorlar. Genç nedime Menderley’de hizmetkarlarla tanışıyor. Hizmetkarlardan Mrs. Danvers eski hanımı Rebecca’ya büyük ve saplantılı bir muhabbetle bağlı. Mrs. Danvers yeni Mrs. de Winter’i rahatsız ve sonunda intihar etmesini sağlamak için elinden geleni yapıyor. Rebecca’nın ölümü ile ilgili yeni bilgiler gün yüzüne çıkınca Mrs. [...]
Bir tefekkür fırsatı: Constantine!
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Etkileyici Filmler, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Yıllar önce sinemada izlediğimde pişman olmadığım bir filmdi Constantine. Sinema salonuna gitmiştim arkadaşımla ve açık söylemem gerekir ki İstanbul ile alakalı bir filmdir diye girmiştik salona. (bunu yazarken kahkaha attığımı hayal edebilirsiniz) Genel itibariyle korku ve gerilim ile işi olmayan biriyim. Ve çok korku filmi izleyenlere de kuşku ile baktığımı da belirtmeliyim. Fakat benim için The Ring ve Constantine başkadır. The Ring yani Halka izlediğim ilk korku filmi değildi ama izlediğim son korku filmi olmuştu. Gerilim filmlerinde ise aşırı hassasım. Yani biri çok övecek de öyle izleyeceğim. Oturup da bugün gerilim filmi izlemeliyim diyenlerden değilim zira. Constantine bir gerilim filmi aslında. Geçenlerde bir kez daha inceledim filmi. İlk izlediğim kadar gerilmedim tabi. Daha çok dini motiflerin nasıl kullanıldığını inceledim diyebilirim. [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma
- Mooz-lum (2011) için Ömer Bekdemir




