Türkçe adı “Bisikletli Çocuk” olan Le Gamin Au Vélo, Belçikalı Jean-pierre ve Luc Dardenne kardeşlerin 2011 yılında çektiği, Belçika/Fransa ortak yapımı bir film. Aynı yıl içinde Türkiye’de Film Ekimi‘nde gösterilen Le Gamin Au Vélo, Cannes jüri özel ödülünü “Bir Zamanlar Anadolu’da” ile paylaşmıştı. Film konusu itibariyle oldukça hayatın içinden. Babası tarafından istenmeyen ve yetimhaneye bırakılan Cyril, bu durumu bir türlü kabullenemez ve eline geçen her fırsatta yetimhaneden kaçıp babasını bulmaya çalışır. Bu aşamada çok sevdiği bisikletinin de babası tarafından para için satıldığını öğrendiyse de bu onun babasını arama mücadelesinden vazgeçirmez. Yalnızlık-ümit-başarısızlık üçgeninde sıkışıp kaldığı sırada kuaförlük yapan Samantha ile yolları kesişir. Samantha, Cyril’in bisikletini yeniden onun için satın alır ve hafta sonlarını beraber geçirmek üzere onun koruyucu anneliğini üstlenir. Elinden [...]
Svetat e golyam i spasenie debne otvsyakade (2008)
Ali Hasar yazdı. Balkan Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Bulgaristan Sineması’nın parlayan yıldızlarından Stephan Komandarev’in 2008 yılı yapımı filmi “Svetat e golyam i spasenie debne otvsyakade”. Alexander Georgiev’in kazada ailesini yitirmesi ve bu kaza sonucu hafızasını kaybetmesinin ardından gelişen olaylar etrafında dönen hikâye, küçük, sıradan gibi gözüken ama oldukça etkileyici bir Balkan öyküsü niteliğine dönüşüyor. Komandarev’in anlatısı, gerek geriye dönük şekilde gerekse olayın geçtiği ana odaklanarak ilerliyor. Bulgaristan’ın 90 öncesinde yaşadığı dönemden izleri bulunan Komandarev’in bu yapımı, salt toplum içindeki aileye değil, ailenin yaşadığı merkezin kendi totaliter düzenini de resmediyor. Komünist rejim ve aile düzeni. SBKP – BKP. Georgiev’in dedesi burs kazanıp Doğu Almanya’da eğitim görmüş ve 1954’teki Bulgaristan Bisiklet Turu’nu birincilikle bitiren birisi. Macar Ayaklanması’nda öğrenci eylemlerine katılmış ve de Stalin Anıtı’nı dinamitle havaya uçurmuş, hapislerde kalmış ama [...]
Davandeh, Amir Naderi’nin 1985 yılı yapımı filmi. Naderi’nin Amiro’nun yaşantısına odaklı bu öykülemesiyle İran’dan dünyaya açılan bir kapı görüyoruz. Filmin, çocuklardan hareketle, potansiyel eylem diyebileceğimiz kavramın altını çizdiği gerçeğini, küçük umutların giderek nasıl da büyüdüğünü anlatıyor. Doğallığın ön planda olduğu, gösterişin yer almadığı, tozlu yaşantıların sıkıntılı ve azimli öyküsü, güzellemesi Davandeh. Amiro’nun denizden şişe toplayarak hayata tutunuşunun mührü, kaldığı metruk geminin bir odasında topladığı dergilerle kendi dünyası var Davandeh’de. Amiro’ya göre yaşadığı bu hayat, istenilmeyen bir hayat. Kendisi sürekli kaçmak, uçakla uzaklara gitmek, bu hayatın kalıntılarını yok etmek istiyor. Güçlü bir çocuk Amiro. Kalbi oldukça büyük. Naderi, çocuğun gözünden insanın fıtratını tasvirliyor bir bakıma. Türkçe transkripsiyonuyla Devênde’nin sürekli seyahat hâlinde olan, gezen, koşuşturan, dolaşan anlamı var. Ne yeri var ne [...]
2. Dünya Savaşı Sonrası İtalya ve Fransa’daki Sinema Tutumları
Kübra Cılız yazdı. Avrupa Sineması kategorisinde yayınlandı.
2.Dünya Savaşı sonrası İtalya, Faşizm’e ve sonuçlarına tanık olur. Var olan Faşizm yıkıldıktan sonra sinemayı da Faşist etkilerden aralandırarak doğallığın göz önünde olması ve kameraların sokağa taşınmasıyla “Yeni Gerçekçilik Akımı” başlamıştır. 1945 yılında Roberta Rosselli’nin Roma Citta Aperta (Roma Açık Şehir) “gerçekçi” filmlerin başında gelir. Luchino Visconti’nin Ossessine filmi ise hemen takibindedir. Yaklaşık on yıl kadar süren bu dönemde çoğunlukla amatör oyuncular tercih sebebidir. En yerinde örnek de Sica’nın yönetmenliğini yaptığı Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları) filmidir. Oyuncuların tamamına yakını deneyimsiz oyuncular içinden seçilip sosyal sorunlara referans olmaları açısından takdire şayan bir oyunculuk sergilemişlerdir. Fakat biz Sica’yı gerçekçilik akımından çok melankolik ve komedi tarzı yapıtlarıyla biliriz, zira Sica 1950’lerin sonuna doğru gerçekçilik akımına sırt çevirip o günlerde dahi politik akımlara [...]
Ladri di Biciclette (1948)
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Muhyiddin Farabi ve Bekir Arslan‘a… Vittorio de Sica‘nın İtalyan Yeni Gerçekçiliği‘nin temel taşlarından birini oluşturan, 1950 yılında En İyi Film Senaryosu Kategorisinde Oscar kazanmış 1948 yılı yapımı filmi. Nam-ı diğer Bisiklet Hırsızları ! De Sica‘nın İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımıyla ortaya koyduğu Bisiklet Hırsızları, acziyetin, suçluluk duygusunun ve de bu doğal seyir içerisinde insanın giderek iyi duygusundan hangi aşamalardan sonra kötüye dönebileceği, umudun umutsuzluk ekseninde ne derece kendine bir pay aldığı, bir içsel yıkılışın salt insan merkezli perspektifinden bir dram anlatısı. Siyah Beyaz filmdeki o masumane yüzler, İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya ve Avrupai mantalitenin yer aldığı Bisiklet Hırsızları‘nda Antonio Ricci ve küçük oğlu Bruno ile bir arayış, bir yitirilişi geri kazanma duygusu yatıyor. Yeni Gerçekçiliğin basit konuları ele aldığını ve [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma
- Mooz-lum (2011) için Ömer Bekdemir




