camus etiketine sahip tüm yazılar

Türkçe’ye şüphe olarak tercüme edilen Arapça kökenli “şekk” kelimesi şeksiz-şüphesiz düşünebilen varlıklara özgü bir eylem. Şüphe “daha çok seçememeden dolayı karıştırma”ya denir. Karıştıracak şeyin dahi varlığının nereden geldiği tartışmaları ise daha başka bir bahis. Ortadaki karıştırılacak (şüphe edilecek) şey yahut o şüphe eylemini gerçekleştirecek şey (akıl, his, düşünce v.s.) de varlığın konusu olabilir. Bunu bir wordpress bloggerının, wordpress blogundaki bir yazısında, wordpresten şüphe etmesine benzetebiliriz. Yahu deriz, bir kullanıcı adı aldın diye wordpressle derdin niye. Ama kullanıcı der ki, wordpressde ne absürd bir şeymiş, ben kullanıcı adımı ezelden beri benim olan e-posta adresimle aldım. Sonra biz yine deriz ki, e-posta adresin sadece sebep, sadet wordpress. Velhasılı kelam, insan seçmek zorundadır, hürriyete mahkûmiyetinin gereği .(1) Seçme yetkisinin sınırı üzerine düşünen insan [...]

 Camus’un itirazı gibi: “Ben itiraz ediyorum” diyor. “Kime?” diye soruyorlar, “Tanrı’ya mı? Tanrı’yı kabul mü ediyorsun yoksa?” “Hayır” diyor. “Öyle ise kime itiraz ediyorsun” diye soruyorlar; “Bilinçsiz bir doğa varsa, biz de bilinçsiz olarak olmuşuz ve gelişmişiz demektir. İtirazın kime senin?”* Öyle zaman olur ki sorular karşısında fiyakalı entelektüel cümlelerimiz yoksa kendimizi kötü hissederiz. Bu anlamda kendini kötü hissetmek iyidir. Bizi düşünmeye sevkeder. Sevketmekle kalmaz sorular birbirini kovalar ve bu sefer hepsinin bir cevaba ihtiyacı doğar. Bir İspanyol atasözü demeye çalışır ki: “Arının yediği bala dönüşür, örümceğinki ise zehire…” Yani bu Endülüs atasözüne göre, bal zaten vardı. Sen arı olma telaşında değilsen ne kadar yersen ye seninkisi zehire dönüşecektir. Ne mutlu arıyım diyene. * İnsanın Dört Zindanı /Ali Şeriati