Cannes Film Festivali etiketine sahip tüm yazılar

Üç kadın bakıyor uzaklara, aynı yönden. Rüzgâr esiyor gizlice, böyle bir şey daha önce olmamıştı çünkü. Gizem var, göç de. Sürgün yeri gibi ortalık. İnsan kendi göçünü yaşarken geriliyor ipler boğazına. Macaristan bugün kendi köklerine iniyor, bahçeler siyah beyaz, renklendirilmişliğin isyanı artık yok. Sesi uzaklarda yankılanıyor. Pusuda bekleyen ölümün soğuk sessizliği, sinsice, bazen acımasızca, bazen kibarca. Hiçbir şekilde son bulmuyor. Bir öfke beliriyor en uzaktan. Tepelerde kraliçelerin yasları yatıyor. Gökyüzündeki krallar bugün bir kez daha sağanak lanetin altında kalıyor. Yeryüzü, gökyüzünün limitlerini zorluyor. Değişmediler. Asla. Bu, mutlak gücün altında kalmak demek. Ama, görünenin ötesindekiler avuçluyor toprağı, kuşlar özgürlük getiriyor, ölüler darağacının gölgesinde uzanıyor. Perdeler inmiyor, gözlerin gittiği yerde siyahlığın yansımaları hâkim. Üç kadın bakıyor uzaklara, aynı yönden. Bir gong sesini [...]

Yimou Zhang imzalı filmin ismi olabildiğinde sade: Yaşamak. Herhangi bir iddia gütmeden, fazladan bir çaba gerektirmeden içine gark olduğumuz bir eylem, yaşamak. Filmin ismi iddialarıyla yaşamak ya da intikam için yaşamak da olabilirdi ama değil. Bu yalın eylemin isimlendirdiği film de aynı şekilde doğal bir tarzda çekilmiş çünkü. Yalnızca yaşayaduran bir ailenin öyküsü anlatılmış filmde. Kumar uğruna evini ve eşini kaybeden baba kumarı bıraktıktan sonra iş sahibi olur, ailesini geçindirir. Çin’in kültür ihtilali yıllarına denk gelen zamanlarda iki büyük olay yaşar aile: Oğullarının okulda bir kaza sonucu ölümü ve kızlarının evlenmesi. Filmin konusu bundan ibarettir. Filmin en başlarında, babanın kumar oynadığı ve evini kaybettiği sahnelerde, bu kumarbaz, müflis karakter için yanlış bir oyuncu seçimi yapıldığını düşünmüştüm. Ayakta bile durmakta güçlük [...]

Bismihû… Dünya Nimetleri  André Gide‘in Les Nourritures Terrestres (Dünya Nimetleri) adlı kitabının önsözünde Kuran-ı Kerim’den alıntı yaptığı fransızca olarak şöyle bir ifade yer alır: “…Voici les fruits dont nous nous sommes nourris sur la terre…” Le Koran, 2, 23 (63) “…İşte yeryüzünde beslendiğimiz nimetler bunlar…” Gide’in alıntı yaptığı, insanın kendi maneviyatındaki tüketme hevesine (nefs) bir göndermedir aslında. Romana başlamadan önce bir öncelemeye başvuruyor ve okuyucusuna bu atmosferi sağlıyor. Retorik bazda bir katafor kullanıyor. Bu öngönderim sayesinde kendi oryantalist izlenimlerini veriyor. İşbu nimetler her birimizi sarmal bir şekilde hakimiyeti almışken itidal konusunda sınavın da yolunu gösteriyor. Şeytan Yaratılıştan sonraki aşamada Hz. Adem’in yediği meyve de bir nimettir. “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol [...]