Lakposhtha hâm parvaz mikonand (2004)
Bekir Arslan yazdı. İran Sineması kategorisinde yayınlandı.
“Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum.” – Bahman Ghobadi “İyi günler gelecek, adaletsizlik, talihsizlik ve zorbalığın sonu. Biz sizin dostunuz ve kardeşiniziz. Bize karşı olanlar düşmanımızdır. Bu ülkeyi cennet yapacağız. Acılarınızı dindirmeye geldik. Biz en iyiyiz.” – Amerikan helikopterlerinden kampa atılan kağıtlara yazılı notlardan Lakposhtha hâm parvaz mikonand, (Kürtçe: Kûsî jî dikarin bifirin, Türkçe: Kaplumbağalar da Uçar, İngilizce: Turtles Can Fly) Amerika Birleşik Devletleri’nin 2003 yılında Irak’a müdahale etmesi arefesindeki Irak-Türkiye sınırında kurulmuş, Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir mülteci kampındaki hayat mücadelesini anlatıyor. Irak – İran ortak yapımı filmin yönetmeni Bahman Ghobadi en az silahlar kadar etkili ve zihinleri, vicdanları hedef alan anlatımıyla savaş ortamının çaresizliğine gayet sade bir şekilde şerh düşmüş. Halepçe Katliamı’ndan (1) kurtulan bir çok insanın da bulunduğu bu [...]
Kirazın Tadı – Ta’m e guilass (1997)
Ali Hasar yazdı. Bu Filme Şiir Yazılır, Etkileyici Filmler, İran Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Bismihû… Dünya Nimetleri André Gide‘in Les Nourritures Terrestres (Dünya Nimetleri) adlı kitabının önsözünde Kuran-ı Kerim’den alıntı yaptığı fransızca olarak şöyle bir ifade yer alır: “…Voici les fruits dont nous nous sommes nourris sur la terre…” Le Koran, 2, 23 (63) “…İşte yeryüzünde beslendiğimiz nimetler bunlar…” Gide’in alıntı yaptığı, insanın kendi maneviyatındaki tüketme hevesine (nefs) bir göndermedir aslında. Romana başlamadan önce bir öncelemeye başvuruyor ve okuyucusuna bu atmosferi sağlıyor. Retorik bazda bir katafor kullanıyor. Bu öngönderim sayesinde kendi oryantalist izlenimlerini veriyor. İşbu nimetler her birimizi sarmal bir şekilde hakimiyeti almışken itidal konusunda sınavın da yolunu gösteriyor. Şeytan Yaratılıştan sonraki aşamada Hz. Adem’in yediği meyve de bir nimettir. “Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol [...]
Bir tefekkür fırsatı: Constantine!
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Etkileyici Filmler, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Yıllar önce sinemada izlediğimde pişman olmadığım bir filmdi Constantine. Sinema salonuna gitmiştim arkadaşımla ve açık söylemem gerekir ki İstanbul ile alakalı bir filmdir diye girmiştik salona. (bunu yazarken kahkaha attığımı hayal edebilirsiniz) Genel itibariyle korku ve gerilim ile işi olmayan biriyim. Ve çok korku filmi izleyenlere de kuşku ile baktığımı da belirtmeliyim. Fakat benim için The Ring ve Constantine başkadır. The Ring yani Halka izlediğim ilk korku filmi değildi ama izlediğim son korku filmi olmuştu. Gerilim filmlerinde ise aşırı hassasım. Yani biri çok övecek de öyle izleyeceğim. Oturup da bugün gerilim filmi izlemeliyim diyenlerden değilim zira. Constantine bir gerilim filmi aslında. Geçenlerde bir kez daha inceledim filmi. İlk izlediğim kadar gerilmedim tabi. Daha çok dini motiflerin nasıl kullanıldığını inceledim diyebilirim. [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma
- Mooz-lum (2011) için Ömer Bekdemir




