Çiftlik etiketine sahip tüm yazılar

Uzun ovalar kovalıyor kuşları. Tersine bir dünya. Kuytulara saklanıyor bütün gelincikler. Ölüm, derinlerde. Enginliğe kanat çırpıyor bir güvercin, en uzakta. Gökyüzü kahverengi. Bir yer, zamanın inadına suskunluğunu bozmuyor. Fırtınalar öfkeleniyor, ölüm soğukluğun içinde bekliyor. Toprak karışıyor sessiz harflere. Yüzler yaşlanıyor, aynalar kristalleşiyor, yataklar kucaklıyor bedenleri. Yorgunluğun altında eziliyor çarşaflar, odunlar biraz nemli, ateşlerden su damlıyor. Su biraz daha ısınıyor bugün. Eksik bir krizantem başkalaşıyor, yabancılaşıyor suya, ateşe. Ay, pozisyonunun verdiği asaleti saadete dönüştürüyor. Bir adam vakti bekliyor. En derinlere inecek. Huzuru, tek başına değil. Yaptırımsız kalmıyor toprağa. Toprağın insanının elleri titrer. Ziller çok uzaktan çalıyor. Çocuksuz bir bahçe düşünün. İçindeki salıncaklar bile dengesiz duruyor, tahtırevanlar dengeleri alt üst ediyor. Bilinç giderek kapanıyor, kapanması gerekecek. Uzaklığın yakınında kesişiyor vücutlar. Ayrılık denilen [...]

Toprağı işlemesek bile, toprağa dair bir mihenk noktamız her zaman olacaktır. Faaliyetlerimizde, deneyimlerimizde, hayatta kalmak için dahi, toprağı her zaman hesaba katmak zorundayız. Geçmişte insan, toprakla doğrudan ilişki içinde olduğunda, toprak ve ürünleri için çok büyük fedakarlıklar yapsa bile, direkt ilişki insana kolaylık ve güven sağlıyordu. Kolaylık ve güven diyorum; çünkü toprakla ilişki sadık  bir ilişkidir. Toprak, üzerinde çalışan insana hiçbir zaman ihanet etmez. Günümüzde ise bu gerçekliğin, bu sadakatin anlatımlarını bulamıyoruz. Bu, toprağa geri dönmeliyiz demek değil, fakat şu anki üretim araçlarımızda bu değeri (dürüst ilişki ve üretim şeklini)  geri kazanmalıyız demektir. (*) Ermanno Olmi 1978 yılı yapımı Ermanno Olmi’nin destanı L’Albero degli zoccoli. 1978 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kucaklayan film, yönetmen Olmi’nin taşraya bakış açısını gerçekçi ve bir o [...]