edebiyat etiketine sahip tüm yazılar

Sinema tarihinin ilk vampir filmi diyebileceğimiz ”Nosferatu” filminin galası 4 Mart 1922 tarihinde, Almanya’da yapıldı. Bu dehşet senfonisi Bram Storker’ın meşhur ”Drakula” romanının ilk film uyarlamasıdır. Fakat uyarlama izinsiz olarak hayata geçirildiği için telif haklarını ihlal ediyordu. Stoker’in dul eşi, filmin gösterime girdiği sene, mahkemeye başvurarak filmin kopyalarının yok edilmesi kararını çıkarttırdı. Bunun üzerine filmin yönetmeni Friedrich Wilhelm Murnau karakterlerin isimlerini değiştirdi ve hikayeyi Almanya’ya taşıdı. Mahkeme kararına bağlı kaldı ve kopyaların yok edilmesine direndi. Yine de filmin bir çok kopyası yok edilmedi, bunun bir sebebi filmin dış ülkelere satılmış olmasıydı. – Vampirler zombiler gibi sinema sayesinde fiktif canlılara dönüşmedi. Vampirlerin, onsekizinci yüzyılın ortalarında bile, edebiyatta yerleri vardı. Alman şair Heinrich August Ossenfelder’in 1748 yılına ait ”Der Vampir” adlı bir [...]

Sinema üzerine bolca atıp tutulabilen bir kavram. Kişi hayatında hiç sanat mefhumu hakkında düşünmediği halde ”Sinema şüphesiz yedinci sanat” diyebilir. Muhterem yedi tane sanat dalı sayamayabilir, ama bu iddia da bulunabilir. İfade özgürlüğü var. Sinemanın sanatların en hakikisi olduğunu düşünenler var. Sinemanın sanatla uzaktan yakından alakası olmadığını düşünenler var. Kişinin düşüncesi bilgiye dayanması gerekmez. Düşünce özgürlüğü var. Sanat Aristo’ya göre gerçeğin taklidi. Bu taklit bir araca (medyum) ve bir usule/biçime bağlı. Sanat ne kadar çok taklit ederse o derece az soyutur (abstre). Fakat sanat hiçbir zaman gerçeği tamamıyla kopya edemez. Sinema alanındaki taklit de gerçeği yakalayamaz. Çöküş veya Inglourious Basterds filmlerindeki Hitler karakterini Hitler kendisi oynasaydı bile gerçek olmazdı. Bu sanat anlayışına göre edebiyat da sanat. Nitekim Eski Yunanlılara ve [...]

Televizyon denilen zamazingonun içerisinde türlü türlü kanallar mevcut. Bilim adamlarının araştırmasına göre -tamamen benim sallamam!- bir haftada gösterilen dizi sayısı 170′in üzerinde. O bilim adamları kimse gerçekten alınlarından öpmek istiyorum o ayrı konu. Ülkemde ilginç bir durum var aslında. Mesela hatırlıyorum brezilya dizilerinin revaçta olduğu dönemlerde annem ve çoğu kişinin annesi yalan rüzgarına kapılmıştı. Yani anlatılan hikâyeden midir bilinmez ama insanları kendine bağlayan bir diziler silsilesiydi o zamanki diziler. Aynı durum şimdi üzerinde yaşadığımız topraklarda mevcut gibi. Mesela yine araştırmışlar adamlar ki yurtdışına -özellikle ortadoğu- ihracatı tavan yapmış bir dizi sektörü var artık karşımızda. Satılan dizilerin konuları ise tahmin edilebilir. Ve bu sektör, yüzbinlerce insanın ekmek kapısıymış artık. Yani açıkçası eleştirirken bile tedirginim aslında. Yukarı, aşağı tükürme meselesi sonuçta. Bu [...]

Sherlock Holmes, Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan hayali dedektif kahraman, polisiye  edebiyatının önemli ilk kişiliklerinden biridir. Gazetelerde basılmış, ve polisiyenin halk arasında yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur. (1) Bununla birlikte Sherlock Holmes 20.yüzyılın İngiliz edebiyatında önemli kahramanlarından biri olmuştur. Ve dahi Yazar Doyle’ın Sultan Abdülhamid ile görüştüğü ve Abdülhamid’in bu karakteri çok sevdiği ve zevkle okuduğu rivayetler arasındadır. 2009 yılında Sherlock Holmes adına Guy Ritchie bir film yaptı. Ritchie deyince “Lock, Stock and Two Smoking Barrels”, “Snatch” ve “Revolver” filmlerini hatırlamamak olmaz. Bu filmleri izleyenler Sherlock Holmes’ın nasıl bir film olduğunu az çok kestirebilirler. Yönetmen Ritchie’nin önemli bir özelliği İngiltere odaklı olmayan filmler çekmemesi. Adı geçen filmlerin hepsi İngiltere’de geçmesi ve İngiliz kültürü temelli olması yönetmenin biraz da milliyetçi olduğu düşüncesini [...]