Eisenstein etiketine sahip tüm yazılar

“Bugüne kadar yaptıklarımız, ne yapılmaması gerektiğinin göstergesidir.” (Lütfi Akad) Türk Sineması’nın en büyük yönetmenlerinden biri olan Ömer Lütfi Akad’ın ölümünün bu kadar sessiz karşılanmasının, Türkiye’de sinemaya ve sinema emekçilerine dair hassasiyetin kalibresini ölçmek adına en önemli materyallerden biri olduğunu ifade etmeliyiz. Sancılı hamilelik dönemlerinden sonra emeklemeye başlayan Türk Sineması’nı ayağa kaldıran iki yönetmenden biridir Ömer Lütfi Akad. Diğeri şüphesiz ki Metin Erksan’dır. Ardından gelen Ömer Kavur, Yılmaz Güney, Erdal Kıran gibi isimler de bayrağı taşımış ve ustalarının çizdiği yolda pürdikkat yürümüşlerdir. Fakat bu 3 isimden de sadece Yılmaz Güney geniş kitlelere ulaşmaya vakıf olabilmiştir. Bu vukufiyette Güney’in sinema karakterinden ziyade siyasi karakterinin ön planda olduğunu da düşünürsek; Türkiye’de unutulanla şöhret olan arasında sinemasal bir uçurum olduğunu iddia etmenin mesnetsiz bir [...]

Sergei Eisenstein’ın 1925 yılı yapımı, “sessiz” ve siyah-beyaz başyapıtı Potemkin Zırhlısı. Potemkin Zırhlısı (Bronenosets Potyomkin), 1958’de Brüksel’de 27 ülkeden 119 jüri tarafından tüm zamanların en iyi filmi seçilen bir yapım. Film, Dünya Sinema Tarihi’nde gerek kendi içindeki sinema tarihine milat atan 6 dakikalık Odessa Merdivenleri  bölümüyle, gerekse sosyalist gerçekçilik safhası öncesi sekanslarıyla, dönem anlatısıyla bir eleştiridir. Enternasyonalist zihin yapısından çok ulusal daha doğrusu proleter şeklinde addedebileceğimiz imaj, Vertov’un Kamera-Göz disiplininden hareketle Eisenstein’ın amaçladığı yaşadığı dönemi aktarma girişimidir. Filmin sinopsisini oluşturan 1905’teki Odessa İsyanı’nı 20 yıl sonra Eisenstein’ın filme dönüştürmesi ve kendi tiyatro anlayışının belgeselci üslupla karakterlerini buna göre seçmesi Potemkin’in zirveye taşınması için sayabileceğimiz sebeplerden sadece bazıları. Eisenstein, Potemkin’in ötesine taşıyor hepimizi. Kendisinin kullandığı biçimsel araçlarla, temelde vereceği sosyalizm zaferini [...]