fırtına etiketine sahip tüm yazılar

Öldürmeye, yaşatmaya, ölmeye ve yaşamaya dair… Öldürmeye… Zihin yapısının çokça karışık olduğunu iplik yumağına benzeten ve onunla açıklayan bir dostum, öfke anında insanın birçok duygusunun kilitlendiğini, analiz yeteneğini kaybetmesinin saniyeler sürdüğünü ve ancak sakinlik, sukunet ile anlık öfkenin biterilebileceğinden bahsetmişti. İplik gibi karışıkken, bir ucundan tutulduğunda kısa zorluk sonunda kolayca çözülen. Peki ya uzun süreli öfke? Tûfi bundan şöyle bir ders çıkarmış: Kime bir başkasından hoşuna gitmeyen bir şey gelecek olursa, hemen hatırlasa ki eğer Allah dileseydi bu olmazdı, öfkesi dağılır. Çünkü, böyle düşündüğü halde öfkesinin devamı onun, Allah’a öfkelendiğini ifade eder. Bu ise, ubudiyete aykırıdır. Sadece anlık öfke ile başa çıkabilmenin çözümü gibi görünen bu durum öfke ile yoğrulan bir kalbin de ilacı olmaya namzettir. Zihin başta olmak üzere [...]

Kars’ı Gezici Festival için gittiğimde ‘keşfettim’. Daha önce de gördüğüm bir şehirdi fakat o zaman hayal kurma imkânını bulamamıştım. Benim için ‘sinematografik’, ‘hayal kurma imkânı veren’ demek. Kars bu anlamda sadece coğrafyası ve mimarisiyle değil, insani yaşam ritmiyle de bir hayal yeri. Beni ilgilendiren Kars’ın doğululuğu değil de yüksekliği. Kars hem coğrafi hem de manevi anlamda yüksek bir yer. Zaman anlamında da yüksek, sanki o yükseğe asılmış, bütün zamanlara tepeden bakıyor gibi. İnsan kendini orada ‘yüksek’, yani özgür hissediyor. Kars kolay kolay belli bir zamana ait olduğu söylenecek yer değil. Filmlerimde hep ‘geniş zaman’ kullanmaya çalıştığım için, Kars bu zamanlar ötesi zenginliğiyle beni çok çekti. Zaten unutamadığım tatlı melankolisi de buradan geliyor. Beni en çok etkileyen Atatürk heykelinin bulunduğu meydan. [...]

Irkçılığın tavan yaptığı bir zamanda ve mekanda, 60′larda, New Jersey’de bir cinayet işlenir. Ortasiklet boks şampiyonu olan Rubin Carter’a bu cinayetten dolayı ömür boyu hapis cezası verilir. Fakat aslında Carter suçsuzdur ve ırkçılıktan dolayı beyazlar, siyahları her ortamda içeri tıkmak için uğraşırlar. Ve sonunda başarılı olurlar. Ömürler hapishanelerde çürür. Evet olay gerçektir. Rubin Carter gerçekten vardır. 1937′de doğmuştur. Hayatı tam bir varolma çabası içerisinde sürerken, tam da ünlü olduğu bir zamanda 1966 yılında hapis cezası almıştır. Bundan sonrası artık Carter’ın çabasına kalmıştır. İçerideyken insanlarla konuşmaz. Onlarla aynı kıyafetleri giymez. Aynı yemekleri yemez. Aynı saatlerde uyumaz. Onlar uyuduğunda yazmaya başlar. Onlar uyandığında uyumaya geçer. Suçsuzdur ve yapmak istediği şey suçsuz olduğunu ispat etmektir. Kitap yazar. Kitabı basılır ve dağıtılır. Yıllar sonra [...]