fransız sineması etiketine sahip tüm yazılar

Türkçe adı “Bisikletli Çocuk” olan Le Gamin Au Vélo, Belçikalı Jean-pierre ve Luc Dardenne kardeşlerin 2011 yılında çektiği, Belçika/Fransa ortak yapımı bir film. Aynı yıl içinde Türkiye’de Film Ekimi‘nde gösterilen Le Gamin Au Vélo, Cannes jüri özel ödülünü “Bir Zamanlar Anadolu’da” ile paylaşmıştı. Film konusu itibariyle oldukça hayatın içinden. Babası tarafından istenmeyen ve yetimhaneye bırakılan Cyril, bu durumu bir türlü kabullenemez ve eline geçen her fırsatta yetimhaneden kaçıp babasını bulmaya çalışır. Bu aşamada çok sevdiği bisikletinin de babası tarafından para için satıldığını öğrendiyse de bu onun babasını arama mücadelesinden vazgeçirmez. Yalnızlık-ümit-başarısızlık üçgeninde sıkışıp kaldığı sırada kuaförlük yapan Samantha ile yolları kesişir. Samantha, Cyril’in bisikletini yeniden onun için satın alır ve hafta sonlarını beraber geçirmek üzere onun koruyucu anneliğini üstlenir. Elinden [...]

Mouchette, 1967 yılı yapımı Robert Bresson başyapıtı. Fransızca, ‘küçük sinek’ demek. Georges Bernanos’un kitabından uyarlama olan bu film sefalet, acımasızlık, merhamet ve toplumun kendi içinde düştüğü inkara, yalan ve de daha fazlasına işaret ediyor. Mouchette, toplumun sancılı çocuğu, vicdanlara seslenen, savaşın artıklarından kalan bir kız çocuğu. Bresson’un evrenindeki katran kalplerine sunduğu bir zıtlığın perdesi Mouchette. Kasabada Mouchette’in başından geçen olaylar silsilesi kaderi, insanın içinden asla çıkamayacağı acı gerçekliğini sunuyor. Bresson, Bir Taşra Papazının Güncesi ve Au Hasard Balthazar filmlerindeki gibi, sadeliğe yöneliyor. Mouchette’in alkolik babası, yatalak annesi ve küçük kardeşiyle kasabaya bir kasvet çöküyor. Babası, toplumun içindeki en zayıf karakter. Mouchette’e ilgisizliği, ona sertliği ve de bu zayıf karakter yapısının ardında yatan merhametsizliği Mouchette’in çemberindeki insanlara öz bir tahlil sunmakta, [...]

En arrivant chez Dali, à Figueras, invité à passer quelques jours, je lui racontais que j’avais rêvé, peu de temps auparavant, d’un nuage effilé coupant la lune et d’une lame de rasoir fendant un œil. De son côté il me raconta qu’il venait de voir en rêve, la nuit précédente, une main pleine de fourmis. Il ajouta : “et si nous faisions un film, en partant de ça ?” Bir kaç günlüğüne davetli olduğum Figueras’a Dali’ye gittiğimde kısa bir süre önce ayı kesen ince, uzun bir bulutla, bir gözü yaran usturanın rüyama girdiğini anlattım. O da bana bir gece önce rüyasında karıncalarla dolu bir el gördüğünü anlattı. Ve şöyle dedi : “bu düşlerden yola çıkarak film yapsak nasıl olur ?” Luis Buñuel [...]

Robert Bresson’un 1966 yılı yapımı siyah beyaz filmi Au Hasard Balthazar, dili Fransızca. Film, Bresson’a “Fransız Sinema Eleştirmenleri Sendikası En İyi Film Ödülü” ve Venedik’te “Jüri Özel Ödülü” getirdi. Au Hasard Balthazar (Rastgele Balthazar), ilerleyiş , filmin alt disiplini olarak kendi başına olan bir film. Bresson ne Anaakım ne de Avangard için bir eğilim veriyor. Bunların arasında sıkışıp kalmış, kendi bağımsızlığında ‘Karşı-Sinema’ diyebileceğimiz daha çok yapısalcı-göstergebilimci bir formata yakın kamera ile çekiyor Au Hasard Balthazar’ı. Benzersiz bir konumdadır Bresson. Daha çok düz çekimler yapıyor bu filminde de. Bresson’un zorlayıcı bir tarzı var dememiz mümkündür. Kendisi karakterlerini gösterirken, onların repliklerini sunmalarını isterken olay örgüsünün anlatı çizgisinin dışında, uzağında yer almasını başarabiliyor. Au Hasard Balthazar, bu bağlamda, kendini anlatı çizgisinin gelenekselliğinden uzakta [...]

Delicatessen, nam-ı diğer Şarküteri, Jean-Pierre Jeunet ve Marc Caro’nun 1991 yılında çektikleri Fransız filmi. Jeunet ve Caro’nun gerek senaryoda gerekse çekimlerde beraber çalışması Delicatessen için bir avantaj. La Cité des Enfants Perdus, Le Fabuleux Destin d’Amélie Poulain, Un long dimanche de fiançailles gibi yapımlarıyla tanıdığımız Jean-Pierre Jeunet, yine kendi toz toprak filtreleriyle geliyor Delicatessen’de. Jean-Claude Dreyfus, Dominique Pinon, Marie-Laure Dougnac gibi Delicatessen’i zirvesine çıkaran oyuncuların performansları ise seyirliği cazibeli hâle getiriyor. Fransızlar, 90 dönemlerinden 2000’li yıllara geldiğinde hangi temada film çekerlerse çeksinler kendi disiplinleri ve kuralcılıkları kaybetmiyorlar. Delicatessen, izlerken hiç sıkılmayacağınız bir film. Jeunet ve Caro’nun her bir ayrı karakter için espiritüel takıldıkları ve dolayısıyla “Aurore, gel !!!” seslerini duyduğumuzdaysa da yan roller için bile senaryo üzerinde ne kadar çalışıldığı [...]

Sayfa 1 / 3123