Düş, Gerçeklik ve Sinema – Rüya Sineması
Bekir Arslan yazdı. Kitap, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Bir rüyanın ortasında Sadık’ın rüya sineması üstüne yazdıklarını yeniden yeniden okuyorum. Sanırım rüya sinemasının -eğer böyle deyim yerindeyse- yolları, aşktan, çileden, hizmetten, zühdden, hülasa manevi arınmadan geçiyor. Rüya sinemasına, belki, arınmanın sineması da denilebilir. Ayşe Şasa – Düş, Gerçeklik ve Sinema, Sadık Yalsızuçanlar’ın 1997 yılında basılan rüya sinemasına dair denemelerinin toplandığı bir kitap. İz Yayıncılık’tan çıkan bu kitabın şuan piyasada baskısını bulmak zor. Ancak ikinci el kitapçılarda rastlanabilecek türden. Kitapta Yalsızuçanlar ile birlikte Ayşe Şasa ve İhsan Kabil’in de yazıları bulunuyor. Kitap, aynı zamanda “Yeşilçam Günlüğü” kitabının da yazarı olan Ayşe Şasa’nın başlangıç yazısı ile başlıyor. Şasa’nın bu ilk yazıda ön plana çıkarmak istediği şey, Yalsızuçanlar’ın rüya sinemasına dair fikirleri. Denemelerin ufuk açıcı, heyecan verici fikirlere sahip olduğunu şu şekilde anlatıyor: [...]
Waking Life (2001)
Ömer Bekdemir yazdı. Amerikan Sineması, Animasyon kategorisinde yayınlandı.
Waking Life, 2001 yapımı bir animasyon filmi. Yönetmen ve senarist Richard Linklater, Waking Life filminde, baş kahramanını bitmek bilmeyen bir rüyanın içine atıyor. İsmi geçmeyen baş ve tek kahramanımız rüya içersinde rüyalar görüyor. Rüyalarında onlarca insanla tanışıyor. Bütün film boyunca kahramanımızın neden bu rüyanın içinde olduğunu öğrenemiyoruz. Kahramanımızın rüyasında gördüğü kişiler varoluşculuk, evrim, reenkarnasyon, özgür irade ve algı gibi konular üzerine tartışıyor. Richard Linklater “bir sanatın kemale ermesi fikirlerin ona katılması ile olur” düsturunun gazına gelip de mi böyle fikir yığını bir eser ortaya koydu bilinmez. Bilinen, Linklater’in “Waking Life” filmiyle deneysel bir yapım ortaya koymuş olması. Filmin akışı esnasında kahramanımız bir rüyanın içinde olduğunu anlıyor ve rüyasındaki kişilerle lüsid rüya hakkında tartışmaya başlıyor. Bu konuşmalarda rüya ve gerçek üzerine [...]
Bir rüyanın hikâyesi: Jacob’s Ladder
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
Eğer ölmekten korkuyor ve yaşama sarılıyorsan, iblislerin yaşamını senden çalmakta olduğunu görürsün. Eğer ölümle barışırsan anlarsın; iblisler aslında seni hapsolduğun dünyadan özgür bırakan meleklerdir! Meister Eckhart Karanlıktaysanız eğer, bulunduğunuz yer dışarısı değil, sizin içinizdir. Adrian Lyne New York çılgın bir şehir olabilir, ama can sıkıntısından ölmezsin. Reklam — Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına göre bir yolculuk esnasında Yakup Peygamber’in kendi hayat yolcuğu, “göklerin kapısı” manasına gelen “Beytelfü” ismindeki yerde gördüğü bir rüya ile değişime uğrar. Yakup Beer-Şeva’dan ayrılarak Harran’a doğru yola çıktı. Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. (Genesis 28:10-11) Yolculuğunda kalabileceği barınakların olmaması nedeniyle güneş batana kadar olabildiğince yol yürüyor, gece vakti de yastık niyetine taş kullanıp, dinlenmeye koyulurdu. Uykuya [...]
Sinema hakikate yaklaştırma sanatı mıdır?
Ömer Bekdemir yazdı. Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Sanat, edebiyat ve sinema, bilim değil kültürdür. Onun için bu saydıklarım üzerine konuşurken bilimsel gerçeklik ifade ediyormuş gibi yapmamak lazım. Kısacası kültür alanındaki bütün (dar) tanımlar ve anlayışlar bilimsel değil görüşseldir. Görüşsel? Mutlak tanımların yapılabileceği alan kültür alanı değildir. Matematikteki toplama işleminin veya fizikteki hızın mutlak bir tanımı vardır. Bu tanımlar değişik kelimelerle yapılsa bile bütün dünya aritmetikteki işlemlerin ne anlama geldiği konusunda hemfikirdir. Sayıların sırası/değeri üzerine ve “+ ^ =” işaretlerinin işlevi üzerine mutabakat sağlamış kişilerin “2+1=3″ olduğunu kabul etmesi lazımdır. Sinema da ise bu tarz net mutlak tanımlar yapmak ve bu tanımlar üzerinden genel mantiki anlayışa varmak mümkün değildir. Sinema, insanların icadı ve tamamıyla insana dayanan bir ifade biçimidir. Onun için sinemanın evrensel kuralları yoktur. Sinemanın teknolojisi vardır [...]
Dünyanın Orta Yeri Sinema
Bekir Arslan yazdı. Kitap, Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Sinema üzerinde çokça düşünmüş ve bu işi dert edinmiş bir kişi olan Sadık Yalsızuçanlar, 2006 yılında kendisi ile yapılan bir söyleşide şöyle der: Dünya sinemadır, sinemayla daha kolay yaşanır ve çekilir bir hale gelebilir. Dünyayı anlamanın en kullanışlı ve kolay yollarından biridir. Bir bilge, ‘Dünyanın geçen kısmı hayal, kalan kısmı hülyadır.‘ der. Madem sinema bir rüya sanatıdır ve dünya yaşamı bir rüyadır, o halde sinema hayati bir sanattır. Varoluşsal bir dildir, varlığa ilişkin sorulacak sorular için elverişli bir alandır. Sinema tabii ki biraz eğlencedir, kısmen demokrattır (para yatırılacak, seyirci beğenecek ve yeni filmler için para verecek) üstelik eşitlikçi demokrasinin bir sanatıdır -herkes bakmasını (görmesini miydi yoksa?) bilir-, ama sinema daha çok bir rüya içinde rüyadır, bu gerçeğin dilidir. Dünya yaşamı, [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nostalghia (1983) için beyazıt ve güvercin
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma




