kadın etiketine sahip tüm yazılar

Uzun ovalar kovalıyor kuşları. Tersine bir dünya. Kuytulara saklanıyor bütün gelincikler. Ölüm, derinlerde. Enginliğe kanat çırpıyor bir güvercin, en uzakta. Gökyüzü kahverengi. Bir yer, zamanın inadına suskunluğunu bozmuyor. Fırtınalar öfkeleniyor, ölüm soğukluğun içinde bekliyor. Toprak karışıyor sessiz harflere. Yüzler yaşlanıyor, aynalar kristalleşiyor, yataklar kucaklıyor bedenleri. Yorgunluğun altında eziliyor çarşaflar, odunlar biraz nemli, ateşlerden su damlıyor. Su biraz daha ısınıyor bugün. Eksik bir krizantem başkalaşıyor, yabancılaşıyor suya, ateşe. Ay, pozisyonunun verdiği asaleti saadete dönüştürüyor. Bir adam vakti bekliyor. En derinlere inecek. Huzuru, tek başına değil. Yaptırımsız kalmıyor toprağa. Toprağın insanının elleri titrer. Ziller çok uzaktan çalıyor. Çocuksuz bir bahçe düşünün. İçindeki salıncaklar bile dengesiz duruyor, tahtırevanlar dengeleri alt üst ediyor. Bilinç giderek kapanıyor, kapanması gerekecek. Uzaklığın yakınında kesişiyor vücutlar. Ayrılık denilen [...]

“Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı” Hz. Muhammed (sav) / Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61) İktibas ettiğimiz meşhur hadiste İslami öğretinin kadın telakkisine dair görüşleri tüm kapsayıcılığı ve açıklığıyla âyân edilmiştir. Kadın lafzının, insanlık tarihinde yer etmiş ve edecek olan tüm  öğretiler, ideolojiler, düşünce ve inanç sistemlerinde pozitif haliyle mütabık kılınan namaz (ritüel, ispat, burhan) ve güzel koku (coşkunluk, ruhaniyet) kavramları ile birlikte zikredilmesi elbette beyhude  yada tesadüfi bir durum değildir. Örneğin, İslami öğretide namaz olarak konuşlandırılan fakat geleneksel anlayışın tersine vücut hareketleri yada dua mırıldanmalarından ziyade bütüncül bir kulluk kabulü ve ispatının tezahürü olarak hadiste yer verilen abd mefhumu (ibadet, kulluk bilinci, teslimiyet, koşulsuz itaat, ritüel), bütün geleneksel inanç öğretilerinin, semantik düşünce oluşumlarının olmazsa olmazı ve bir [...]

Véronique’in İkili Yaşamı… 1991 yapımı bu film, Kieslowski’nin Üç renk Üçlemesi‘nden önce çektiği ve aldığı ödüllerle ilgiyi hak eden bir senaryoya sahip yapımı. Filmin kendine ait şiirsel bir dili var. Üç renk Kırmızı’da da gördüğümüz Irene Jacob’u filmde Véronique ve Veronika olarak görüyoruz. Filmin dili, Fransızca ve Lehçe. Film bitince ekranda kalan absürd bir bakış oluyor sadece. Filtre renkleri Üç renk’e oranla daha sarı ve daha yeşil. Görüntü yönetmenleri filmin bu bakımdan hakkını veriyor. Klasik Fransız disiplini, teması ve Doğu Avrupa soğuk ve kült film anlayışı Veronique’in İkili Yaşamı’nda var. Cesaret isteyen sahnelerde Irene Jacob ve kuklacı arasındaki diyalog, daha doğrusu Polonya’daki Veronika ile Fransa’daki Véronique arasındaki paralel izler bizleri filmin karmaşıklığına itebilir ama dikkatle bakıldığında görülecektir ki ikili yaşamdan [...]

Yeşilçam Sineması’na bir çok eser kazandıran Ayşe Şasa’nın çeşitli dergilerde de yayınlanan yazılarının toplandığı deneme kitabıdır. İlk baskısı 1993′te yapılmış. Yazarın kendisi kitap hakkında şöyle demiş: “Modern Batı medeniyetinin bir ürünü olarak zuhur eden sinemayı, İslam medeniyetinin insanları, kendilerine has bir tarz ve yöntemle kullanırlar. Yine bizler, İslam medeniyet dairesinde yaşayan insanlar, sinemanın kuramsal hedeflerini kendi medeniyetimizin ana eğilimlerine, ana vizyonuna uygun olarak tarif etmekte özgürüz. Bizler, Batı sinemasının ürünlerini de kendimize has açıdan okuma; bu konuda kendi değerlerimizi ve vizyonumuzu temel alan tahlil ve eleştiri yöntemleri kullanma imkânlarına sahibiz. Bütün bu eğilimler neticesinde, modern Batının teknolojik bir ürünü olarak zuhur eden sinema, Geleneğe mâl edilmiş olur. Geçenlerde çok genç bir derviş dostum bana şöyle dedi: Sinemayı seviyordum, tasavvuf ile [...]

Batı’nın çok şeyi var, teknoloji, sağlık, refah… Ancak bir şeyi yoktur ve o da, Batı insanının bir zamandan beri şaşırmayı unutmuş olmasıdır. Artık hiçbir ilmî keşif, refah seviyesini yükseltecek yeni bir imkân sizi şaşırtmıyor. Fakat Şark şiiri kesinlikle sizi şaşırtacaktır. Satyacid Ray, Hintli Yönetmen Hollywood’un egemenliğindeki seyirci, Bergman, Fellini, Visconti, Berson, Ozu vs. gibi yönetmenlerin eserlerine benzer filmler görmekten ümidini kesmişken, birdenbire sıra dışı gelen İran sinemasıyla karşılaştı. Sinema, İran’ın modern bir dünyada dini bir yaşama tarzı oluşturma tecrübesi sırasında, sanatçıların kendilerini özgür hissettikleri bir estetik alan durumundadır. Bu alan, modernlikle din arasındaki anlaşmazlık konularının açıkça tartışılmaya başlandığı bir zemine dönüştü. Sinema, düşünce özgürlüğünden siyasal ve kültürel kurumların yapısına, sansürün ölçülerinden sivil topluma, emri bil maruf nehyi anil münker‘den hicaba [...]

Sayfa 1 / 212