kafes etiketine sahip tüm yazılar

Yusuf ile Kenan, yetmişli yılların sonunda çekilmiş, köyden kente göçü konu alan bir film. İki kardeşin şehirdeki çırpınışları ve bu mücadele üzerinden birtakım şeyler anlatma çabası belgesel tadı veriyor filme. Açlık, evsizlik, kimsesizlik ne demektir lügatlerden öğrenemeyiz. Biraz tahmin etsek de büyük insanlara kondururuz hep, çocuklar el üstünde tutuluyor diye düşünmek isteriz. Ben ne zaman dinlesem, ilk acıklı hikâyeleri ilkokulda okuduğumuzdan olacak, masal gibi, efsane gibi gelir. Bizzat şahit olmadığım ve yaşamadığım için de bir sokak çocuğunun hikâyesi ile filmdeki bir sokak çocuğunun hikâyesi aynı duyguyu uyandırır: ‘acımak’. Televizyonda izliyorsak kanalı değiştiririz, gerçekte görmüşsek önlerinden geçip gideriz. Yahut filmde ise elimizden bir şey gelmez, gerçekte görmüşsek bir şeyler yapabiliriz. İşte bu farklılığa, bu farkındalığa aynel yakin deniliyor. Nitekim acımak ve [...]

Claude Weiss‘in çekmiş olduğu kısa bir animasyon filmi. Fransızlar son yıllarda kısa filmlerde oldukça başarı gösteriyorlar.  Aslında tüm bunlar, tamamiyle bir disiplin içinde olmaları ve de seyirciye kendi evrenlerini tanıtma fırsatını vermeleri kaygısından kaynaklanmaktadır. Düzen, hiyerarşi ve şehirlerde yaşanılana bir gönderme bu 12 dakikalık kısa film. Düzen içerisinde olan insanlar ve onları tepeden denetleyen, gözetleyen kuşlar. Kafalarında kafes olan insanlar ve onun içinde de kırmızı bir balon özgürlüğün iki boyutlu halini göstermektedir. Sisteme yenik düşenlerin, başkaldıranların başvurduğu tek çare, kafeslerini açıp gökyüzüne balonu bırakmak. Ama kuşlar bu balonların daha da yükselmesine ne yazık ki izin vermiyor. Soğuk bir dünyada iç içe girmişliğin bir tablosu. Sistemin tepesinde duranlar ve çalışanların kendi disiplinleri içinde ne kadar süre yaşantılarına devam edebileceğini, tepeden inmecilikle [...]