kan etiketine sahip tüm yazılar

- Dinle, senden bir mezar kazmanı istiyorum. Biraz doğuya gitmelisin. Hayır, hayır, hayır. Doğuya dedim. – Beni görüyor musun? – Elbette. Şu anda seni izliyorum. – O zaman buraya gelip neden yeri göstermiyorsun? – Şu an çok uzaktayım. Dürbünle bakıyorum. Şimdi doğudaki mezarlığın oraya git ahbap. – Neresi doğu? – Yönleri bilmiyor musun, evlat? – Bana sıcaksın ya da soğuksun der misin? – Tamam, şu anda donuyorsun… Sıcaklaşmaya başladın… Hayır, hayır şu an sıfırın altındasın! Yeniden ısınmaya başladın… Hayır, hayır! Ne kadar beceriksizsin, oraya geliyorum. Özgürlük biriktirir insan. En uzaklar için. Oradaki muhteşemliğin hayalini kurar ve orayla mutlu olur. Zira bir yanı daimi eksiktir insanın. Orayla tamamlamak ister zihnini, rüyalarını. Özgürlüğe kaçmak, bir soğuk atlastan ötedir. Bir adımdır, miladın mührüdür bu. [...]

Aslında sürekli ön planda kalan şeylerden hep uzak durmuşumdur. Daha doğrusu uzak durmaya çalışmışımdır. Bunun nedeni popüleriteden bir nebze olsun tırsmam olabilir. Çok satan kitapları hep bir kaç sene geçtikten sonra okumak isterim mesela. Müzikleri geriden takip ederim. Çok fazla neden aramaya gerek yok sanırım. Kültürden ne anladığımı tam olarak dile getiremesem de kendi içimde yaşıyorum galiba bazı şeyleri. Filmler için de bunu söyleyebilirim. Çok ses getiren bir film bazı zamanlar nedense bende herhangi bir heyecan uyandırmaz. Bunun için festivallerde gösterilen veya bir kaç bin kişinin ancak izleyebildiği filmleri merak etmişimdir hep. Kısa filmler bu sınıfa dahildir mesela. Bu konu ile alakalı geçen senelerde izlediğim bir film aklıma geldi. 2009 Fransız yapımı. “Micmacs à Tire-Larigot“. Festival tadında. Görselliği ise başka [...]