kısa film etiketine sahip tüm yazılar

Anlatıldığına göre valinin biri dervişin olduğu odaya girince dervişin ayağa kalkmamasına sinirlenir ve aralarında şu konuşma geçer: – Neden ayağa kalkmadın? Benim kim olduğumu bilmiyor musun? – Hayır bilmiyorum. – Valiyim ben! – Peki sonra ne olacaksın? – Sonra belki vekil filan olurum. – Ondan sonra? – Başbakan, belki cumhurbaşkanı. – Ya ondan sonra? – Eh daha ne olsun, hiiç. – İşte ben o hiçim efendim, o yüzden ayağa kalkmadım. Bir üst makam, biraz daha maaş, daha fazla saygı derken söz gelip, hiç’e dayanıyor. Mesnevi’de yalnız söz ile ifade edilen bu menkıbe “İstihdam” (El Empleo) kısa filminde konuşma olmaksızın, görüntü ile işlenmiş. Altı dakikalık kısa filmde bir adamın uyanıp işyerine gitmesi anlatılıyor yalnızca. Çizgi-filmdeki eşyaları konuşmayan, hayati bir fonksiyonu olmayan insan [...]

Üç kadın bakıyor uzaklara, aynı yönden. Rüzgâr esiyor gizlice, böyle bir şey daha önce olmamıştı çünkü. Gizem var, göç de. Sürgün yeri gibi ortalık. İnsan kendi göçünü yaşarken geriliyor ipler boğazına. Macaristan bugün kendi köklerine iniyor, bahçeler siyah beyaz, renklendirilmişliğin isyanı artık yok. Sesi uzaklarda yankılanıyor. Pusuda bekleyen ölümün soğuk sessizliği, sinsice, bazen acımasızca, bazen kibarca. Hiçbir şekilde son bulmuyor. Bir öfke beliriyor en uzaktan. Tepelerde kraliçelerin yasları yatıyor. Gökyüzündeki krallar bugün bir kez daha sağanak lanetin altında kalıyor. Yeryüzü, gökyüzünün limitlerini zorluyor. Değişmediler. Asla. Bu, mutlak gücün altında kalmak demek. Ama, görünenin ötesindekiler avuçluyor toprağı, kuşlar özgürlük getiriyor, ölüler darağacının gölgesinde uzanıyor. Perdeler inmiyor, gözlerin gittiği yerde siyahlığın yansımaları hâkim. Üç kadın bakıyor uzaklara, aynı yönden. Bir gong sesini [...]

Oturuyor sırasında. Çantası her zamanki gibi güzel, kırmızı parlıyor uzaktan. Sınıf sessiz. Kimsecikler yok. Dara’nın saçları bugün biraz daha siyah. Naderi, kalemle bir şeyler çiziyor. Dara, aldığı kitabı geri veriyor Naderi’ye. Kitap yırtılmış ucundan, azıcık. Naderi, küçük öfkesini gizlemiyor, o da gidip Dara’nın kitabını yırtıyor. Bundan sonrası küçük çocukların savaşına dönüşüyor. Sıralar onlar için bir disiplin, yerlerse mücadele alanını oluşturuyor. Şahitlik edecek kimse yok sınıfta. İnsan insanla çözümsüzlüğü sorguluyor. İnsan, sorunları karşısında olumsuzluğun getirdiği negatiflikle hareket edebiliyor çoğu kez. Bu noktada o da zarar vermeyi tercih ediyor, sorunun çözüm noktasına odaklanmayıp zarar verene zarar veriyor, yıkmayı seçiyor. Kiyarüstemi’nin kısa filmindeki bu iki çocuğun fıtratı da bu şekilde eyleme dönüşmeyle yüz yüze kalıyor. İkisi arkadaş olmasına rağmen, bir anda düşman kesiliyor. [...]

When I look back I see the landscapes That I have walked through But it is different All the great trees are gone It seems there are Remnants of them But it is the afterglow Inside of you Of all those you met Who meant something in your life Olav Rex – 1977 Norveçli yönetmen Morten Skallerud’un 1991 yılında seyircisiyle buluşan kısa filmi. A year along the abandoned road, 1988-1989 yılları arasında neredeyse 105 günü aşan bir süre içerisinde time-lapse  tekniğiyle hazırlanmış. Film, Norveç’in Borfjord Balıkçı Kasabasında, gölün etrafında kameranın dolaşmasıyla sürüyor. Kamera sadece o bölgeyi geziyor. Birkaç saniyenin bir güne denk gelmesi sıradışı bir özellik kazanmasına sebep oluyor. Super Panavision 70 ile çekilen Skallerud’un bu yapımında saniyeler ilerledikçe günler, [...]

Uzun ovalar kovalıyor kuşları. Tersine bir dünya. Kuytulara saklanıyor bütün gelincikler. Ölüm, derinlerde. Enginliğe kanat çırpıyor bir güvercin, en uzakta. Gökyüzü kahverengi. Bir yer, zamanın inadına suskunluğunu bozmuyor. Fırtınalar öfkeleniyor, ölüm soğukluğun içinde bekliyor. Toprak karışıyor sessiz harflere. Yüzler yaşlanıyor, aynalar kristalleşiyor, yataklar kucaklıyor bedenleri. Yorgunluğun altında eziliyor çarşaflar, odunlar biraz nemli, ateşlerden su damlıyor. Su biraz daha ısınıyor bugün. Eksik bir krizantem başkalaşıyor, yabancılaşıyor suya, ateşe. Ay, pozisyonunun verdiği asaleti saadete dönüştürüyor. Bir adam vakti bekliyor. En derinlere inecek. Huzuru, tek başına değil. Yaptırımsız kalmıyor toprağa. Toprağın insanının elleri titrer. Ziller çok uzaktan çalıyor. Çocuksuz bir bahçe düşünün. İçindeki salıncaklar bile dengesiz duruyor, tahtırevanlar dengeleri alt üst ediyor. Bilinç giderek kapanıyor, kapanması gerekecek. Uzaklığın yakınında kesişiyor vücutlar. Ayrılık denilen [...]

Sayfa 1 / 41234