lehçe etiketine sahip tüm yazılar

Dekalog 7, Siedem (1989) “Çalmayacaksın” — Bir adam öküz ya da davar çalıp boğazlar ya da satarsa, bir öküze karşılık beş öküz, bir koyuna karşılık dört koyun ödeyecektir. Bir hırsız bir eve girerken yakalanıp öldürülürse, öldüren kişi suçlu sayılmaz. Ancak olay güneş doğduktan sonra olmuşsa, kan dökmekten sorumlu sayılır. Hırsız çaldığının karşılığını kesinlikle ödemelidir. Hiçbir şeyi yoksa, hırsızlık yaptığı için köle olarak satılacaktır. Çaldığı mal – öküz, eşek ya da koyun – sağ olarak elinde yakalanırsa, iki katını ödeyecektir. Tarlada ya da bağda hayvanlarını otlatan bir adam, hayvanlarının başkasının tarlasında otlamasına izin verirse, zararı kendi tarlasının ya da bağının en iyi ürünleriyle ödeyecektir. Birinin yaktığı ateş dikenlere sıçrar, ekin demetleri, tarladaki ekin ya da tarla yanarsa, yangın çıkaran kişi zararı ödeyecektir. [...]

Véronique’in İkili Yaşamı… 1991 yapımı bu film, Kieslowski’nin Üç renk Üçlemesi‘nden önce çektiği ve aldığı ödüllerle ilgiyi hak eden bir senaryoya sahip yapımı. Filmin kendine ait şiirsel bir dili var. Üç renk Kırmızı’da da gördüğümüz Irene Jacob’u filmde Véronique ve Veronika olarak görüyoruz. Filmin dili, Fransızca ve Lehçe. Film bitince ekranda kalan absürd bir bakış oluyor sadece. Filtre renkleri Üç renk’e oranla daha sarı ve daha yeşil. Görüntü yönetmenleri filmin bu bakımdan hakkını veriyor. Klasik Fransız disiplini, teması ve Doğu Avrupa soğuk ve kült film anlayışı Veronique’in İkili Yaşamı’nda var. Cesaret isteyen sahnelerde Irene Jacob ve kuklacı arasındaki diyalog, daha doğrusu Polonya’daki Veronika ile Fransa’daki Véronique arasındaki paralel izler bizleri filmin karmaşıklığına itebilir ama dikkatle bakıldığında görülecektir ki ikili yaşamdan [...]

“‎Bil ki; yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.” Tolstoy böyle diyor. Hayatın eşitliğine dem vuruyor, adalet çarkına iplerini bırakıyor. Beyaz, bir sadelikle ilerliyor Kieswloski’nin bu serisinde. Ritmik ve Antonim duyguların bir tablosu. Üç Renk Beyaz, Krzysztof Kieslowski‘nin pastoral senfonisi. Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi (Trois Couleurs) içinden bir ‘beyaz’. Fransızca olarak şöyle diyor Kieslowski ‘Beyaz’  için: “C’est une histoire sur la négation de l’égalité. Le concept d’égalité suggère que nous sommes tous égaux. Or je pense que ce n’est pas vrai. Personne ne veut vraiment être l’égal de son prochain. Chacun veut être plus égal. “ “Eşitlik kavramı üzerine bir hikaye. Eşitliğin kelime anlamı hepimizin eşit olduğunu belirtiyor. Halbuki ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. [...]