mevlana etiketine sahip tüm yazılar

“Tanrı, iradesini egemen kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini egemen kılmak için Tanrı’yı kullanır.” Giordano Bruno Yeryüzünde hep sürgündük biz. Aşklarımız da oldu; acılarımız da. Hiçbir vatan, vatan olmadı bize. Çünkü Hz. Adem’den beri, kovulduğumuz yeri arıyor, kovulduğumuz yere döndürülmenin hasretini çekiyoruz. Mevlana’nın ney kamışı metaforu gibi, koparıldığımız sazlığa gitmenin özlemiyle yanıp tutuşuyoruz. Dışarıya adımımızı attığımız an ötelere gideceğimizi, hızlı adımlarla yol alıp ilerleyeceğimizi sanıyoruz ama akşam döndüğümüz yer yine evimiz oluyor. Dönüp dolaşıp aynı çilehaneye geliyoruz. Koşu bandında koşan bir adam gibi, koşuyoruz ama ilerleyen sadece zannımız. Bagno Vignoni’nin delisi Domenico da böyle yapardı. Hurdaya çıkmış bisikletinin üstünde pedal çevirir dururdu saatlerce, hiç ilerlemezdi. Çünkü bilirdi Domenico, uğraş boşa. Hem uğraşmaya değer miydi [...]

“Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı” Hz. Muhammed (sav) / Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61) İktibas ettiğimiz meşhur hadiste İslami öğretinin kadın telakkisine dair görüşleri tüm kapsayıcılığı ve açıklığıyla âyân edilmiştir. Kadın lafzının, insanlık tarihinde yer etmiş ve edecek olan tüm  öğretiler, ideolojiler, düşünce ve inanç sistemlerinde pozitif haliyle mütabık kılınan namaz (ritüel, ispat, burhan) ve güzel koku (coşkunluk, ruhaniyet) kavramları ile birlikte zikredilmesi elbette beyhude  yada tesadüfi bir durum değildir. Örneğin, İslami öğretide namaz olarak konuşlandırılan fakat geleneksel anlayışın tersine vücut hareketleri yada dua mırıldanmalarından ziyade bütüncül bir kulluk kabulü ve ispatının tezahürü olarak hadiste yer verilen abd mefhumu (ibadet, kulluk bilinci, teslimiyet, koşulsuz itaat, ritüel), bütün geleneksel inanç öğretilerinin, semantik düşünce oluşumlarının olmazsa olmazı ve bir [...]

Geçiyorum, Müslüm Gürses, “sensiz olmaz” şarkısını söylüyor… “bu sabah yalnız uyandım sensiz olmaz, sensiz olmaz tanıdık kokular yok sensiz olmaz kahvaltım anlamsızdı sensiz olmaz, sensiz olmaz ilk sigaram bile tatsızdı sensiz olmaz….” “seninle de olmuyor” diyorum belli belirsiz. Kitabı açıyorum, “biri on yıl ilim okur, bir çıra bile yakamaz. Biri bir harf duyar, onun içi yanar…” Şiirsel gidişi bozacak şekilde yazıya giriş yapıyorum… Bu satırları Sadık Yalsızuçanlar’ın bir bilgenin hayatını anlattığı Cam ve Elmas kitabında okumuştum. Müslüm Gürses’i de bu satırlardan sonra dinlemiştim, ilk defa, dikkatle ve his ile. ‘Sensiz olmaz’ parçası çarpıcıdır. ‘Neredesin Firuze’ filminden sahneler de katılarak çekilmiş bir klibi var şarkının. Sahneler arasında Müslüm Gürses de gösteriliyor, elinden düşmeyen sigarası ile. Yüzüne bakıyorum ‘sensiz olmaz’ derken, dertli, [...]