mezar etiketine sahip tüm yazılar

Öldürmeye, yaşatmaya, ölmeye ve yaşamaya dair… Öldürmeye… Zihin yapısının çokça karışık olduğunu iplik yumağına benzeten ve onunla açıklayan bir dostum, öfke anında insanın birçok duygusunun kilitlendiğini, analiz yeteneğini kaybetmesinin saniyeler sürdüğünü ve ancak sakinlik, sukunet ile anlık öfkenin biterilebileceğinden bahsetmişti. İplik gibi karışıkken, bir ucundan tutulduğunda kısa zorluk sonunda kolayca çözülen. Peki ya uzun süreli öfke? Tûfi bundan şöyle bir ders çıkarmış: Kime bir başkasından hoşuna gitmeyen bir şey gelecek olursa, hemen hatırlasa ki eğer Allah dileseydi bu olmazdı, öfkesi dağılır. Çünkü, böyle düşündüğü halde öfkesinin devamı onun, Allah’a öfkelendiğini ifade eder. Bu ise, ubudiyete aykırıdır. Sadece anlık öfke ile başa çıkabilmenin çözümü gibi görünen bu durum öfke ile yoğrulan bir kalbin de ilacı olmaya namzettir. Zihin başta olmak üzere [...]

Bıraktığım mektuplar adreslerine teslim edildiğinde bir mektup daha alacaksınız. Suskunluğumu bozmuş sözümü tutmuş olacağım! İşte o zaman mezarıma bir taş koyup, güneşe bakacak şekilde adımı yazabilirsiniz! Nawal Marwan Anlatılması zor hadiseler vardır. Anlatmak istersiniz ama yapmanız gereken tek şey o an susmaktır. Bazen gerçeklerin karşısında herkesin susması gerekir. Herkes susarken siz haykırmak istersiniz ama haykıramazsınız. İşte “Incendies”, tam da böyle bir kadının, hayatı darma dağın olmuş bir kadının hikâyesini anlatıyor. Savaşın tam ortasında onlarca zulümle karşılaşmış ve hayatına devam edebilmek için yurtdışına kaçmış bir kadının hikâyesi. Türkçe’ye “İçimdeki Yangın” olarak çevrilmiş. Yönetmen Denis Villeneuve tarafından 2010 yılında çekilmiş. Olayın geçtiği yer ise Lübnan. İki kardeşin, ağabeyini ve babasını bulmaya çalışırken karşılaştıkları sürprizleri anlatıyor. Bu hikâyeyi izlerken bir taraftan da Orta Doğu’nun [...]