Inception (2010)
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Bu Filme Şiir Yazılır kategorisinde yayınlandı.
İnsanlar uykudadır, öldükleri vakit uyanırlar. (Hadis-i Şerif) – Fikir dirençlidir ve çabuk yayılır. Fikir beyne bir kez yerleşti mi yerinden sökmek imkânsızdır. İyice şekillenmiş ve kavranmış bir fikir bir yere saplanıp kalır. (Cobb) Inception, iki ayrı hakikati tek bir hikâyede anlatabilmeyi denemesi açısından önemli bir film. Kurgu itibariyle yapısının anlaşılması çetrefilli hâle gelse de asıl olarak basit bir o kadar da zor. Bunu sadece bir macera, bilim-kurgu filmi olarak düşünmekten de uzak durumdayım. Ve uzun zamandır bu vesile ile bazı konularda okumalar yapmam benim nazarımda bu filmi daha değerli hâle getiriyor. Temel manada iki hikâyeden ibaret olduğunu söylemiştim. Bunları kısaca “rüya, gerçeklik” ve “zihne fikrin yerleşmesi” başlıkları altında değerlendirebiliriz. Bedîüzzaman, Lemeât isimli eserinde dimağı (beyin, bilinç, şuur, akıl) anlatırken ilginç bir terkip kullanır: [...]
Kars’ı Gezici Festival için gittiğimde ‘keşfettim’. Daha önce de gördüğüm bir şehirdi fakat o zaman hayal kurma imkânını bulamamıştım. Benim için ‘sinematografik’, ‘hayal kurma imkânı veren’ demek. Kars bu anlamda sadece coğrafyası ve mimarisiyle değil, insani yaşam ritmiyle de bir hayal yeri. Beni ilgilendiren Kars’ın doğululuğu değil de yüksekliği. Kars hem coğrafi hem de manevi anlamda yüksek bir yer. Zaman anlamında da yüksek, sanki o yükseğe asılmış, bütün zamanlara tepeden bakıyor gibi. İnsan kendini orada ‘yüksek’, yani özgür hissediyor. Kars kolay kolay belli bir zamana ait olduğu söylenecek yer değil. Filmlerimde hep ‘geniş zaman’ kullanmaya çalıştığım için, Kars bu zamanlar ötesi zenginliğiyle beni çok çekti. Zaten unutamadığım tatlı melankolisi de buradan geliyor. Beni en çok etkileyen Atatürk heykelinin bulunduğu meydan. [...]
Savaşın ta kendisi: One Hundredth of A Second!
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Etkileyici Filmler, Kısa Film kategorisinde yayınlandı.
Yapımcı, yönetmen Susan Jacobson ve Alex Boden tarafından gerçek bir hikayeden esinlenerek hazırlanmış, bir savaş fotoğrafçısının yaşadığı ikilemi anlatan çarpıcı bir kısa film. Bir insan tehlikedeyken ona yardım mı edersiniz yoksa fotoğraf çekmeye devam ederek işinizi mi yaparsınız? İç dünyalarda, vicdanlarda buna benzer tercihlerle karşı karşıyadır insan. Ve o tercih anında insan hürdür, kendi vicdanı ile başbaşadır. Ve sonunda pişmanlık varsa bilinir ki bu insanda büyük yaralar açar. Zihnine nakşedilmiştir artık. İkilemi daha da artar, geçmişe dönmek ister, hatasını telafi etmeye çalışır. Fakat nafiledir. İmtihan bitmiştir. Aslında insanın nefsi ile yaptığı mücadelenin de bir göstergesidir bu film. Ve içerisinde ciddi eleştiriler barındırmaktadır. Savaşın içinde olan insanların aslında en büyük savaşlarının kendileriyle olduğunu farketmek veya farketmeye çalışmak imtihanın ta kendisi olsa gerektir. Sahi [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nostalghia (1983) için beyazıt ve güvercin
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma




