Offret etiketine sahip tüm yazılar

Bir rüyanın ortasında Sadık’ın rüya sineması üstüne yazdıklarını yeniden yeniden okuyorum. Sanırım rüya sinemasının -eğer böyle deyim yerindeyse- yolları, aşktan, çileden, hizmetten, zühdden, hülasa manevi arınmadan geçiyor. Rüya sinemasına, belki, arınmanın sineması da denilebilir. Ayşe Şasa – Düş, Gerçeklik ve Sinema, Sadık Yalsızuçanlar’ın 1997 yılında basılan rüya sinemasına dair denemelerinin toplandığı bir kitap. İz Yayıncılık’tan çıkan bu kitabın şuan piyasada baskısını bulmak zor. Ancak ikinci el kitapçılarda rastlanabilecek türden. Kitapta Yalsızuçanlar ile birlikte Ayşe Şasa ve İhsan Kabil’in de yazıları bulunuyor. Kitap, aynı zamanda “Yeşilçam Günlüğü” kitabının da yazarı olan Ayşe Şasa’nın başlangıç yazısı ile başlıyor. Şasa’nın bu ilk yazıda ön plana çıkarmak istediği şey, Yalsızuçanlar’ın rüya sinemasına dair fikirleri. Denemelerin ufuk açıcı, heyecan verici fikirlere sahip olduğunu şu şekilde anlatıyor: [...]

Ivanovo Detstvo, 1962 yılı Sovyetler Birliği yapımı ve Andrei Tarkovsky’e 1962 Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan Ödülü’nü getiren ve uluslararası üne kavuşmasını sağlayan bir film. Film, Tarkovsky’nin ilk uzun metrajlı yapıtı. Ivanovo Detstvo (Ivan’s Childhood – Ivan’ın Çocukluğu) genç bir keşif erinin öyküsünü ele alıyor. Tarkovsky’nin Ivan’ı ilk dönem filmlerinden biri olup, Nostalghia, Stalker, Offret ya da Zerkalo gibi yapımlardan kendi sinemasal diliyle ayrılır. Ivan, savaşta annesini ve kız kardeşini kaybetmiş ve de dolayısıyla içindeki intikam alma duygusuyla bir çocuk olup savaştaki çizgisini belli eder. Tarkovsky’nin savaş ile bir çok yere gittiği bu filmde aslında aksiyon yoktur. Yani biz ne bir savaş manzarası görüyoruz, ne de birbirlerini öldüren askerler. Perde dışı sesler, fizikselin gerçeklikle algılanıp bir sanrıya dönüştüğü nettir Ivanovo [...]

“Bugüne kadar yaptıklarımız, ne yapılmaması gerektiğinin göstergesidir.” (Lütfi Akad) Türk Sineması’nın en büyük yönetmenlerinden biri olan Ömer Lütfi Akad’ın ölümünün bu kadar sessiz karşılanmasının, Türkiye’de sinemaya ve sinema emekçilerine dair hassasiyetin kalibresini ölçmek adına en önemli materyallerden biri olduğunu ifade etmeliyiz. Sancılı hamilelik dönemlerinden sonra emeklemeye başlayan Türk Sineması’nı ayağa kaldıran iki yönetmenden biridir Ömer Lütfi Akad. Diğeri şüphesiz ki Metin Erksan’dır. Ardından gelen Ömer Kavur, Yılmaz Güney, Erdal Kıran gibi isimler de bayrağı taşımış ve ustalarının çizdiği yolda pürdikkat yürümüşlerdir. Fakat bu 3 isimden de sadece Yılmaz Güney geniş kitlelere ulaşmaya vakıf olabilmiştir. Bu vukufiyette Güney’in sinema karakterinden ziyade siyasi karakterinin ön planda olduğunu da düşünürsek; Türkiye’de unutulanla şöhret olan arasında sinemasal bir uçurum olduğunu iddia etmenin mesnetsiz bir [...]

“Başlangıçta söz vardı…” Tarkovsky’nin varoluşsal yapıtı Offret. Nam-ı diğer “Kurban”. 1986 yılı yapımı olan Offret’in dili İsveççe, İngilizce ve Fransızca olup görüntü yönetmenliğini Ingmar Bergman’ın 1963 yılı yapımı olan Tystnaden’inde de görev alan Sven Nykvist yapmıştır. İsveç’in uçsuz bucaksız doğasında çekilen Offret, yönetmen Andrei Tarkovsky’nin oğlu Andriosha’ya ithaf edilmiştir. Filmin süresiyse 149 dakika. Leonardo da Vinci’nin Üç Kralın Tapınışı resmiyle başlayan dram, İsveç’in huzur veren ve bir o kadar da içinde sıkıntıyı barındıran coğrafyasında gelişiyor.  Tarkovsky’nin felsefi tabanda daha çok egzistansiyalist bir bakış açısıyla diyebileceğimiz unsurları ve imgelemeleriyle betimlediği Offret’in kendi dili var. Alexander’ı oynayan Erland Josephson’un oyunculuğu takdire şayan. Kendi varoluşunda kaybolan, monologlarıyla tanrı arayışını sorgulayan, kelimelerini bize aslı geri vermeyen güçlü ve bir o kadar da acizliği içinde [...]