rahatsızlık etiketine sahip tüm yazılar

Kuşlar çığlık atarak siyah gökyüzünde uçuyorlar, İnsanlar sessiz, beklemek kanıma acı veriyor. Meša Selimović Sinekler ısırıyor, hava sıcak. Yağmurun habercisi, hararetin en yoğun olduğu dakikalardır. Sabahın habercisinin gecenin en karanlık anının sabaha en yakın olan zifiri karanlığı olduğu gibi. İnsanlar bu yüzden sessiz. Hararete rağmen. Medeniyetin tam ortasında kurulmuş sirki izler gibi. Yugoslavya’nın bozkırı andıran yeşil tepelerini izlediler. Bosna’yı, Makedonya’yı, Arnavutluk’u izler gibi. İnsan kimi zaman çember içinde kalır. Çıkamaz, çünkü çember asla yuvarlak değildir. İki nokta arası daima bir köşe oluşturduğundan dolayı insan asla çember çizemez. Teknik imkanlarla bilgisayar programları ile de çizilemediği gibi. Çemberin başladığı nokta bittiği nokta ile aynıymış gibi gözükse de arasındaki uzaklık kadar fark vardır. Zaman asla ölmez. Bir nehirde aynı suyun daha sonra hiç akmayacağı gibi. Çemberin [...]

Film izleme ve beğenme konusunda bazı zamanlarda duygularımla hareket ettiğimi farkediyorum. Bir karakterin ufak bir hareketi olsun, gereksiz gibi gözükebilen, laf arasında söylenmiş küçük bir cümle olsun, beni filme bağlamak ve onu sayısız kez izlemek için yetiyor. Ara ara bazı sahnelerini tekrar kolaçan ettiğim bir çok film mevcut. Bunun yanı sıra izledikten sonra yüzüne bile bakmayacağım ve benim için bir şey ifade etmeyen filmler de var ki bu gayet doğaldır. İşte burada zevkler ve renkler durumu ortaya çıkıyor. Konuyu özelleştirip bir Onur Ünlü filmi olan Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi üzerinden gidelim. Filmin hikâyesi, işlenişi, kurgusu, teknik konuları…vs hakkında çok fazla şey söylemek istemiyorum. İfade etmek istediğim başka şeyler var. Bir insan başka ülkelerin sinemasından neden hoşlanmaz? Yine [...]