The Help, Amerikalı yazar Kathryn Stockett’in 2009 yılında yayınlanan ilk romanının ismi. Yüz haftada beş milyon kopyası satılmış ve 2011 yılının Ağustos ayında “The New York Times Çok Satanlar Listesi“ne girmeyi başarmış. Türkiye’de ilk baskıları “Yardımcı” ismiyle yayınlanmışken sonraki baskılarında ismi “Duyguların Rengi” olarak değiştirilmiş. 2011 yılında aynı isimle senaryosuna yazarın da katkısıyla sinemaya uyarlanmış. Amerika’da ırkçılığın tavan yaptığı bir dönemde 1960 yılında Mississipi eyaletinin Jackson bölgesinde beyazların yaşadığı evlerde, Afrika kökenli siyahilerin hizmetçi olarak insanların yaşadıklarını anlatır. Yazarın da doğup büyüdüğü yer olması dönemin şartlarını şu zamana aktarmak kendi açısından faydalı olmuş. Filmin baş karakteri Skeeter, öğrenciliği bittiğinden dolayı yaşadığı yere dönmüş ve normal bölgesel bir gazetede işe girer. Yazı işlerinde kendisini geliştirmesi için ev işleri ile alakalı yazılar [...]
Korkunun türleri: Vampir
Ömer Bekdemir yazdı. Avrupa Sineması, Çok Korkunç Filmler kategorisinde yayınlandı.
Sinema tarihinin ilk vampir filmi diyebileceğimiz ”Nosferatu” filminin galası 4 Mart 1922 tarihinde, Almanya’da yapıldı. Bu dehşet senfonisi Bram Storker’ın meşhur ”Drakula” romanının ilk film uyarlamasıdır. Fakat uyarlama izinsiz olarak hayata geçirildiği için telif haklarını ihlal ediyordu. Stoker’in dul eşi, filmin gösterime girdiği sene, mahkemeye başvurarak filmin kopyalarının yok edilmesi kararını çıkarttırdı. Bunun üzerine filmin yönetmeni Friedrich Wilhelm Murnau karakterlerin isimlerini değiştirdi ve hikayeyi Almanya’ya taşıdı. Mahkeme kararına bağlı kaldı ve kopyaların yok edilmesine direndi. Yine de filmin bir çok kopyası yok edilmedi, bunun bir sebebi filmin dış ülkelere satılmış olmasıydı. – Vampirler zombiler gibi sinema sayesinde fiktif canlılara dönüşmedi. Vampirlerin, onsekizinci yüzyılın ortalarında bile, edebiyatta yerleri vardı. Alman şair Heinrich August Ossenfelder’in 1748 yılına ait ”Der Vampir” adlı bir [...]
Midnight In Paris; Havada nostalji kokusu var!
Kübra Cılız yazdı. Amerikan Sineması kategorisinde yayınlandı.
“Havada nostalji kokusu var!” Midnight In Paris için bu düşünceyi savunmanın pek de yanlış olacağı kanısında değilim. Anlatmak istediği her şehri kendi boyasıyla boyayan Woody Allen, bu kez de Paris tutkunu olan ve yazar olmaya çabalayan bir damat adayı üzerinden hikâyesini klişeden uzak görücüye çıkarıyor. Vakt-i zamanında Hemingway “Paris bir şenliktir” demiş; fakat bu filmde Paris, tek başına şenlik olmaktan da çıkıp dünü bugüne, bugünü de düne taşımış. Zamanda yolculuğa çıkaran Allen 1920’lilerin sanatının büyüsünde gezdiriyor. Bu gezintide beğenmediği kalıpları yanlış gören göze parmak şeklinde kendi çağını beğenmeyerek geçmişe özlem duyma duygusunu da taşlıyor. Şöyle ki; Paris’e tatile giden Amerikalı bir çift ile karşılaşıyoruz. Peşi sıra kız tarafının anne ve babasını tanıyoruz, lüks müptelalığıyla her konuşmasına şahit oluyoruz, “ucuz ucuzdur” [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nostalghia (1983) için beyazıt ve güvercin
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma




