rusya etiketine sahip tüm yazılar

“Tanrı, iradesini egemen kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini egemen kılmak için Tanrı’yı kullanır.” Giordano Bruno Yeryüzünde hep sürgündük biz. Aşklarımız da oldu; acılarımız da. Hiçbir vatan, vatan olmadı bize. Çünkü Hz. Adem’den beri, kovulduğumuz yeri arıyor, kovulduğumuz yere döndürülmenin hasretini çekiyoruz. Mevlana’nın ney kamışı metaforu gibi, koparıldığımız sazlığa gitmenin özlemiyle yanıp tutuşuyoruz. Dışarıya adımımızı attığımız an ötelere gideceğimizi, hızlı adımlarla yol alıp ilerleyeceğimizi sanıyoruz ama akşam döndüğümüz yer yine evimiz oluyor. Dönüp dolaşıp aynı çilehaneye geliyoruz. Koşu bandında koşan bir adam gibi, koşuyoruz ama ilerleyen sadece zannımız. Bagno Vignoni’nin delisi Domenico da böyle yapardı. Hurdaya çıkmış bisikletinin üstünde pedal çevirir dururdu saatlerce, hiç ilerlemezdi. Çünkü bilirdi Domenico, uğraş boşa. Hem uğraşmaya değer miydi [...]

Ballada O Soldate, Türkçe’de “askerin türküsü” (Rusça: Баллада о солдате, Ballada o soldate) manasına gelen Sovyet popüler şarkısıdır. 1959 yılında aynı isimle Grigori Chukhrai tarafından çekilmiş, siyah-beyaz filmdir. 2.Dünya Savaşı sırasında kahramanlığından dolayı iki günlük izin hakkı kazanan ve annesini görmek için yola çıkan telsiz görevlisi bir Sovyet askerin hikâyesini anlatır. Yönetmenin bu filmi savaş sonrası kritik dönemde büyük yankı uyandırmıştır. Savaşın cephe gerisinde insanların yaşamlarını ve savaşın, insanlar üzerindeki tesirini etkili bir şekilde anlatmasıyla ünlenir. Film boyunca yaklaşık iki dakikalık savaş sahnesi haricinde cepheden bir sahne görmeyiz. Ve bu plandan sonra insanın psikolojik dünyasına yolculuk başlar. Sovyet asker Alyosha Skvortsov yol boyunca değişik insanlarla karşılaşır ve bir şekilde yardım ettiği insanlar, annesi için ayırdığı iki günlük sürenin ancak bir [...]

Sergei Eisenstein’ın 1925 yılı yapımı, “sessiz” ve siyah-beyaz başyapıtı Potemkin Zırhlısı. Potemkin Zırhlısı (Bronenosets Potyomkin), 1958’de Brüksel’de 27 ülkeden 119 jüri tarafından tüm zamanların en iyi filmi seçilen bir yapım. Film, Dünya Sinema Tarihi’nde gerek kendi içindeki sinema tarihine milat atan 6 dakikalık Odessa Merdivenleri  bölümüyle, gerekse sosyalist gerçekçilik safhası öncesi sekanslarıyla, dönem anlatısıyla bir eleştiridir. Enternasyonalist zihin yapısından çok ulusal daha doğrusu proleter şeklinde addedebileceğimiz imaj, Vertov’un Kamera-Göz disiplininden hareketle Eisenstein’ın amaçladığı yaşadığı dönemi aktarma girişimidir. Filmin sinopsisini oluşturan 1905’teki Odessa İsyanı’nı 20 yıl sonra Eisenstein’ın filme dönüştürmesi ve kendi tiyatro anlayışının belgeselci üslupla karakterlerini buna göre seçmesi Potemkin’in zirveye taşınması için sayabileceğimiz sebeplerden sadece bazıları. Eisenstein, Potemkin’in ötesine taşıyor hepimizi. Kendisinin kullandığı biçimsel araçlarla, temelde vereceği sosyalizm zaferini [...]

Rus biçimciliğini evrensel bir beğeniye ulaştırarak göz yormayan kareleri, psikanaliz meditasyonlarla diyalektik ederek şiirselliğe döken yönetmen Andrey Zvyagintsev, ilk uzun metrajlı filmi “Vozvrashchenie”yi 2003 yılında çeker. İngilizceye “The Return” olarak çevrilen bu filmde Rus sinemasının ketum sahne ve karakterleri, insan ve Tanrı, bencillik ve sevgi, isyan ve teslimiyet, anne-baba ve çocuk ilişkilerinin sonsuz sorunları etrafında Tarkovsky’e de selam çakan tarzla portreleşir. Rus yönetmen filminin herkesten önce, Rus izleyici odaklı olduğunu belirtmiş. Ancak, diğer ülkelerde de filmin takdir toplamasıyla bir anda tehdit edici bir etiket olan “ezici şöhret” ile karşılaşmış. 38 yaşında yönetmenliğini yaptığı ilk filmiyle dünyanın bir çok yerindeki eleştirmenler tarafından da gözetilerek bir fenomen olmuştur. Vozvrashchenie, piyasada gösterime girdiği eş zamanla Rusya, ticari olarak Hollywood filmleri ile işgal edilmişti. Para [...]

Aferin. Al bu ödül senin, çünkü Boşnakları daha üstün bir vahşetle katledenlere bu derece desteği herkes veremez. Hem de kendi topraklarında yetişmiş biri olarak. Ah evet, ödüller verilirken zihniyetlere bakılmaz. Evet Amerika Birleşik Devletleri de Hiroşima’ya bombayı Japonya’yı alt etmek için atmadı zaten. Rusya’ya söylemek istediği bazı şeyler vardı. Gerisi teferruat. Avrupa tarafından bile ilk belgelenmiş soykırıma* “açıkça” destek veren birine gel bakıyım ne güzel patik örüyorsun sen öyle demek de ne demek? Ne yani siz Hitler’in vatanseverliğini baz alarak onunla oturup çay içip havadan sudan bahsedemez miydiniz? Ne kadar önyargılı ve yobaz ve olayları abartan ve barbarsınız. Barbarlıktan bahsedeceksek önce Srebrenitsa’da** yaşananlardan bahsetmeye ne dersiniz? Bu yazıyı neden hep nefret doldurdu böyle? Özür dilerim, ön yargılıyım. Bu söz için [...]

Sayfa 1 / 212