saraybosna etiketine sahip tüm yazılar

Kuşlar çığlık atarak siyah gökyüzünde uçuyorlar, İnsanlar sessiz, beklemek kanıma acı veriyor. Meša Selimović Sinekler ısırıyor, hava sıcak. Yağmurun habercisi, hararetin en yoğun olduğu dakikalardır. Sabahın habercisinin gecenin en karanlık anının sabaha en yakın olan zifiri karanlığı olduğu gibi. İnsanlar bu yüzden sessiz. Hararete rağmen. Medeniyetin tam ortasında kurulmuş sirki izler gibi. Yugoslavya’nın bozkırı andıran yeşil tepelerini izlediler. Bosna’yı, Makedonya’yı, Arnavutluk’u izler gibi. İnsan kimi zaman çember içinde kalır. Çıkamaz, çünkü çember asla yuvarlak değildir. İki nokta arası daima bir köşe oluşturduğundan dolayı insan asla çember çizemez. Teknik imkanlarla bilgisayar programları ile de çizilemediği gibi. Çemberin başladığı nokta bittiği nokta ile aynıymış gibi gözükse de arasındaki uzaklık kadar fark vardır. Zaman asla ölmez. Bir nehirde aynı suyun daha sonra hiç akmayacağı gibi. Çemberin [...]

Kâbus Ne yapıyorsun, oğlum?  Düş kuruyorum, anne. Nasıl türkü çığırdığımı görüyorum anne bu düşte. Ve sen bana soruyorsun, düşümde: oğlum, ne yapıyorsun, diye. Oğlum, dile getirdiğin ne, düşünde çığırdığın türküde? Bir zamanlar bir yuvam olduğunu dile getiriyorum, anne. Şimdi yuvam yok oysa. İşte bu dile getirdiğim, bu türküde. Bir sesim vardı, diyorum, bir dilim de, anne. Şimdi ne sesim, ne dilim var. Olmayan sesimle, olmayan dilimde, olmayan evimde bu türküyü çığırıyorum, anne. Abdullah Sidran Adis ve Kerim. İki Boşnak çocuk. Savaşın ortasındalar. Kaçıyorlar sessiz olana. Herkesi öldürüyorlar, her yerde bir kurşun sesi, evler dağıtılmış, köyler yangın yeri, yaşlılar, çocuklar ölüyor. Ölüm yaş tanımıyor. Onlar için bunun pek bir önemi yok, gayet memnunlar insanları öldürmekten. Onları bir hiç gibi görmekten. Kerim, [...]

Üzerinde yaşadığımız bu gezegen, sınırlarını bilmediğimiz evrenin yalnızca çok küçük bir parçasıdır ve her gün kendi ekseni etrafında bir kez döner. Daha doğrusu onun kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşünü biz ‘gün’ olarak adlandırırız. Sonra günü saatlere ve dakikalara böleriz. Her ne kadar onu sabit birimlerle tanımlasak da, zamanın akışını her birimiz farklı algılarız. Dahası, değişik şartlar altında ve değişik duygu durumlarında olduğumuzda da farklı algılarız. Henry Van Dyke’ın ‘Zaman’  adlı şiirinde çok kısa ve öz olarak ifade ettiği gibi; Zaman, Beklerken çok yavaş, Korkarken çok hızlı, Kederliyken çok uzun, Sevinçliyken çok kısa… Boşnak yönetmen Ahmet İmamoviç’in 2002 yapımı kısa filmi 10 Minuta, zamanın izafiliğini çok güçlü ve çarpıcı bir biçimde anlatıyor. Film, 1994 yılında geçiyor ve biri Roma, diğeri [...]