script etiketine sahip tüm yazılar

Maryam al-Muqaddasah, (İngilizce: Saint Mary) ülkemizdeki bilinen ismiyle Hz. Meryem, 2002 yılında İranlı yönetmen Shahriar Bohrani tarafından hazırlanan, biyografi-belgesel sınıfında kabul edilebilecek bir yapım. Piyasaya girdiği sıralarda sinema ve belgesel versiyonu olarak iki şekilde hazırlanmış. Belgesel versiyonu yaklaşık olarak 550 dakika. Ülkemizde meşhur olan kısmı belgesel şeklinde hazırlanan halidir diyebiliriz. İran Sineması’nda Ashab-ı Kehf, İmam Ali gibi eserlerin yanında kendi ağırlığı bulunan tanıdık bir yapım. Film, milattan önce 16 yılında bir çocuğun dünyaya gelmesiyle başlar. Kudüs ve çevresi Yahudi din adamlarının elinden yönetilen, perişan halde bir memlekettir ve insanlar kurtarıcı bir mesih beklemektedir. Büyük ümitler bağlanan İmran’ın hamile eşi Hanne’den bir erkek çocuk beklenmektedir fakat dünyaya gelen çocuk bir kızdır. Ve o kız ileride Hz. İsa Mesih’in annesi olacak olan Hz. [...]

Geçenki yazımda yeniden çekilen korku filmlerine -genel olarak- karşı olmadığımı yazmıştım. Yeni fikirler katılarak ve değişiklikler yapılarak eski filmlerin yeniden çekilmesinde bir maruz görmüyorum. Bu işte yanlış olan sırf para için namı olan filmleri alelacele özensiz şekilde yeniden çekmek. Ticari beklentiyle finanse edilen filmler ehil eller altında güzel filmlere dönüşebiliyor. Fakat bi o kadar da ticari beklentiyle yapılan filmler fos çıkıyor. ”The Hills Have Eyes” yeniden çekimi bana kalırsa bir başyapıt olmasına karşın ikinci bölümü tamamıyla adi bir yapım. Ticari motivasyonla yapılan devam filmlerinden biri ve netice de ortaya çıkan yapım zaman kayıbından başka birşey değil. Bu iki film hakkında daha önce sinemazingo’da yazılmıştı. Yeniden çekim furyası bazı eleştirmenler tarafından fikirlerinin tükenmesi olarak yorumlanıyor. Bana kalırsa böyle birşey demek mümkün [...]

Hani izledikten sonra geçirdiğiniz zamana üzüldüğünüz bazı filmler vardır ya, “London Boulevard” da öyle bir film bana göre. Şöhretten fena halde canı sıkılmış bir bayanı anlatıyor. Doğal olarak onu bir şekilde korumaya çalışan esas oğlan. Bizim yeşilçamda çokça işlenen konulara benziyor. Zengin ama üzgün kız, fakir ama gururlu genç… Ve tabi ki İngilizce’nin dibine vurarak anlatıyor hikayeyi. Bildiğim kadarıyla İrlandalıların kullandığı bir şive var. Bizim sokak jargonu diye tabir edilen bir şiveye benzer. Kelimelerin olduğundan farklı şekilde söylenmesiyle oluşmuş. Filmin tek eğlenceli yanı ise bu. Unutmadan bir de müzikleri tabi. Güzel. Onun haricinde izlendiğinde size herhangi bir faydası olamayacak bir film. Senaryodaki kopukluklar çoğu zaman insanı sıkıyor. Kullanılan şiveye göre de ağızlardaki küfürler fena halde rahatsız edebilir ve ediyor. Ve [...]