şehir etiketine sahip tüm yazılar

“Çin’de de olsa ilmi arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için kanatlarını yere sererler.” Câmiü’s-Sağîr, 1/310, H. No: 640; 6. Sözler, s. 296 14. yüzyıl gezginlerinden İbn Battûta (1304-1368) Fas’ın Tanca şehrinde dünyaya geldi. Tam ismi “Ebû Abdullah Muhammed bin Abdullah bin Muhammed bin İbrahim Levâtî Tancî“dir. Tanca şehrinden çıktığı günden itibaren 28 yıl süren gezileri boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri), Deşt-i Kıpçak, Bizans (İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs’ü gezen İbn Battûta devlet ve toplum yapıları, inanç ve âdetleri, doğal özellik ve ürünleriyle tanıttığı bu ülke ve şehirlerden 700 yıl önceki durumlarını başarıyla yansıtır. İbn Battûta Seyahatnamesi, yazarı [...]

“İsrail’e ve onun temsil ettiği her şeye karşı duruyorum.”  (Elia Suleiman) İsrail’in Filistin’e uyguladığı baskı yönteminin ana arterini oluşturan ivme sandığımız gibi sürekli Filistin halkının kitle imla silahlarıyla, tanklarla, roketlerle öldürülmesi ve ateş altında tutulması değildir. Onlara uygulanmak istenen asıl yöntem, genlerinde varolan mücadeciliği ve vatanperverliği tetikleyen esas unsur olan umut ve inancı, Filistin’i bir nevi açıkhava hapishanesine çevirerek kırmaktır. Zira Filistin halkı ne kadar inanırsa ve ne kadar geleceğe hayal götürürse, İsrail o kadar korkacak ve sinir nöbetlerine tutulacaktır. Onca katliama, onca bedensel ve ruhsal iğfale rağmen sanki hiçbir şey yokmuş gibi rutin hayatlarına devam eden insan kitleleri görmek, şüphesiz tüm zulüm mekanizmalarının bilinçaltında yer eden en travmatik korkudur.  Katastrof (çapraz kesim) cezasına çarptırdığı sihirbazların kesilen organlarına rağmen gözlerindeki [...]

“Su Hayattır…” Danny Boyle’un, yönetmenliğini yaptığı; gerçekte mühendis olan Aron Ralston’un hayat hikâyesinden uyarlanan dramatik bir film 127 Hours. Danny Boyle’u hatırlatmak gerekirse “Slumdag Millionaire” ve “Transpotting”in yankılarının ardından, şaşırtmayan bir İngiliz yönetmen. Doksan dakikalık zaman zarfında dar mekân ve tek karakter sınırlaması olmasına rağmen; hikâye kesintisiz yaşatılıyor. Seyirciye de, “çaresizliğin tanımı”nı yaptırıyor adeta. Genç bir dağcı olan Aron Ralston, hayatın keşmekeşliğinden kaçarak her anın tadını çıkarmak adına Utah kanyonu yakınlarında, düşerek kolunu kayaya sıkıştırır. Böylece beş günlük yaşam mücadelesi başlar. Her gün, 09:30 civarı sıkıştığı devasa kayalıklara vuran güneşle “yaşama inancı”nı depolar. Filmin başında açıklanmayan Aron’un karakteri bu kerteden sonra tamamlama sekansını oluşturur; iç hesaplaşmalar başlar. Mahsur kaldığı süre içinde yaşadıklarını gözden geçirmeye bir hayli zaman bulur. Ailesine haber [...]