seyr-i sülûk etiketine sahip tüm yazılar

Bir rüyanın ortasında Sadık’ın rüya sineması üstüne yazdıklarını yeniden yeniden okuyorum. Sanırım rüya sinemasının -eğer böyle deyim yerindeyse- yolları, aşktan, çileden, hizmetten, zühdden, hülasa manevi arınmadan geçiyor. Rüya sinemasına, belki, arınmanın sineması da denilebilir. Ayşe Şasa – Düş, Gerçeklik ve Sinema, Sadık Yalsızuçanlar’ın 1997 yılında basılan rüya sinemasına dair denemelerinin toplandığı bir kitap. İz Yayıncılık’tan çıkan bu kitabın şuan piyasada baskısını bulmak zor. Ancak ikinci el kitapçılarda rastlanabilecek türden. Kitapta Yalsızuçanlar ile birlikte Ayşe Şasa ve İhsan Kabil’in de yazıları bulunuyor. Kitap, aynı zamanda “Yeşilçam Günlüğü” kitabının da yazarı olan Ayşe Şasa’nın başlangıç yazısı ile başlıyor. Şasa’nın bu ilk yazıda ön plana çıkarmak istediği şey, Yalsızuçanlar’ın rüya sinemasına dair fikirleri. Denemelerin ufuk açıcı, heyecan verici fikirlere sahip olduğunu şu şekilde anlatıyor: [...]

Bazen bir şiirden tek bir satırı alıp bir yere yazarız. Şiir içinde satırın yeri fazla etkileyici, vurucudur ama o satırı tek başına okuyunca aynı anlamı vermez. Satır tek başına değil, şiirde iken güzeldir. Ayetler de böyledir esasen. Nüzul sebebini öğrenmeden, bir önceki ve sonraki ayeti bilmeden yorumlamak doğru olmayabilir. Bir adım daha ileri gidip, her biri bir ayet olan insanların da aynı şekilde olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar ve hayatları… Biz o yaşam öyküsünün bir kısmını sinemada izler ya da kitapta okuruz. Belki bunlar da yetmez, ne anladığımızı anlatmaya çalışırız. Ben bu çabayı tek bir satıra bakarak şiiri anlamaya çalışanlara benzetiyorum. Bu filmdeki Meral ile Halil’i bir buçuk saatlik sinemada sayılı sahneleri izleyerek anlayamayız zannımca. Meral ile Halil’in anlatısı bir şiir ise [...]