tefekkür etiketine sahip tüm yazılar

Cidal. Yani savaşmak. Bir nevi rekabet. Ayakta kalma savaşı. Büyük balık küçük balığı yer deyiminin bir kelime ile özetlenmesi belki de. Hayat var. Bu kesin ve net. Hayatı cidal kabul etmek ise eşyanın tabiatına zıt. Aslında hiç bir şey göründüğü gibi değil. Ortada bir savaşın olduğu görünse de suretler asılları her zaman tam manasıyla yansıtmaz. Güneş gözlere ışık saçar, hava unsuru bütün canlıları teneffüs ettirir, yer küresi sırtında taşıdığı bu canlılar için mevsimleri dolaşır, baharın gelmesi için 23,5 derece eğimle döner. Bütün bu faaliyetler birer yardımlaşma örneğidir. Bir damla suda oksijenle hidrojenin bir araya gelerek su olmaları yardımlaşmanın başka bir örneğidir. Elementlerin her biri taşıdığı özellikle canlıların yardımına koşar ve bu unsurlar canlıların menfaati için adeta el ele verip birlikte [...]

Yıllar önce sinemada izlediğimde pişman olmadığım bir filmdi Constantine. Sinema salonuna gitmiştim arkadaşımla ve açık söylemem gerekir ki İstanbul ile alakalı bir filmdir diye girmiştik salona. (bunu yazarken kahkaha attığımı hayal edebilirsiniz) Genel itibariyle korku ve gerilim ile işi olmayan biriyim. Ve çok korku filmi izleyenlere de kuşku ile baktığımı da belirtmeliyim. Fakat benim için The Ring ve Constantine başkadır. The Ring yani Halka izlediğim ilk korku filmi değildi ama izlediğim son korku filmi olmuştu. Gerilim filmlerinde ise aşırı hassasım. Yani biri çok övecek de öyle izleyeceğim. Oturup da bugün gerilim filmi izlemeliyim diyenlerden değilim zira. Constantine bir gerilim filmi aslında. Geçenlerde bir kez daha inceledim filmi. İlk izlediğim kadar gerilmedim tabi. Daha çok dini motiflerin nasıl kullanıldığını inceledim diyebilirim. [...]