üç renk üçlemesi etiketine sahip tüm yazılar

“L’éternelle question consiste à savoir si en donnant aux autres un peu de soi-même, nous ne le faisons pas pour avoir une meilleure idée de nous-mêmes.” (Kieslowski) “Aklımdan çıkmayansa; başka insanlara kardeşliğimizi, kalbimizi açarsak, kendimiz hakkında iyi bir fikre sahip olmak için bunu yapmadığımızı bilip bilmeyeceğimizdir.” (Kieslowski) Üç Renk Üçlemesi‘nin son filmi olan Trois Couleurs: Rouge (Üç renk kırmızı), Kieslowski’nin 1996′da yaşamını yitirmeden önce 1994 yılında çektiği film olarak ve sinopsis hususunda fraternité (kardeşlik) temasının işlenmesiyle bilinir. Kırmızı’da başrolde oynayan Valentine karakteri (Irene Jacob), Mavi’deki Julie Vignon (Juliette Binoche), Beyaz’daki Dominique Vidal (Julie Delpy) karakterlerinden farklı olarak tekbaşınalığı ve bu tekbaşınalığı yaşarken yaşadığı acıyı ve aşkı gözler önüne sermekte. Sinopsise kısaca değinecek olursak; Valentine öğrenciliği dışında aynı zamanda mankenlik yapan birisi, [...]

“Artık tek bir şey yapmam gerektiğini öğrendim; hiçbir şey!” Depresif bir sabahın ardından kaotik ritimlerin ezgisidir Üç renk mavi. Kieslowski hüzün ve sıkıntı ve de mavinin o katlanılmaz acısını veriyor. Filmin default dili, Fransızca. Fransızcaya estetik ve stilistik açısından da baktığımızda o hüzne bir artı katıyor, o hüznün akışkanlığını salt kendi içeriğiyle kazandırıyor Maviye. Bu film oldukça sessiz geçiyor. Replikler oldukça az ama oldukça sessiz çığlığı barındırıyor içinde. Üçlemenin ilki olan Mavide, Beyaza gönderme vardır.  Julie’nin mahkemeye geldiği sahnede Beyazda Dominique ve Karol’un duruşma öncesi hareketlerini ve bekleyişlerini görürüz.  Yönetmen kısa bir atıfta bulunmuştur buraya. Aynı şekilde Beyazda da Julie’nin Dominique ve Karol’un duruşmaları olurken mahkemeye girmesi ve kısa bir süre gözükmesi buraya işarettir. Bu noktada tebessüm etmedim değil. Julie (Juliette [...]

“‎Bil ki; yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.” Tolstoy böyle diyor. Hayatın eşitliğine dem vuruyor, adalet çarkına iplerini bırakıyor. Beyaz, bir sadelikle ilerliyor Kieswloski’nin bu serisinde. Ritmik ve Antonim duyguların bir tablosu. Üç Renk Beyaz, Krzysztof Kieslowski‘nin pastoral senfonisi. Kieslowski’nin Üç Renk Üçlemesi (Trois Couleurs) içinden bir ‘beyaz’. Fransızca olarak şöyle diyor Kieslowski ‘Beyaz’  için: “C’est une histoire sur la négation de l’égalité. Le concept d’égalité suggère que nous sommes tous égaux. Or je pense que ce n’est pas vrai. Personne ne veut vraiment être l’égal de son prochain. Chacun veut être plus égal. “ “Eşitlik kavramı üzerine bir hikaye. Eşitliğin kelime anlamı hepimizin eşit olduğunu belirtiyor. Halbuki ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. [...]