L’Homme de Londres – Georges Simenon. Vapur bacalarından tüten duman misali gökyüzüne doğru kıvrılışı vardır insanın. Bu olurken nesnelerin mükemmelliğine inanır, dünyayı kucakladığını sanır ve de aldanır. Durum bu şekilde cereyan etmeye devam ederken, insanın başında birikenler onun omuzlarına daha da çetin gelir ve ıssız bir tünelde tek başına kalır. Gece bütün zarafetini insanlığa gösterirken o kendi cümlelerini kurar. Bir istila gibi, varoluşun ve de var olmanın getirdiği yükümlülüğü kendine alır. Bozgunluk dışarıda, içerideyse kılıç. Akın edip, dağıtıyorlar, yabancılaşma ünlemler yerleştiriyor. Yabancı geliyor, yabancı uyumu bozar. Yeryüzündeki ilk cinayetten bu yana insanlığın aldığı yolda egonun tramplenleri var. Her yerde zıplıyorlar, kimi zaman çıkan seslere eşlik etmemizi istiyorlar. Suskunluk bazen kötünün bir işareti olabilir. Susmak, gizle(n)mek içindir. Giz, gizem. Gizleniyorlar, gizleniyoruz. [...]
Rang De Basanti (2006)
Bekir Arslan yazdı. Asya Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
Paslanmış kulakları açmak için yüksek sesli haykırış gerekir! Rang De Basanti, 2006 yılında Rakeysh Omprakash Mehra’nın yazdığı ve yönettiği “Bollywood” olarak da ünlenen Hint Sineması’nın kendine özgü bir yapımı. Bünyesinde bir çok ünlü ismi barındırması ciddi bir yapım olduğunu hissettiriyor. Film, bir İngiliz yönetmen olan Sue’nin kendi çalıştığı şirketten, dedesinin günlüğünden yola çıkarak yapacağı filme ödenek almaya çalışması ile başlıyor. Filmi için gerekli desteği bulamayan Sue kendi imkânlarıyla çekim faaliyetlerine başlamak ister ve Hindistan’a gider. Daha önce tanıştığı ve Hintçe öğrenmesine vesile olan Sonia bu işte en büyük destekçisi olacaktır. Mehra’nın bu filmini keskin bir çizgi ile iki parçaya ayırmak mümkündür. İlk bölüm yozlaşmış bir ülkenin, kendilerinden ve yaşadıkları topraklardan duyarsız yaşayan, tek gayeleri bir arada olup eğlenmek olan birkaç [...]
Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi
Bekir Arslan yazdı. Türk Sineması, Zamazingo Filmler kategorisinde yayınlandı.
Film izleme ve beğenme konusunda bazı zamanlarda duygularımla hareket ettiğimi farkediyorum. Bir karakterin ufak bir hareketi olsun, gereksiz gibi gözükebilen, laf arasında söylenmiş küçük bir cümle olsun, beni filme bağlamak ve onu sayısız kez izlemek için yetiyor. Ara ara bazı sahnelerini tekrar kolaçan ettiğim bir çok film mevcut. Bunun yanı sıra izledikten sonra yüzüne bile bakmayacağım ve benim için bir şey ifade etmeyen filmler de var ki bu gayet doğaldır. İşte burada zevkler ve renkler durumu ortaya çıkıyor. Konuyu özelleştirip bir Onur Ünlü filmi olan Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi üzerinden gidelim. Filmin hikâyesi, işlenişi, kurgusu, teknik konuları…vs hakkında çok fazla şey söylemek istemiyorum. İfade etmek istediğim başka şeyler var. Bir insan başka ülkelerin sinemasından neden hoşlanmaz? Yine [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nostalghia (1983) için beyazıt ve güvercin
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma




