uzak etiketine sahip tüm yazılar

Tabiat-ı bican. İki yaşlı. Taşra’da bir tren hemzemin geçitinin ötesindeki evlerinde yaşıyorlar. Yaşlı adam yıllardır tantanları indirip kaldırıyor. 33 yıl. Okuma yazması yok. Tütün sarıp içiyor kimi zaman, şiddetli öksürükleri başlıyor, gözlükleri tozlu, kendisi gibi. Ketum bir yönü mevcut. Yaşlı kadın, ona oranla biraz daha asil. Çay yapıyor eşine. Tek gözlü odanın bir köşesinde halı dokuyor, belini büküp yaşamın içinde tutunmaya çalışıyor. Elleri nasır bağlamış, başörtüsü onun yorgunluğunu örtüyor. Bu iki yaşlının hikâyesi, monoton bir yaşantı çatısı altında dönüp duruyor Sohrab Shahid Saless’in kamerasında. Çok sessizlik var Tabiate bijan’da. Sohrab Şahit Sales’in karakter-ruh tahlillerinde bir sıradanlık izlediği nettir. Tabiate bijan’ı hemen hemen herkesin yaşayabileceği bir pozisyondan, hâlden çekip alır. Onu yaşamın tam kalbine yerleştirir. Bizim gördüklerimiz gerçeküstü bir kurgu değil, [...]

İnsanlar uykudadır, öldükleri vakit uyanırlar. (Hadis-i Şerif) – Fikir dirençlidir ve çabuk yayılır. Fikir beyne bir kez yerleşti mi yerinden sökmek imkânsızdır. İyice şekillenmiş ve kavranmış bir fikir bir yere saplanıp kalır. (Cobb) Inception, iki ayrı hakikati tek bir hikâyede anlatabilmeyi denemesi açısından önemli bir film. Kurgu itibariyle yapısının anlaşılması çetrefilli hâle gelse de asıl olarak basit bir o kadar da zor. Bunu sadece bir macera, bilim-kurgu filmi olarak düşünmekten de uzak durumdayım. Ve uzun zamandır bu vesile ile bazı konularda okumalar yapmam benim nazarımda bu filmi daha değerli hâle getiriyor. Temel manada iki hikâyeden ibaret olduğunu söylemiştim. Bunları kısaca “rüya, gerçeklik” ve “zihne fikrin yerleşmesi” başlıkları altında değerlendirebiliriz. Bedîüzzaman, Lemeât isimli eserinde dimağı (beyin, bilinç, şuur, akıl) anlatırken ilginç bir terkip kullanır: [...]

Bulgaristan Sineması’nın parlayan yıldızlarından Stephan Komandarev’in 2008 yılı yapımı filmi “Svetat e golyam i spasenie debne otvsyakade”. Alexander Georgiev’in kazada ailesini yitirmesi ve bu kaza sonucu hafızasını kaybetmesinin ardından gelişen olaylar etrafında dönen hikâye, küçük, sıradan gibi gözüken ama oldukça etkileyici bir Balkan öyküsü niteliğine dönüşüyor. Komandarev’in  anlatısı, gerek geriye dönük şekilde gerekse olayın geçtiği ana odaklanarak ilerliyor. Bulgaristan’ın 90 öncesinde yaşadığı dönemden izleri bulunan Komandarev’in bu yapımı, salt toplum içindeki aileye değil, ailenin yaşadığı merkezin kendi totaliter düzenini de resmediyor. Komünist rejim ve aile düzeni. SBKP – BKP. Georgiev’in dedesi burs kazanıp Doğu Almanya’da eğitim görmüş ve 1954’teki Bulgaristan Bisiklet Turu’nu birincilikle bitiren birisi. Macar Ayaklanması’nda öğrenci eylemlerine katılmış ve de Stalin Anıtı’nı dinamitle havaya uçurmuş, hapislerde kalmış ama [...]

Uyarı: Bu yazı Alfred Hitchcock’un 1940 yapımı Rebecca filmiyle ilgili analizler içerir. Karakter ağarlıklı bu analizler filmin seyir zevkini düşürebilir. Konu: Genç nedime iş vereni Edythe Van Hopper’le beraber Monte Carlo’da bulunuyor. Bu zaman içersinde ingiliz asilzade Maxim de Winter’le tanışıyor. Maxim hala geçen sene eşi Rebecca’yı kaybetmiş olmanın etkisi altında. Monte Carlo’da genç nedime ve Maxim’in arasında duygusal bir ilişki başlıyor. Bu ikili Maxim’in teklifiyle süpriz bir evlilik yapıyor ve beraber Maxim’in Cornwall’deki Menderley malikhanesine gidiyorlar. Genç nedime Menderley’de hizmetkarlarla tanışıyor. Hizmetkarlardan Mrs. Danvers eski hanımı Rebecca’ya büyük ve saplantılı bir muhabbetle bağlı. Mrs. Danvers yeni Mrs. de Winter’i rahatsız ve sonunda intihar etmesini sağlamak için elinden geleni yapıyor. Rebecca’nın ölümü ile ilgili yeni bilgiler gün yüzüne çıkınca Mrs. [...]