Nostalghia (1983)
İbrahim Sâki yazdı. Avrupa Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
“Tanrı, iradesini egemen kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini egemen kılmak için Tanrı’yı kullanır.” Giordano Bruno Yeryüzünde hep sürgündük biz. Aşklarımız da oldu; acılarımız da. Hiçbir vatan, vatan olmadı bize. Çünkü Hz. Adem’den beri, kovulduğumuz yeri arıyor, kovulduğumuz yere döndürülmenin hasretini çekiyoruz. Mevlana’nın ney kamışı metaforu gibi, koparıldığımız sazlığa gitmenin özlemiyle yanıp tutuşuyoruz. Dışarıya adımımızı attığımız an ötelere gideceğimizi, hızlı adımlarla yol alıp ilerleyeceğimizi sanıyoruz ama akşam döndüğümüz yer yine evimiz oluyor. Dönüp dolaşıp aynı çilehaneye geliyoruz. Koşu bandında koşan bir adam gibi, koşuyoruz ama ilerleyen sadece zannımız. Bagno Vignoni’nin delisi Domenico da böyle yapardı. Hurdaya çıkmış bisikletinin üstünde pedal çevirir dururdu saatlerce, hiç ilerlemezdi. Çünkü bilirdi Domenico, uğraş boşa. Hem uğraşmaya değer miydi [...]
Bir rüyanın hikâyesi: Jacob’s Ladder
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Etkileyici Filmler kategorisinde yayınlandı.
Eğer ölmekten korkuyor ve yaşama sarılıyorsan, iblislerin yaşamını senden çalmakta olduğunu görürsün. Eğer ölümle barışırsan anlarsın; iblisler aslında seni hapsolduğun dünyadan özgür bırakan meleklerdir! Meister Eckhart Karanlıktaysanız eğer, bulunduğunuz yer dışarısı değil, sizin içinizdir. Adrian Lyne New York çılgın bir şehir olabilir, ama can sıkıntısından ölmezsin. Reklam — Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına göre bir yolculuk esnasında Yakup Peygamber’in kendi hayat yolcuğu, “göklerin kapısı” manasına gelen “Beytelfü” ismindeki yerde gördüğü bir rüya ile değişime uğrar. Yakup Beer-Şeva’dan ayrılarak Harran’a doğru yola çıktı. Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı. (Genesis 28:10-11) Yolculuğunda kalabileceği barınakların olmaması nedeniyle güneş batana kadar olabildiğince yol yürüyor, gece vakti de yastık niyetine taş kullanıp, dinlenmeye koyulurdu. Uykuya [...]
Sinemada kendi başına bir cumhuriyet: Korku Filmleri!
Ömer Bekdemir yazdı. Çok Korkunç Filmler kategorisinde yayınlandı.
1910 yapımı ”Frankenstein” filmi sinemanın ilk korku filmi olarak tarihe geçmiştir. Bu yapım Mary Shelly’nin ”Frankenstein veya Modern Prometheus” romanından uyarlanmıştır. Filmin senaryosu ve yönetmenliği J. Searle Dawley’e ait. Dawley 13 dakikalık filminde Frankenstein’ın canavarının yaratılışı ve yok oluşunu anlatıyor. Drawley’in sekiz sahneden oluşan filminin çekimleri üç gün sürmüş. Tabi bu yüzyıllık filmin bugün bakınca hiç bir ürperticiliği yok. Seyirci olarak daha çoğuna alışığız, ama korku filmleri böyle başladı. ”Frankenstein” ilk korku filmi olarak geçer fakat korku öğeleri sinemanın en başlarından beri filmlerde yerini almıştır. Öykülü sinemanın öncüsü George Melies’in ”Le manoir du diable (1896)” ve ”Une nuit terrible (1896)” filmlerinde korku filmi öğeleri bulmak mümkün. Melies’in ”Le manoir du diablo” filminin tamamı bir sarayda geçiyor. Filmde bir yarasa bir [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Pred Dozhdot (1994)
- Rear Window (1954)
- Ateşin Düştüğü Yer (2012)
- Le gamin au vélo (2011)
- Dedemin İnsanları (2011)
Sinemazingo Yorumlar
- Nostalghia (1983) için beyazıt ve güvercin
- Nói albinói (2003) için Bekir Arslan
- Bir İnsanlık Anlatısı: Depuis Qu’otar Est Parti için tnhn
- Le gamin au vélo (2011) için tnhn
- Nasıl arayacağımı bilmiyorum! için zehra fatma




