yabancı etiketine sahip tüm yazılar

Bazı filmlerin bazı sahneleri vardır ki anlattığı hikâye sizi pek ilgilendirmese de sizden olan bir şeyi hatırlatır ve ne kadar da izleseniz bıkmazsınız. Kadrajın saflığı da etkileyebilir sizi, bir bakış da, bir duruş da. Öyle olur ki kendi hayatınızla da ilişkilendirir, düşünmeye başlarsınız. Benim için senaryonun, yönetmenliğin ve genel anlamda sinemanın en ilgi çekici yönü bu olmuştur. Yazdığınız yazıdan farklı manalar çıkartılabilmesi kadar çekilen sahnelerden her insanın kendine göre fikirler edinmesi ve onu yaşaması bundandır. 2007 yılında hazırlanan “I Am Legend” her ne kadar klasik bir kıyamet alameti senaryosu olarak algılanabilir olsa da benim için yeri ayrı olan bir yapım. Farklı olmasını filmi aşıp başka düşüncelere yolculuk yapabilme imkanı sunması olarak düşünebiliriz. New York şehrinde yalnız kaldığınızı düşünün. Düşünmesi zor. [...]

Kars’ı Gezici Festival için gittiğimde ‘keşfettim’. Daha önce de gördüğüm bir şehirdi fakat o zaman hayal kurma imkânını bulamamıştım. Benim için ‘sinematografik’, ‘hayal kurma imkânı veren’ demek. Kars bu anlamda sadece coğrafyası ve mimarisiyle değil, insani yaşam ritmiyle de bir hayal yeri. Beni ilgilendiren Kars’ın doğululuğu değil de yüksekliği. Kars hem coğrafi hem de manevi anlamda yüksek bir yer. Zaman anlamında da yüksek, sanki o yükseğe asılmış, bütün zamanlara tepeden bakıyor gibi. İnsan kendini orada ‘yüksek’, yani özgür hissediyor. Kars kolay kolay belli bir zamana ait olduğu söylenecek yer değil. Filmlerimde hep ‘geniş zaman’ kullanmaya çalıştığım için, Kars bu zamanlar ötesi zenginliğiyle beni çok çekti. Zaten unutamadığım tatlı melankolisi de buradan geliyor. Beni en çok etkileyen Atatürk heykelinin bulunduğu meydan. [...]

Rus biçimciliğini evrensel bir beğeniye ulaştırarak göz yormayan kareleri, psikanaliz meditasyonlarla diyalektik ederek şiirselliğe döken yönetmen Andrey Zvyagintsev, ilk uzun metrajlı filmi “Vozvrashchenie”yi 2003 yılında çeker. İngilizceye “The Return” olarak çevrilen bu filmde Rus sinemasının ketum sahne ve karakterleri, insan ve Tanrı, bencillik ve sevgi, isyan ve teslimiyet, anne-baba ve çocuk ilişkilerinin sonsuz sorunları etrafında Tarkovsky’e de selam çakan tarzla portreleşir. Rus yönetmen filminin herkesten önce, Rus izleyici odaklı olduğunu belirtmiş. Ancak, diğer ülkelerde de filmin takdir toplamasıyla bir anda tehdit edici bir etiket olan “ezici şöhret” ile karşılaşmış. 38 yaşında yönetmenliğini yaptığı ilk filmiyle dünyanın bir çok yerindeki eleştirmenler tarafından da gözetilerek bir fenomen olmuştur. Vozvrashchenie, piyasada gösterime girdiği eş zamanla Rusya, ticari olarak Hollywood filmleri ile işgal edilmişti. Para [...]