yapım etiketine sahip tüm yazılar

Yıllar önce, ilkokul son sınıfta bana Kur’ân okumayı öğreten, aynı zamanda memlekette komşumuz, kendine çok değer verdiğim Süleyman Hocamın bir çok cümlesi halen aklımdadır. Hayatımın inşa edilmesindeki katkısını  unutmam mümkün değil. Kendisi sadece iyi bir öğretmen değil insanları derinden etkileyen ince bir insandır. Bir dönem dershane müdürlüğü de yapan Süleyman Hoca, yanına uğrayanlarla muhabbet ederken çekmecesinden çıkardığı kareli not defterinden bir şeyler okurdu. Kitap değildi. Özlü sözleri topladığı bir ajanda gibiydi. Halen yanındadır muhtemelen. Bir gün böyle kalabalık bir ortamda bana bakarak ”kimin söylediğine değil, ne söylendiğine bak!” demişti. Şaşırmış ve beni bir yola sevketmek istediği izlenimine kapılmıştım. Yedi yıl sonra okuduğu bir çok cümlenin aslında bir İslâm âliminin sözleri olduğunu farkettim. İsmini vermemişti. Ta ki ben onunla tanışıncaya kadar. Yazdıklarını okuduğumda bana [...]

Yüz insandan birine vurduğunu söylüyorlar. Bir kişi, aynen öyle… Tesadüfi. Tüm söyledikleri bu. Ne kadar çılgın olduğunu sana söylemezler; onu kaybettiğini, kendi başına kaldığını… Zihninin dışında. Böylece biraz daha fazla biraz daha az bilinmesi gereken nokta nedir? Kaç santimetre kaydığını bilmek. Şu an emin olduğum tek şey, durduğum yer artık sıkıntı vermiyor. Artık değil… Buradayım! Buraya! Hayır, oraya değil! Buraya… Hey! Buradayım!.. Skhizein, Jérémy Clapin tarafından, 2008 yılında hazırlanan, Fransa yapımı bir kısa film. Hayatına kendi şartlarıyla devam ederken evine meteor çarpan ve bunun sonucunda bedeniyle 91 cm uzaklığa düşen Henry’nin hikâyesini anlatıyor. Kurulu düzeninden mecburen vazgeçer ve yeni hayatına alışmaya çalışırken bir taraftan da eski hayatına dönebilmek için çırpınmaktadır. Ve eskiye dönebilmenin yolunu bulmak için çeşitli araştırmalar yapar. Bir nev’i [...]

Sanat, edebiyat ve sinema, bilim değil kültürdür. Onun için bu saydıklarım üzerine konuşurken bilimsel gerçeklik ifade ediyormuş gibi yapmamak lazım. Kısacası kültür alanındaki bütün (dar) tanımlar ve anlayışlar bilimsel değil görüşseldir. Görüşsel? Mutlak tanımların yapılabileceği alan kültür alanı değildir. Matematikteki toplama işleminin veya fizikteki hızın mutlak bir tanımı vardır. Bu tanımlar değişik kelimelerle yapılsa bile bütün dünya aritmetikteki işlemlerin ne anlama geldiği konusunda hemfikirdir. Sayıların sırası/değeri üzerine ve “+ ^ =” işaretlerinin işlevi üzerine mutabakat sağlamış kişilerin “2+1=3″ olduğunu kabul etmesi lazımdır. Sinema da ise bu tarz net mutlak tanımlar yapmak ve bu tanımlar üzerinden genel mantiki anlayışa varmak mümkün değildir. Sinema, insanların icadı ve tamamıyla insana dayanan bir ifade biçimidir. Onun için sinemanın evrensel kuralları yoktur. Sinemanın teknolojisi vardır [...]

Geçenki yazımda yeniden çekilen korku filmlerine -genel olarak- karşı olmadığımı yazmıştım. Yeni fikirler katılarak ve değişiklikler yapılarak eski filmlerin yeniden çekilmesinde bir maruz görmüyorum. Bu işte yanlış olan sırf para için namı olan filmleri alelacele özensiz şekilde yeniden çekmek. Ticari beklentiyle finanse edilen filmler ehil eller altında güzel filmlere dönüşebiliyor. Fakat bi o kadar da ticari beklentiyle yapılan filmler fos çıkıyor. ”The Hills Have Eyes” yeniden çekimi bana kalırsa bir başyapıt olmasına karşın ikinci bölümü tamamıyla adi bir yapım. Ticari motivasyonla yapılan devam filmlerinden biri ve netice de ortaya çıkan yapım zaman kayıbından başka birşey değil. Bu iki film hakkında daha önce sinemazingo’da yazılmıştı. Yeniden çekim furyası bazı eleştirmenler tarafından fikirlerinin tükenmesi olarak yorumlanıyor. Bana kalırsa böyle birşey demek mümkün [...]

Temple Grandin 2010 ABD yapımı, biyografi-dram türünde film. Yönetmeni Mick Jackson. Film, doktorun otizm teşhisi koyduğu, bu çocuk  konuşamaz, otizmin tedavisi yoktur, akıl hastanesine yatmalı dediği Temple Grandin’in sağlıklı bir insanın dahi başaramayacağı işlerin altından kalkış öyküsünü anlatıyor. Ve profesör Temple Grandin’in söylediği gibi otizmin eksiklik değil farklılık olduğunu keşfetmemizi sağlıyor… Azmin zaferi temalı biyografi türünde filmleri biliriz. Genellikle etkilendiğimiz filmlerdir bunlar. Hele hele sıfırdan zirveye tırmanan kahramanımız bazı engellere sahipse iki katı merakla izler, iki katı etkileniriz. Bir müddet sağda solda filmden bahsederiz. Konusu açılınca ben onu izledim, süper, sen de izle diye ortaya atlarız filan. Temple Grandin de bunların yaşanmasına vesile olacak bir yapım. Ancak bundan fazlasına da sebep olabileceğini kendi üzerimde bıraktığı etkiden yola çıkarak söyleyebilirm. “Sinema” [...]

Sayfa 1 / 212