<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sinema, benzeri zamazingolar ve sinepsikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.sinemazingo.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sinemazingo.com</link>
	<description>Sinema bir çeşit amerikan tipi zamazingo silahıdır. Ve zamazingo dolu silahlar insanı öldürebilir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 16:04:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>AFDA &#8211; Sindiswa (2006)</title>
		<link>http://www.sinemazingo.com/sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance</link>
		<comments>http://www.sinemazingo.com/sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 15:09:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Hasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afrika Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[2006]]></category>
		<category><![CDATA[AFDA]]></category>
		<category><![CDATA[AFDA Film Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Afrikaanca]]></category>
		<category><![CDATA[Afrikaander]]></category>
		<category><![CDATA[Afrikaner]]></category>
		<category><![CDATA[Aids]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Auckland Park]]></category>
		<category><![CDATA[Bantu]]></category>
		<category><![CDATA[Bantu Dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bloem Fontein]]></category>
		<category><![CDATA[Boer]]></category>
		<category><![CDATA[Cape Town]]></category>
		<category><![CDATA[Christine Cloete]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema of Africa]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[Durban]]></category>
		<category><![CDATA[Elalini]]></category>
		<category><![CDATA[fert]]></category>
		<category><![CDATA[Gauteng]]></category>
		<category><![CDATA[görsel efekt]]></category>
		<category><![CDATA[Grant Angus]]></category>
		<category><![CDATA[Grant Paul Roy]]></category>
		<category><![CDATA[Gugulethu Zuma]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Afrika Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Afrika Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hiv]]></category>
		<category><![CDATA[iTheku]]></category>
		<category><![CDATA[Johannesburg]]></category>
		<category><![CDATA[kabile]]></category>
		<category><![CDATA[Kimberley]]></category>
		<category><![CDATA[kısa film]]></category>
		<category><![CDATA[kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[KwaZulu-Natal]]></category>
		<category><![CDATA[Limpopo]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Powell]]></category>
		<category><![CDATA[montaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mpumalanga]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Marcus-Robb]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ongeriewe]]></category>
		<category><![CDATA[Ouagadougou]]></category>
		<category><![CDATA[Our actions create us]]></category>
		<category><![CDATA[Pan-African Film Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Pan-Afrika Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Pan-Afrikanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Pretoria]]></category>
		<category><![CDATA[prodüksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Reji]]></category>
		<category><![CDATA[Sada tanisens gera kuru da]]></category>
		<category><![CDATA[SAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[Senaryo Yazarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[Sheila Mninzi]]></category>
		<category><![CDATA[short film]]></category>
		<category><![CDATA[Sindiswa]]></category>
		<category><![CDATA[Sinematografi]]></category>
		<category><![CDATA[South Africa]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[The South African School of Motion Picture Medium and Live Performance]]></category>
		<category><![CDATA[Thendai Dumba]]></category>
		<category><![CDATA[Thobile Mkhwanazi]]></category>
		<category><![CDATA[Tristan Holmes]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Wamkelekile]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Zulu]]></category>
		<category><![CDATA[Zuluca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemazingo.com/?p=5161</guid>
		<description><![CDATA[AFDA AFDA (The South African School of Motion Picture Medium and Live Performance)  Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bir film okulu. Johannesburg ve Cape Town’da kampüsleri bulunan okul, 1994 yılında Johannesburg’da kurulmuş. Lisans düzeyinde eğitim veren AFDA, içerisinde genç sinemacılar yetiştirmeyi amaçlıyor. Mottolarıysa “Our actions create us”; Türkçeye “eylemlerimiz bizi şekillendirir” şeklinde çevirebiliriz. Bantu dilindeki karşılığı ise: Sada Tanisens gera kuru da. AFDA’nın birinci yılında, öğrencinin genel yetenekleri tespit edilip, hangi alanda daha başarılı diye çeşitli tekniklerle ve unsurlarla öğrenci oryantasyonu sağlanıyor. İkinci yılda çeşitli medya kuruluşları, sinema sektörü üzerinde çalışmalar yapılıyor. Üçüncü yıldaysa, öğrencinin kendisini ifade etmesi isteniliyor ve sinema endüstrisi üzerinde gerekli koordinasyonlarla beraber muhtelif çalışmalar yapılıyor. AFDA Film Okulu’nun, Pan-Afrika Film Festivali, Avrupa’daki festivaller gibi çeşitli sinema organizasyonlarına katılımı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>AFDA</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance.jpg" alt="sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance" width="200" />AFDA <em>(The South African School of Motion Picture Medium and Live Performance)</em>  Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bir film okulu. Johannesburg ve Cape Town’da kampüsleri bulunan okul, 1994 yılında Johannesburg’da kurulmuş. Lisans düzeyinde eğitim veren AFDA, içerisinde genç sinemacılar yetiştirmeyi amaçlıyor. Mottolarıysa “Our actions create us”; Türkçeye “eylemlerimiz bizi şekillendirir” şeklinde çevirebiliriz. Bantu dilindeki karşılığı ise: Sada Tanisens gera kuru da.</p>
<p style="text-align: justify;">AFDA’nın birinci yılında, öğrencinin genel yetenekleri tespit edilip, hangi alanda daha başarılı diye çeşitli tekniklerle ve unsurlarla öğrenci oryantasyonu sağlanıyor. İkinci yılda çeşitli medya kuruluşları, sinema sektörü üzerinde çalışmalar yapılıyor. Üçüncü yıldaysa, öğrencinin kendisini ifade etmesi isteniliyor ve sinema endüstrisi üzerinde gerekli koordinasyonlarla beraber muhtelif çalışmalar yapılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">AFDA Film Okulu’nun, Pan-Afrika Film Festivali, Avrupa’daki festivaller gibi çeşitli sinema organizasyonlarına katılımı da oluyor. AFDA’dan çıkan yapımlar, bu festivallerde, yarışmalarda boy gösteriyor. Tristan Holmes’in Elalini’si buna bir örnek teşkil edebilir. AFDA yapımı bu çalışma, 33. Öğrenci Akademi Ödülleri’nde En İyi Yabancı Film dalında ödül almış. Bir diğer AFDA yapımı Ongeriewe filmiyse, 2006’da Cannes’da En İyi Kısa Film kategorisinde aday olarak sunulmuş. Buna ek olarak Wamkelekile filmi, 2009’da En İyi Yabancı Film dalında aday olarak gösterilmiş.</p>
<p style="text-align: justify;">16 mm ve 35 mm kameralara sahip AFDA, teknik açıdan yeterli bir donanıma sahip. AFDA’da 4 ders salonu, müzik stüdyosu, film stüdyosu, televizyon stüdyosu, tiyatro salonu, görsel efekt stüdyosu, kurgu stüdyosu, yapım stüdyosu, araştırma merkezi bulunmakta. AFDA; senaryo yazarlığı, yönetmenlik, sinematografi, sinema ve müzik yapımcılığı, kostüm-tasarım, animasyon, ses, görsel efektler, kurgu-montaj üzerine eğitim veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sindiswa</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance-2006.jpg" alt="sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance-2006" width="200" />AFDA yapımı Sindiswa, Grant Angus’ın 2006 yılı yapımı bir kısa film çalışması. Zulu Kabilesindeki bir aileye odaklanan filmde HIV’li ve sancılı yaşamlara dikkate çekiliyor. Geleneksel ve Batının tedavi yöntemleri arasındaki uçurumun arasında gidip gelen Sindiswa, bir Afrika dramı. Bağışıklık sisteminin ardındaki bu çöküş, Zulu’nun değil sadece, bütün bir Afrika’nın bulantısı şeklinde seyrediyor. Angus’ın AFDA’nın kuvvetiyle çektiği bu yapımda siyahi kıtadaki aile kavramının ve hayatın çetinliğindeki ruhsal çöküşün, mücadelenin resmi var.</p>
<p style="text-align: justify;">Sindiswa’nın kaderi, salt kendi geleneklerinde sıkışıp kalmıyor, Batı’nın geçmişte dayattığı totaliter sistemlerinin izlerinde kayboluyor. Hayata tutunuşun, bir gelenekten öteye geçemediği ya da medeniyet olgusunun insanda ne derece bir yıkıma uğrayacağının işaretlerini gösteriyor Angus. Mücadele alanının genişletilmesi, gelenekler ve tabular, etkileyici hareket, tasarım ve de Afrika’nın ıssız yerlerinde yeşeren umutlar Sindiswa’da harmanlanıyor, kısa filmin derdi, filmden bağımsızlaşıp kırlara uzanıyor ve gerçekliğini haykırıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">AFDA’nın öyküsü olan Sindiswa, kendi misyonunu tamamlıyor. Filmin, kendi dili Afrika’dan uzak diyarlara, kıtaları aşıp dramı heceliyor, yavaş yavaş. Afrika Sineması’nın güneyinde yer alan Sindiswa, insanlığın savaşını verdiği hastalığı, tutunmayı yerel halkın gözünden resmedip, biçimlendirirken biz, uzak – yakın kavramları üzerine bir kez daha düşünüyoruz. Hayatın her türlü zorluğu içinde her zaman tutunacak bir dal vardır, insan kimi zaman bir bisiklet ile kurtuluşa gider, kimi zaman özgürlüğe. Pedallara vurulan, sevginin kendi saf hâliyle. Toza karışan gökyüzü bütün bu olanları sessizce izliyor. Yağmursa, yağmak için sırasını bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sada tanisens gera kuru da.</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/OsGwjUj-AfY?rel=0" frameborder="0" width="630" height="350"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ Sindiswa (2006) ~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.afda.co.za" target="_blank">www.afda.co.za</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemazingo.com/sindiswa-afda-the-south-african-school-of-motion-picture-medium-and-live-performance/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011)</title>
		<link>http://www.sinemazingo.com/the-fantastic-flying-books-of-mr-morris-lessmore-2011</link>
		<comments>http://www.sinemazingo.com/the-fantastic-flying-books-of-mr-morris-lessmore-2011#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 09:38:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bekir Arslan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Amerikan Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Film]]></category>
		<category><![CDATA[Animation]]></category>
		<category><![CDATA[asıl]]></category>
		<category><![CDATA[book]]></category>
		<category><![CDATA[books]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[fantastic]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[film izleme]]></category>
		<category><![CDATA[Flying]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[ihtimal]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[imkan]]></category>
		<category><![CDATA[imkansız]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[itibar]]></category>
		<category><![CDATA[kaide]]></category>
		<category><![CDATA[kısa film]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma]]></category>
		<category><![CDATA[lessmore]]></category>
		<category><![CDATA[mesafe]]></category>
		<category><![CDATA[morris]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Morris Lessmore (2011)]]></category>
		<category><![CDATA[mühim]]></category>
		<category><![CDATA[nesne]]></category>
		<category><![CDATA[okuma alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[okuyucu]]></category>
		<category><![CDATA[osman konuk]]></category>
		<category><![CDATA[özlü söz]]></category>
		<category><![CDATA[özne]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[short film]]></category>
		<category><![CDATA[sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[siret]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[söylem]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[suret]]></category>
		<category><![CDATA[The Fantastic Flying Books]]></category>
		<category><![CDATA[uçan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[uçan kitaplar nereye gidiyorsunuz]]></category>
		<category><![CDATA[yapım]]></category>
		<category><![CDATA[yazan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zarf]]></category>
		<category><![CDATA[zedelenmek]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemazingo.com/?p=5146</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce, ilkokul son sınıfta bana Kur&#8217;ân okumayı öğreten, aynı zamanda memlekette komşumuz, kendine çok değer verdiğim Süleyman Hocamın bir çok cümlesi halen aklımdadır. Hayatımın inşa edilmesindeki katkısını  unutmam mümkün değil. Kendisi sadece iyi bir öğretmen değil insanları derinden etkileyen ince bir insandır. Bir dönem dershane müdürlüğü de yapan Süleyman Hoca, yanına uğrayanlarla muhabbet ederken çekmecesinden çıkardığı kareli not defterinden bir şeyler okurdu. Kitap değildi. Özlü sözleri topladığı bir ajanda gibiydi. Halen yanındadır muhtemelen. Bir gün böyle kalabalık bir ortamda bana bakarak &#8220;kimin söylediğine değil, ne söylendiğine bak!&#8221; demişti. Şaşırmış ve beni bir yola sevketmek istediği izlenimine kapılmıştım. Yedi yıl sonra okuduğu bir çok cümlenin aslında bir İslâm âliminin sözleri olduğunu farkettim. İsmini vermemişti. Ta ki ben onunla tanışıncaya kadar. Yazdıklarını okuduğumda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yıllar önce, ilkokul son sınıfta bana Kur&#8217;ân okumayı öğreten, aynı zamanda memlekette komşumuz, kendine çok değer verdiğim Süleyman Hocamın bir çok cümlesi halen aklımdadır. Hayatımın inşa edilmesindeki katkısını  unutmam mümkün değil. Kendisi sadece iyi bir öğretmen değil insanları derinden etkileyen ince bir insandır. Bir dönem dershane müdürlüğü de yapan Süleyman Hoca, yanına uğrayanlarla muhabbet ederken çekmecesinden çıkardığı kareli not defterinden bir şeyler okurdu. Kitap değildi. Özlü sözleri topladığı bir ajanda gibiydi. Halen yanındadır muhtemelen. Bir gün böyle kalabalık bir ortamda bana bakarak &#8220;<strong>kimin söylediğine değil, ne söylendiğine bak!</strong>&#8221; demişti. Şaşırmış ve beni bir yola sevketmek istediği izlenimine kapılmıştım. Yedi yıl sonra okuduğu bir çok cümlenin aslında bir İslâm âliminin sözleri olduğunu farkettim. İsmini vermemişti. Ta ki ben onunla tanışıncaya kadar. Yazdıklarını okuduğumda bana tanıdık geldiğini farketmiş ve tebessüm etmiştim. Bu durumu kendisine sordum: <em>&#8220;Neden böyle bir şey yaptınız? Onun ismini neden vermediniz?&#8221;</em> Cevabı gayet netti: <em>&#8220;İsmini verseydim, çevrenden etkilenip asıl olana odaklanmayı bırakabilirdin. İsmi o noktada önemli değildi, mühim olan hakikâtti.&#8221;</em> Algıların nazarını bozmamak için etkili bir yöntem. Bunu bağlantılı olduğunu düşündüğüm konu hakkında fikir temeli olması açısından anlattım.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/the-fantastic-flying-books-of-mr-morris-lessmore-2011.jpg" alt="The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011)" width="200" />Kitaplar bir çok insan için değişik türde ele alınabilecek ilginç varlıklardır aslında. Birini okuyarak hayatınız değişebilir. Eğlenmek, vakit doldurmak için okunabilir. Rehber olarak bildiğiniz kitaplar da bulunabilir. Her insanın ondan ne aldığı önemlidir bu noktada. Okuma alışkanlığını kazanmış insanlar ise kitapsız yapamaz. Film izlemek veya bir dost ile muhabbet etmek bile bazı zamanlarda onlara kâfi gelmeyebilir. Durum bu yüzden farklıdır. Kitapların yazarlarına da bir mesafe koymam gerektiğini sonraları öğrendim. Ulaşılamaz, erişilemez diye düşündüğüm ve kimi zaman başka yerde yaşayan yazarlara internet vasıtasıyla ulaşmanız şu devirde zor değil. Ona yaklaşmanız, ondan daha çok istifade etmeniz, onunla dost olmanız bile zamanı geldiğinde olabilecek bir olay. Son zamanlarda bundan çekinen ve aslında geri durmaya çalışan biriyim artık. Hatıramda anlatmış olduğum &#8220;<em>ne söylendiğine bak!</em>&#8221; sözünden kopmalar yaşadığım zamanlar da oldu. Genel bir kaide olarak değil ama yazarla tanışmanın, onun fikirlerine somut olarak maruz kalmanın asıl olandan uzaklaşmak olduğunu düşünüyorum. Zihnimdeki yazar algısının zedelenmemesi için de bu yola başvurmuş olabilirim belki ama olay sanırım bununla sınırlı değil.  Bunun yüceltme manası taşıyabildiğini de çok düşündüm. Sonuçta yazan da insan fakat yazılanı zedeleyen insanî zaafın aşikâr olması hakikâte zarar verir mi? Telkin edilen fikre göre de bunun olması şahısların hatasıdır. İnsanın ne yazdığından diğer insanların ne manalar çıkardığını tam olarak kestirmek ise imkânsız. Tıpkı şuan benim anlatmak istediğim ile muhtemelen sevgili okurun bundan çıkardığı sonuçların veya zihninde oluşan fikirlerin örtüşmeme ihtimali gibi. Yakınlarda bir edebiyat dergisinde okuduğum bu söz de fikrimi destekler nitelikte:</p>
<blockquote><p>Ne dersek diyelim sevdiğimiz yazarın eserini atlayıp özel alanına dalma arzusu diye bir şey var. Az ya da çok. Çünkü basılı metin kimseyi kesmiyor. Aşırı, yoğun iletişimin uyarıcılığına duyulan ihtiyaç. Ben de isterdim Tolstoy&#8217;la muhabbet etmek. Bir genç şair, çok eskidendi, artık yazabilirim: &#8220;Bir gün gelip sizi bulacağım&#8221; demişti. Gelip bulacağı kişinin varolmasını umduğu kişi olmayacağını nasıl anlatabilirsiniz? Cevap şu herhalde: Buyur gel beraber gidip bulalım onu.</p>
<p>Osman Konuk. İtibar Dergisi, 2/55</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Varolması umulan kişi olmama ihtimali? Bizi çoğu zaman hayal kırıklığına uğratan da bu değil midir? Hayalimizde kurduğumuz kişinin aslında o olmadığını farketmek. Ve işte burada &#8221;<strong>kimin söylediğine değil, ne söylendiğine bak!</strong>&#8221; sözünün haklılık payı ortaya çıkıyor. O halde &#8220;nesneyi bırakıp özneye odaklanma&#8221;nın da bu hayal kırıklığının temelinde bulunması zor olmayacaktır. Fakat Osman Konuk&#8217;un alıntıladığım bu sözü ile birlikte bir başka fikir akla geliyor: Ya  yazdıklarından fazlası varsa? Ve artık bu sorunun cevabı da bence insanın kendisinde saklı.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak; aslında izlediğim bir kısa filmin kısa bir yorumu olarak algılanabilir bu yazı. Daha önce zihnimde oluşan fikirlerin kısa bir resmi geçidi olarak da düşünülebilir. Bahsi geçen fikirler gibi filmin yorumunun da her insan için farklı olabileceğini düşünüyorum. O yüzden bu filmin kimin tarafından yapıldığı, nasıl ve ne şekilde yaptığı şu noktada önemli değil. Özneyi bırakıp nesneye odaklanma zamanı.</p>
<p style="text-align: justify;">İyi seyirler!</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/Adzywe9xeIU" frameborder="0" width="630" height="350"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011) ~</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemazingo.com/the-fantastic-flying-books-of-mr-morris-lessmore-2011/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mooz-lum (2011)</title>
		<link>http://www.sinemazingo.com/mooz-lum-2011</link>
		<comments>http://www.sinemazingo.com/mooz-lum-2011#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 07:09:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömer Bekdemir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Amerikan Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[11 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikadaki Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan sineması]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız sinema]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Christopher Scott Cherot]]></category>
		<category><![CDATA[Dana J. Wright]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Glover]]></category>
		<category><![CDATA[Dean Francis]]></category>
		<category><![CDATA[Dorian Missick]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[Evan Ross]]></category>
		<category><![CDATA[Hamza]]></category>
		<category><![CDATA[Hassan Mahdi]]></category>
		<category><![CDATA[Ian Dudley]]></category>
		<category><![CDATA[ırk]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam terörizm değildir]]></category>
		<category><![CDATA[katharsis]]></category>
		<category><![CDATA[Kimberley Drummond]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kunal Sharma]]></category>
		<category><![CDATA[Lum]]></category>
		<category><![CDATA[Misha Segal]]></category>
		<category><![CDATA[Mooz]]></category>
		<category><![CDATA[Mooz-Lum]]></category>
		<category><![CDATA[mooz-lum movie]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Muz]]></category>
		<category><![CDATA[Nia Long]]></category>
		<category><![CDATA[Professor Jamal]]></category>
		<category><![CDATA[Qasim ''Q'' Bakir]]></category>
		<category><![CDATA[Qasim ''Q'' Basir]]></category>
		<category><![CDATA[Roger Guenveur Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Safiyah Mahdi]]></category>
		<category><![CDATA[Samad Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Summer Bishil Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Taqua Mahdi]]></category>
		<category><![CDATA[Tariq Mahdi]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[terörizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemazingo.com/?p=5032</guid>
		<description><![CDATA[Mooz-lum, 2011 yapımı Amerikan, bağımsız sinema filmi. İngilizcede mooz, muz ve lum kendi başına farklı anlamlar ifade eden kelimeler. Bu kelimelerin beraber okunuşu İngilizce &#8220;müslüman&#8221; kelimesinin yanlış telafuzuna tekabül ediyor. Bu telafuz şekli bilerek kullanıldığında olumsuz manalar yükleniyor. Amerikalıların bu yanlış telafuzu filmin ismini oluşturmuş. Film, Amerika&#8217;da İslami bir ailede doğmuş, baş kahramanımız Tariq ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Tariq&#8217;in 2001 yılında, üniversitedeki ilk günü için yola koyulmasıyla başlıyor. Tariq&#8217;in üniversitedeki yeni hayatının yanı sıra paralel olarak çocukluğu ve yatılı Kur&#8217;ân okulunda yaşadıkları anlatılıyor. Bu iki hikâye kolu filmin dinamiğini oluşturuyor. Mooz-lum, Amerika&#8217;daki Müslümanların bulundukları ortamları ve İslâm&#8217;ın yanlış anlaşılmalarını anlatan bir film. Qasim &#8220;Q&#8221; Basir, filminde İslâm&#8217;ın yalnızca gayrî müslimler tarafından yanlış/farklı anlaşılmadığını da gösteriyor. Tariq&#8217;in ailesi içerisinde bile İslamî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Mooz-lum, 2011 yapımı Amerikan, bağımsız sinema filmi. İngilizcede mooz, muz ve lum kendi başına farklı anlamlar ifade eden kelimeler. Bu kelimelerin beraber okunuşu İngilizce &#8220;müslüman&#8221; kelimesinin yanlış telafuzuna tekabül ediyor. Bu telafuz şekli bilerek kullanıldığında olumsuz manalar yükleniyor. Amerikalıların bu yanlış telafuzu filmin ismini oluşturmuş.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/mooz-lum-2011-movie.jpg" alt="mooz-lum 2011 movie" width="180" />Film, Amerika&#8217;da İslami bir ailede doğmuş, baş kahramanımız Tariq ve ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Tariq&#8217;in 2001 yılında, üniversitedeki ilk günü için yola koyulmasıyla başlıyor. Tariq&#8217;in üniversitedeki yeni hayatının yanı sıra paralel olarak çocukluğu ve yatılı Kur&#8217;ân okulunda yaşadıkları anlatılıyor. Bu iki hikâye kolu filmin dinamiğini oluşturuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Mooz-lum, Amerika&#8217;daki Müslümanların bulundukları ortamları ve İslâm&#8217;ın yanlış anlaşılmalarını anlatan bir film. Qasim &#8220;Q&#8221; Basir, filminde İslâm&#8217;ın yalnızca gayrî müslimler tarafından yanlış/farklı anlaşılmadığını da gösteriyor. Tariq&#8217;in ailesi içerisinde bile İslamî anlayış konusunda farkılıklar var. Liberal müslüman anne ve tradisyonel müslüman baba arasındaki anlaşmazlıklar ailede çatışma ortamını oluşturuyor. Nihayetinde ebeveynlerin çocuk eğitimi konusundaki anlaşmazlıklarından dolayı evlililiklerini bitiriyorlar. &#8220;Mooz-lum&#8221; bu yönüyle de bir aile dramı olma niteliğini kazanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Son dönemde, Amerika&#8217;daki Müslümanların hayatını anlatan filmlerin olmazsa olmazı 11 Eylül saldırıları. Mooz-lum&#8217;da bu konuda, saldırıların etkisini ele alırken de bir farklılık oluşturmamış. İntikam öfkesiyle tutuşan Amerikanlar, şok olan ve İslâm bu değil diye anlatmaya çalışan Müslümanlar vesaire. Mooz-lum&#8217;da 11 Eylül saldırıları iki hikaye kolunu bağlamak ve katharsise yol açmak için kullanılmış.</p>
<p style="text-align: justify;">Basir&#8217;in anlatmak istediği bir sürü hikâye olduğu filmin içeriğinden anlaşılıyor. Fakat, filmde anlatıklarına bile daha çok zaman ayırsa sinematografik açıdan iyi olurdu. Belki, bütçe açısından herşeyi 95 dakikaya sıkıştırmaya çalışmış olabilir. Böyle bir durumda, bazı konuları yüzeysel ele almamak için, hikâyeyi budamak bir seçenek olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mooz-lum, baş yapıt olmaktan hayli uzak bir film olmasına rağmen -içinde en çok Salam Aleykum kelimesini barındıran film olarak- sinema tarihine geçebilir. İzlediğim filmer arasında &#8216;Salam Aleykum&#8217; kullanımı açık ara Mooz-lum filmine ait.</p>
<p style="text-align: justify;">Son tahlilde Mooz-lum, Amerika&#8217;daki Müslümanların çeşitliliğini ve yaşadıkları toplumu görmek açısından izlenesi bir film.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk izlenim edinmek için Mooz-Lum&#8217;un ilk 10 dakikası izlenebilir. Yönetmen, Qasim &#8220;Q&#8221; Basir&#8217;in <a href="http://vimeo.com/qasim" target="_blank">Vimeo</a> sayfasında bulunan bölüm:</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://player.vimeo.com/video/24795145" frameborder="0" width="630" height="350"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://player.vimeo.com/video/18735539?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" frameborder="0" width="630" height="350"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ Mooz-lum (2011) Trailer ~</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://moozlumthemovie.com" target="_blank">www.moozlumthemovie.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemazingo.com/mooz-lum-2011/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A Londoni férfi (2007)</title>
		<link>http://www.sinemazingo.com/a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007</link>
		<comments>http://www.sinemazingo.com/a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 15:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Hasar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Avrupa Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[13 Production]]></category>
		<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[A Londoni ferfi]]></category>
		<category><![CDATA[Agi Szirtes]]></category>
		<category><![CDATA[Agnes Hranitzky]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Attila Kilyen]]></category>
		<category><![CDATA[Béla Kalman]]></category>
		<category><![CDATA[bela tarr]]></category>
		<category><![CDATA[bela-tarr-sinemasi]]></category>
		<category><![CDATA[Black Forest Films]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[Christoph Hahnheiser]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema of Hungary]]></category>
		<category><![CDATA[Cinema Soleil]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Decsi]]></category>
		<category><![CDATA[dedektif]]></category>
		<category><![CDATA[Defenestrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Defenestration]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dram]]></category>
		<category><![CDATA[Erika Bok]]></category>
		<category><![CDATA[Eva Galdi]]></category>
		<category><![CDATA[Farouk Selkim]]></category>
		<category><![CDATA[film noir]]></category>
		<category><![CDATA[fransızca]]></category>
		<category><![CDATA[Fred Kelemen]]></category>
		<category><![CDATA[Gabor Pinter]]></category>
		<category><![CDATA[Gabor Teni]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Georges Simenon]]></category>
		<category><![CDATA[Gyula Pauer]]></category>
		<category><![CDATA[Humbert Balsan]]></category>
		<category><![CDATA[Hungary]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[Istvan Lenart]]></category>
		<category><![CDATA[Janos Derzsi]]></category>
		<category><![CDATA[Janos Toth]]></category>
		<category><![CDATA[Jeroen Frantzen]]></category>
		<category><![CDATA[Joachim Von Vietinghoff]]></category>
		<category><![CDATA[Juliusz Kossakowski]]></category>
		<category><![CDATA[Kasaba]]></category>
		<category><![CDATA[Kati Lazar]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[L'Homme de Londres]]></category>
		<category><![CDATA[Laszlo Krasznahorkai]]></category>
		<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[London]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[Londralı Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Londres]]></category>
		<category><![CDATA[Long Shot]]></category>
		<category><![CDATA[Macar Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[Mihaly Vig]]></category>
		<category><![CDATA[Miklos Hajdu]]></category>
		<category><![CDATA[Mind Heist]]></category>
		<category><![CDATA[Miriam Zachar]]></category>
		<category><![CDATA[Miroslav Krobot]]></category>
		<category><![CDATA[Müfettiş]]></category>
		<category><![CDATA[Murielle Damain]]></category>
		<category><![CDATA[nesne]]></category>
		<category><![CDATA[nihilizm]]></category>
		<category><![CDATA[olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[öz]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Saadoun]]></category>
		<category><![CDATA[Plan Sekans]]></category>
		<category><![CDATA[polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[şahit]]></category>
		<category><![CDATA[Şahitlik]]></category>
		<category><![CDATA[siyah beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[T. T. Filmmühely]]></category>
		<category><![CDATA[Tarr]]></category>
		<category><![CDATA[the man from london]]></category>
		<category><![CDATA[Tibor Bura]]></category>
		<category><![CDATA[Tilda Swinton]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumcu Gerçekçilik]]></category>
		<category><![CDATA[ümit]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Veronika Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Von Vietinghoff Filmproduktion]]></category>
		<category><![CDATA[William Corsin]]></category>
		<category><![CDATA[yazgı]]></category>
		<category><![CDATA[yitiriliş]]></category>
		<category><![CDATA[Zoltan Kadar]]></category>
		<category><![CDATA[Zoltan Moll]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemazingo.com/?p=4906</guid>
		<description><![CDATA[L’Homme de Londres – Georges Simenon. Vapur bacalarından tüten duman misali gökyüzüne doğru kıvrılışı vardır insanın. Bu olurken nesnelerin mükemmelliğine inanır, dünyayı kucakladığını sanır ve de aldanır. Durum bu şekilde cereyan etmeye devam ederken, insanın başında birikenler onun omuzlarına daha da çetin gelir ve ıssız bir tünelde tek başına kalır. Gece bütün zarafetini insanlığa gösterirken o kendi cümlelerini kurar. Bir istila gibi, varoluşun ve de var olmanın getirdiği yükümlülüğü kendine alır. Bozgunluk dışarıda, içerideyse kılıç. Akın edip, dağıtıyorlar, yabancılaşma ünlemler yerleştiriyor. Yabancı geliyor, yabancı uyumu bozar. Yeryüzündeki ilk cinayetten bu yana insanlığın aldığı yolda egonun tramplenleri var. Her yerde zıplıyorlar, kimi zaman çıkan seslere eşlik etmemizi istiyorlar. Suskunluk bazen kötünün bir işareti olabilir. Susmak, gizle(n)mek içindir. Giz, gizem. Gizleniyorlar, gizleniyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">L’Homme de Londres – Georges Simenon. Vapur bacalarından tüten duman misali gökyüzüne doğru kıvrılışı vardır insanın. Bu olurken nesnelerin mükemmelliğine inanır, dünyayı kucakladığını sanır ve de aldanır. Durum bu şekilde cereyan etmeye devam ederken, insanın başında birikenler onun omuzlarına daha da çetin gelir ve ıssız bir tünelde tek başına kalır. <img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres.jpg" alt="a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007" width="200" />Gece bütün zarafetini insanlığa gösterirken o kendi cümlelerini kurar. Bir istila gibi, varoluşun ve de var olmanın getirdiği yükümlülüğü kendine alır. Bozgunluk dışarıda, içerideyse kılıç. Akın edip, dağıtıyorlar, yabancılaşma ünlemler yerleştiriyor. Yabancı geliyor, yabancı uyumu bozar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeryüzündeki ilk cinayetten bu yana insanlığın aldığı yolda egonun tramplenleri var. Her yerde zıplıyorlar, kimi zaman çıkan seslere eşlik etmemizi istiyorlar. Suskunluk bazen kötünün bir işareti olabilir. Susmak, gizle(n)mek içindir. Giz, gizem. Gizleniyorlar, gizleniyoruz. Stabil kalanlar yine değişmedi. Eski limanlar konuşsa, bir aldanış gerçekleşecek. Arz’ın dili var. Sadece vaktini bekliyor, konuşacak. Şahitliğinden korkuyoruz belki de. Nisyanın ağırlığı nüfuz ediyor insanda. Kusursuz bir cinayet işleniyor. Biri, tüm olanlara şahitlik ediyor. Deniz, limana inat durgunluğa karışıyor. İçine atılanlar var, insan da böyle. İçe, en derinlere gömülüyor. Yükseklik, kimi zaman alçaklıktır. Oradan görülenler, arza kayar, bir birikinti ile. Maddenin potansiyeli insanı itiyor, karanlık bir liman ve deniz. Işıklar, gecenin büyüklüğüne boyun eğip insanların sui hissiyatını gösteriyor. Sönmek istiyorlar, ama gerçeklikleri buna izin vermiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Biri yürüyor, liman ıssız. Sisler var. Tarr, intiharın suskunluğunu ve eksikliğini yaşatıyor. Humbert Balsan arzdan göçüp gitti. Boynuna astığı ip duruyor uzakta. Daimi eksiklik var seyirde, yapboz parçaları bir türlü tamamlanmıyor. Bir kadın, eşiyle konuşuyor. Suskunluk, bir patlamaya neden oluyor. Eşi suskunluğunun altındaki gittikçe büyüyen ve hayvanileşen bir tabiatı resmediyor. Sözleri çirkin adamın, kadın bağırıp bağırıp susuyor. Cinayetten arta kalanlar var. Öyle olması gerekecek. Düzene uymak zorunda. Adam, içindekileri dökmek istiyor, pencerelere bakıyor. Defenestre ile göçüp gitmek istiyor ama korkuyor. <img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/the-man-from-london-a-londoni-ferfi-lhomme-de-londres-2007.jpg" alt="a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007" width="300" />Buna cesareti yok, güçsüz. Başka düşünceleri var. Kendisinin olmayan Sterlin çantası ona hükmediyor. Aslında bu zamana kadar sahip olduğu rutinliği, yabani bir uyumsuzluğun altında çiğneniyor, barikatların ötesinde sıkışıp kalmış durumda. Zihni küflenmiş, hissiyatı denize vuruyor. Sadece kendisinin bildiği gerçeklik onunla büyüyor, ölüyor ve diriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">A Londoni férfi, bir gizeme bulanıyor. Söküğün gelmesine ihtiyaç var. Cinayet, para ve izler yeniden çözümlenmeli. Yüzler, soğuk ve donuk. Etkileyicilik, siyah beyaz limanların ötesinde daha net. Film-noir, dramın portresini çiziyor. İnsanın ruhu, bulanık. Duygu geçişleri birbirinden ayrı ilerliyor. Hakikate giden eşik, dolambaçlı ve ağır. Tarr, kendi içindeki mükemmeliyetçiliğin tozlandığı ve eksikliğin hissedildiği filmini bitirmek zorunda A Londoni férfi ile. Yeryüzü ile gökyüzü arasında gidip gelen, Araf’ın koyuluğunu kendisine alan bir seyrin dili yatıyor, Tarr kabullenmiş bir gerçekliği dile getirmekten çekinmiyor. O da belirtiyor A Londoni férfi’nin içindeki boşluğunu ve intiharın etkisini. Zirveye tam çıkacakken, topallıyor Béla Tarr. Çünkü zihni odaklanmalarda, alan derinliklerinde sorun yaşıyor. <img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/lhomme-de-londres-a-londoni-ferfi-the-man-from-london.jpg" alt="a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007" width="300" />Benim burada üstünde özellikle durmak istediğim bir isim var, ki yıllardır Tarr ile çalışan başarılı bir Macar sinematograf, o da Fred Kelemen’dir. Tarr’dan bağımsız olarak, Fred Kelemen’in bir nebze de olsa A Londoni férfi’yi bir üst basamağa çıkardığını ve emeğini unutmamak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir can simidinden çok uzakta insanlar. Bazen can yorar. Kendi kavanozlarımızı kırıyoruz, fanuslar şekillendirip orada bir hayatın daimiliğinde kalması için bahçeler büyütüyoruz küçük canlılara. Bir maddeye, canlıya değerlik biçerken, geriye döndüğümüzde yitmiş bir kalp bulabiliyoruz. Adam, yorgun bakışlar atıyor. Ruhu, bu yitirilişi istemiyor. Fıtratı kirliliği reddediyor. Sonra adam susuyor, kendiyle hesaplaşacak, eşi de maddenin sahipliğini istemiyor. İstemiyor, biliyor ki bu nizam, bir yıkılışın habercisi. Kurtuluşu, düşüşü olacak. Frekanslar dağılıyor limandan, karıncalar yuvalarından çıkmıyor. Suskunluk var kasabada. Armoni buz dağının üstüne çıkıyor, dağ eriyip yok olmak üzere. Kasabaya düşen bu uyumsuzluğun bedeli, soğuk bir dört duvar arasında son bulmak için fırsat kolluyor.<img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007.jpg" alt="a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007" width="300" /> Kadın, tüm bu manzaranın ortasında, kızıysa sözün altında ezilip gidiyor. Kayboluyor. İnsan, bir zirveye tırmanırken önüne çıkanları acımasızlık ile dizginlemeye çalışıyor ve katranlaşmış suretini çıkarıyor, aslıysa bitap düşmüş hâlde. Can kırıkları.</p>
<p style="text-align: justify;">Puslanmış gökyüzü arza değiyor. Adam geri dönülmezliğin ötesinde. Kendiyle yüzleşmeli, maddenin kirliliğinden arınmak istiyor. Ondan kurtulmak, kaçmak istiyor. Gizem ve cinayet çok uzaklarda. Fırtınalar dinmiş durumda. Liman her zamanki gibi durgun. Işıklar yine yanıyor, sessizlik soğukluğa döndü. Kendi kalbi, doğrudan kaçamadı. Yalanın sahteciliğini istemiyor, çünkü tabiatı ve fıtratı kötüye meyilli yaratılmadı insanın. Gittiği dehlizin yankılarından korkuyor, savruluyor, ayağa kalkıyor, susuyor, bağırıyor. Kasabanın bu tanıklığı çok fazla bir şey değil. Evrende bu sistemin çarkları öyle ağırdan ve bir uyum içinde işliyor ki uyumsuzluğu isteyenler bu döngüde yok olup gidiyor. Acı insanın kalbine işler, en derinlerine. Ölüm, bir noktadır. Madde, bir araç. Amaç, güzele gitmek. Kimse kötüyü istemez ve sevgisiz yaşayamaz. Biri, diğeriyle mümkün. Hiçbir şeysizlik kimi zaman pürdür, kimi zamansa bir kir. Madde, nesne kendi özüyle var. O öze tamamıyla sahiplenme güdüsüyle yaklaştığında kuyulardadır artık insan, en derin kuyularda. Issız yerlerde ölüm daha soğuktur, yabancıdır. Gerçekliğe ve kendine bir yabancı, insan. Sesler azalıyor, kasabadaki varoluş mücadelesi geceye karışıyor. Londra’dan gelen adam, düzeni bozmaya yetiyor, örümcek ağı söküklerini döküyor. Yüzler daha da netleşmeye başlıyor. Tarr, eksik ve tozlu karelerle Londralı Adam’ı Georges Simenon’dan devralıyor, insanın içinde bulunduğu o çetin karmaşayı, ruhun bunaltılarını sınırlara ve mefhumlara tabi bir dilin çizgisinden  ve ötesinden sunuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Mind Heist.</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe width="630" height="350" src="http://www.youtube.com/embed/uyb-7Mb7irA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ A Londoni férfi / The Man from London / L’Homme de Londres (2007) Trailer ~</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemazingo.com/a-londoni-ferfi-the-man-from-london-lhomme-de-londres-2007/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüm Gibi Güzelsin</title>
		<link>http://www.sinemazingo.com/olum-gibi-guzelsin-beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci</link>
		<comments>http://www.sinemazingo.com/olum-gibi-guzelsin-beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 06:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kübra Nur Ayar</dc:creator>
				<category><![CDATA[İran Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Amaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[5d sinema]]></category>
		<category><![CDATA[ab-ı hayat]]></category>
		<category><![CDATA[acziyet]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[algılar]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[araba çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerin ellerini takip etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Beed-e Majnoon]]></category>
		<category><![CDATA[beş duyu]]></category>
		<category><![CDATA[beynimiz]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[cennet nimetleri]]></category>
		<category><![CDATA[cenneti hatırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[cennetin rengi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya hayatına alışmak]]></category>
		<category><![CDATA[duymak]]></category>
		<category><![CDATA[duyular]]></category>
		<category><![CDATA[emir]]></category>
		<category><![CDATA[etiket yapıştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[Fizyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[görme engelli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayret]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[iran sineması]]></category>
		<category><![CDATA[isim koymak]]></category>
		<category><![CDATA[iyi amellerin karşılığı]]></category>
		<category><![CDATA[karadeniz’in bir köyü]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[koku almak]]></category>
		<category><![CDATA[kör]]></category>
		<category><![CDATA[kudret]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Latince terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Majid Majidi]]></category>
		<category><![CDATA[majidi]]></category>
		<category><![CDATA[maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[mecid mecidi]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[murtaza]]></category>
		<category><![CDATA[nankör]]></category>
		<category><![CDATA[nimet]]></category>
		<category><![CDATA[nimete şükür]]></category>
		<category><![CDATA[numune]]></category>
		<category><![CDATA[oku]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm gibi güzelsin]]></category>
		<category><![CDATA[pembe]]></category>
		<category><![CDATA[peri]]></category>
		<category><![CDATA[rang-e khoda]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sadi]]></category>
		<category><![CDATA[secde suresi]]></category>
		<category><![CDATA[sevinçten deli olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sinir-kas kavşağı]]></category>
		<category><![CDATA[söğüt]]></category>
		<category><![CDATA[söğüt ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<category><![CDATA[the color of paradise]]></category>
		<category><![CDATA[the willow tree]]></category>
		<category><![CDATA[willow]]></category>
		<category><![CDATA[xxyx]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sinemazingo.com/?p=5025</guid>
		<description><![CDATA[Beş boyutlu sinemaya gittiyseniz kendinizi denizde savrulan bir odun parçası ya da dağlar arasında giden bir hızlı tren gibi hissetmişsinizdir. Ayaklarınızın altından fareler geçtiği, yağmur yağdığı da olmuştur. Bittiğinde mekanizmasına hayran bırakacak bu kısa filmlerin tek amacı bizi eğlendirmek midir acaba? İcat edenler bilse de bilmese de fazla sahici olan bu 5d sinemalar başka gerçekleri fısıldar kulağımıza. Bir adama araba çarptığını düşünsek şimdi… Adam arabayı gördü, fren sesini duydu, darbeyi aldı ve acıyı hissetti. Duyuları aracılığı ile ona araba çarptığını hissetmiş oldu. Olay beyninde bitti aslında. Şimdi bu adam görmese, duymasa, felçli olsa araba çarptığını hissetmezdi. Peki, bu araba çarpan adamın hislerini aynen alıp evinde oturan bir adama aktarsak, bir bilgisayar aracılığıyla olabilir mesela. Evinde oturan adam da öyle duyduğunu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Beş boyutlu sinemaya gittiyseniz kendinizi denizde savrulan bir odun parçası ya da dağlar arasında giden bir hızlı tren gibi hissetmişsinizdir. Ayaklarınızın altından fareler geçtiği, yağmur yağdığı da olmuştur. Bittiğinde mekanizmasına hayran bırakacak bu kısa filmlerin tek amacı bizi eğlendirmek midir acaba? İcat edenler bilse de bilmese de fazla sahici olan bu 5d sinemalar başka gerçekleri fısıldar kulağımıza.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir adama araba çarptığını düşünsek şimdi… Adam arabayı gördü, fren sesini duydu, darbeyi aldı ve acıyı hissetti. Duyuları aracılığı ile ona araba çarptığını hissetmiş oldu. Olay beyninde bitti aslında. Şimdi bu adam görmese, duymasa, felçli olsa araba çarptığını hissetmezdi. Peki, bu araba çarpan adamın hislerini aynen alıp evinde oturan bir adama aktarsak, bir bilgisayar aracılığıyla olabilir mesela. Evinde oturan adam da öyle duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini sansa, o adama da araba çarpmış olmaz mı? Aynını hissetmez mi? Evinde oturuyordur ama adama araba çarpmıştır. Olamaz mı? Olabilir, aynı rüyada olduğu gibi, 5d sinemada olduğu gibi&#8230; Şimdi ne malum hepimizin bir düzlükte beynine bilgisayarlar takılı halde sürekli farklı algılar verilerek yaşatılmadığımız? Yalnızca beş duyuyu kullanıyoruz. Binlerce duyu var belki, insanlar sadece beşine vâkıf. Derler ki biz beynimizin algısı ile yaşıyoruz, dışarıdaki gerçek dünyayı yalnız Allah biliyor. Hatta dışarıda Allah&#8217;tan gayrı hiçbir şey yok diyorlar. Biz sadece beş duyu ile farklı algılara varıyoruz o kadar…</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hiç görmediğiniz bir renk hayal edebilir misiniz?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bazı dillerde mavi tonlarına yüz kadar farklı isim konulduğu söylenir. Biz de açık, koyu mavi, turkuaz mavisi diye ayırmışız. Belirli bir renk aralığını ufak parçalara ayırıp etiket yapıştırır gibi isim koymuşuz. Bizim renk algımız farklı renkleri ayırmak için koyduğumuz isimlerden ibaret aslında. Mavi var, yeşil var, kırmızı, pembe var, güzel. Peki ya xxyx diye bir renk varsa? Öyle bir renk varsa ve pembenin maviye benzemeyişi gibi xxyx de diğer hiçbir renge benzemiyorsa? O rengi ilk gördüğümüzde ne hissederiz? O rengi görmek için neler veririz? Hiç görmediğimiz bir rengi hayal edebilir miyiz? &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aklın zorda kaldığı bu noktada aklıma bir fıkra geliyor. Karadeniz’in bir köyünde hoca cennet bahçelerinden, orada yeşillik ve meyvelerin olacağından bahsederken köylünün biri &#8220;<em>hocam biz burada zaten yeşillik içindeyiz, ağaçlar, meyveler bol; bahçeden bıkmışız, bizim için başka türlü bir nimet olmayacak mı?</em>&#8221; diye sormuş. Köylünün bu sorusuna Secde Sûresi 17. ayetle cevap vermiş hoca: &#8220;<em>İyi amellerinin mükâfatı olarak, insanları memnun edecek neler hazırlandığını hiç kimse bilemez.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: justify;">Cennette müminlere neler hazırlandığını bilemeyiz. Görmediğimiz bir rengi bile hayal edemiyoruz neticede. Hiç görmediğimiz bir rengi düşünmeye kalktığımızda acziyetten başımız ağrıyor. Bu dünyada demek bize gösterilen sınırlı renklerle, sınırlı tadlarla yaşıyoruz. Cennettekinin bir numunesi olarak bize verilen sınırlı duyular ile hissediyoruz. Kullandığımız beş duyu gibi daha binlerce duyu var lakin bu dünyada kullanmaya yetkimiz yok demek ki.</p>
<p style="text-align: justify;">Küçükken ya herkeste olan bir yetenek bende yoksa diye kuşkulanırdım. Belki koku almak yada işitmek gibi bir duyu daha vardı ve bunu her insan doğal olarak kullanabildiği için lafı bile geçmiyor ve kimse bana gelip şöyle şöyle yapıp bu duyunu da kullanacaksın demiyordu. Annem bana nasıl duyacağımı yada nasıl göreceğimi de öğretmemişti. Kendiliğimden yaptığım görme eylemi gibi bir eylem daha vardı ama ben bunu kullanamıyordum belki? Olamaz mı? Tam tersi de olabilirdi. Bu dünyadaki koku alma eylemini tek gerçekleştiren kişi bendim belki de. Diğerleri koklamak diye başka bir hissi ifade ediyorlardı, benim burnumun doğaüstü yetenekleri vardı; elbette olabilirdi, kim bunun aksini ispat edebilirdi ki? Henüz dünyada madde tarafı maneviyatın önüne geçmemiş her çocuk gibi olağan bir fikirdi bu benim için.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha sonra büyüdük ve beş duyunun fizyolojisi, yapısı, şekli ile tanıştık. Tüm gizemi kayboldu olayların. Koku almaya vesile hücrelere isim koyduk, ezberledik, sınav olduk, her insanda aynı duyu olduğuna inandırdılar bizi. Beş duyunun işleyişini aklımıza yazarken altıncı bir duyu olmadığına, beyin sinyallerinin mükemmelliğine iman ettirdiler. Çocukluktan kalma ya bir duyum eksik yada fazlaysa, diğerlerinden farklıysa kuşkusundan eser kalmadı içimde. Bilineni, görüleni, olduğu kabul edileni öğrene öğrene, bilinmeyeni, henüz görülmemiş olanı düşlemeyi unuttuk.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Tüm gizemi kayboldu olayların…</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç görmedik. Hiç ölmedik neticede. Nereden bilebiliriz.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Cennette hiç kimsenin görmediği, işitmediği ve hayal bile edemediği nimetler vardır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">(Hadis, Müslim)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" style="border-image: initial; border-width: 5px; border-color: black; border-style: solid; margin: 10px;" src="http://www.sinemazingo.com/wp-content/uploads/2012/02/olum-gibi-guzelsin-beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci.jpg" alt="beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci" width="200" /><a href="http://www.sinemazingo.com/beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci-2005" target="_blank">Söğüt Ağacı</a> filmindeki Yusuf’un gözlerinin açılma sahnesi bu hadisin bir tecellisi gibi geldi bana. Bendeki beş duyunun insanlardaki beş duyu ile bir olduğunu yazılı-sözlü sınavlarda üstüne basa basa anlattıkları, yüzlerce latince terimi kafama sıkıştırdıkları bir anda şifa gibi geldi. Cennette kavuşacağımız yeni duyuların bir esintisi gibi geldi…</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf görmemiş, hastane koridorunu, pencereyi, ellerini, yüzünü hiç görmemiş. Siyahı, beyazı, maviyi bilmiyor. İlk defa görüyor ellerini, ilk defa görüyor beyaz diye bir rengi ve deliye dönüyor. Daha önce görmediği binlerce nimet… Koridora bakıyor, uzaktaki kapıya, yakındaki ellerine, pencere kenarında yük taşıyan karıncaya bakıyor; daha önce elleriyle hissettiği, isimlerini bildiği her yere bir daha &#8220;<strong>göz ile</strong>&#8221; bakıyor. Muhakkak görmeden önceki elleri ile gördükten sonraki elleri arasında yalnızca bir isim benzerliği olduğunu düşünüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hadisteki cennet tasvirini, Yusuf bu dünyada bir görme duyusuna kavuşunca yaşıyor:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Cennet nimetleriyle, dünyadakiler arasında yalnız isim benzerliği vardır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">(Hadis, Beyheki)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;">Ve Yusuf’un çevresine gözüyle bakınca hayran kalma, sevinçten deli olma sahneleri bir sözü düşürüyor aklıma: <strong>&#8220;Ölüm gibi güzelsin.&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hiç görmemiş bir insanın ilk görme sevincinin mislini cennette yaşayacağımız vaat ediliyor. Yusuf gördüğü anda artık başka bir dünyada yaşamaya başlamıştır. Sanki ölmüş, başka bir dünyaya doğmuştur. Ölünce cennette bulacağı güzellikler gibi dünyada hiç görmediği güzellikleri görmüştür. Onun gördükleri ölünce müminlerin görecekleri gibi güzeldir, ölüm gibi güzeldir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Söğüt Ağacı filmini izlemedim, videoyu izledim şimdilik. Bir duyunun bir dünya demek olduğunu ve beş duyunun kıymetini, beş duyudan ötesini düşlemeyi çok güzel anlatıyor Yusuf’un videosu. Bebekler beş-altı aylık kadar olunca ellerine dikkatlice bakarlar. Ellerini dakikalarca hareket ettirip gözleriyle takip ederken ‘kendi eli’ olduğunu ve istediği gibi hareket ettirdiğini anlar bebek. El denilen bir organı vardır, ona verilmiştir ve istediği gibi oynatabilmektedir. Fizyolojiciler sinir-kas kavşağından bahsededursun, aklın alacağı bir olay değildir bu. Dünyaya henüz gelmiş bebek elini tanıyacak ve böylesine hayret ile bir daha bakmayacaktır. Videoda ise Yusuf’un adım atarak hayretle ayaklarına bakması, bir adım daha, bir adım daha derken bu muazzam hareketleri kendi isteğiyle yaptığını görmesi onda aynı hayreti uyandırıyor. Ama bebeklerin bir daha ellerine öylesine güzel ve anlamlı bakmayacağı gibi Yusuf da adımlarına alışacak, görünen dünya hayatına adapte olacaktır. Yusuf’un dünya hayatına alıştığını görmemek için izlemedim biraz da filmi, aklımda hep ayaklarını ilk gördüğünde deliye dönüş sahnesi kalsın istedim ki bitmeyen sevinci ve deliliği ile cenneti anımsatsın bana.</p>
<p style="text-align: justify;">Duyular ile algılıyor, duyular ile yaşıyoruz. Cennette Yusuf’un sevincine <em>(inşallah</em>) ortak olacağımızı düşününce 5d sinema koltuğunda verilen duyular gibi bu dünyadaki beş duyunun da emaneten ve numune olarak verildiğini anlıyoruz. Yusuf’un kalbindeki heyecana ortak olup, cenneti hatırlıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk kez gören adamı çılgına çeviren görme hissi, ölüm gibisin; ölüm gibi güzelsin…</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><iframe src="http://www.youtube.com/embed/duo0MZtSgW8" frameborder="0" width="630" height="350"></iframe></p>
<p style="text-align: center;">~ Beed-e majnoon &#8211; Söğüt Ağacı (2005), Majid Majidi ~</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sinemazingo.com/olum-gibi-guzelsin-beed-e-majnoon-the-willow-tree-sogut-agaci/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

