Kuzey Avrupa Sineması kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

- Dinle, senden bir mezar kazmanı istiyorum. Biraz doğuya gitmelisin. Hayır, hayır, hayır. Doğuya dedim. – Beni görüyor musun? – Elbette. Şu anda seni izliyorum. – O zaman buraya gelip neden yeri göstermiyorsun? – Şu an çok uzaktayım. Dürbünle bakıyorum. Şimdi doğudaki mezarlığın oraya git ahbap. – Neresi doğu? – Yönleri bilmiyor musun, evlat? – Bana sıcaksın ya da soğuksun der misin? – Tamam, şu anda donuyorsun… Sıcaklaşmaya başladın… Hayır, hayır şu an sıfırın altındasın! Yeniden ısınmaya başladın… Hayır, hayır! Ne kadar beceriksizsin, oraya geliyorum. Özgürlük biriktirir insan. En uzaklar için. Oradaki muhteşemliğin hayalini kurar ve orayla mutlu olur. Zira bir yanı daimi eksiktir insanın. Orayla tamamlamak ister zihnini, rüyalarını. Özgürlüğe kaçmak, bir soğuk atlastan ötedir. Bir adımdır, miladın mührüdür bu. [...]

When I look back I see the landscapes That I have walked through But it is different All the great trees are gone It seems there are Remnants of them But it is the afterglow Inside of you Of all those you met Who meant something in your life Olav Rex – 1977 Norveçli yönetmen Morten Skallerud’un 1991 yılında seyircisiyle buluşan kısa filmi. A year along the abandoned road, 1988-1989 yılları arasında neredeyse 105 günü aşan bir süre içerisinde time-lapse  tekniğiyle hazırlanmış. Film, Norveç’in Borfjord Balıkçı Kasabasında, gölün etrafında kameranın dolaşmasıyla sürüyor. Kamera sadece o bölgeyi geziyor. Birkaç saniyenin bir güne denk gelmesi sıradışı bir özellik kazanmasına sebep oluyor. Super Panavision 70 ile çekilen Skallerud’un bu yapımında saniyeler ilerledikçe günler, [...]

Uzun ovalar kovalıyor kuşları. Tersine bir dünya. Kuytulara saklanıyor bütün gelincikler. Ölüm, derinlerde. Enginliğe kanat çırpıyor bir güvercin, en uzakta. Gökyüzü kahverengi. Bir yer, zamanın inadına suskunluğunu bozmuyor. Fırtınalar öfkeleniyor, ölüm soğukluğun içinde bekliyor. Toprak karışıyor sessiz harflere. Yüzler yaşlanıyor, aynalar kristalleşiyor, yataklar kucaklıyor bedenleri. Yorgunluğun altında eziliyor çarşaflar, odunlar biraz nemli, ateşlerden su damlıyor. Su biraz daha ısınıyor bugün. Eksik bir krizantem başkalaşıyor, yabancılaşıyor suya, ateşe. Ay, pozisyonunun verdiği asaleti saadete dönüştürüyor. Bir adam vakti bekliyor. En derinlere inecek. Huzuru, tek başına değil. Yaptırımsız kalmıyor toprağa. Toprağın insanının elleri titrer. Ziller çok uzaktan çalıyor. Çocuksuz bir bahçe düşünün. İçindeki salıncaklar bile dengesiz duruyor, tahtırevanlar dengeleri alt üst ediyor. Bilinç giderek kapanıyor, kapanması gerekecek. Uzaklığın yakınında kesişiyor vücutlar. Ayrılık denilen [...]

“Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı” Hz. Muhammed (sav) / Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61) İktibas ettiğimiz meşhur hadiste İslami öğretinin kadın telakkisine dair görüşleri tüm kapsayıcılığı ve açıklığıyla âyân edilmiştir. Kadın lafzının, insanlık tarihinde yer etmiş ve edecek olan tüm  öğretiler, ideolojiler, düşünce ve inanç sistemlerinde pozitif haliyle mütabık kılınan namaz (ritüel, ispat, burhan) ve güzel koku (coşkunluk, ruhaniyet) kavramları ile birlikte zikredilmesi elbette beyhude  yada tesadüfi bir durum değildir. Örneğin, İslami öğretide namaz olarak konuşlandırılan fakat geleneksel anlayışın tersine vücut hareketleri yada dua mırıldanmalarından ziyade bütüncül bir kulluk kabulü ve ispatının tezahürü olarak hadiste yer verilen abd mefhumu (ibadet, kulluk bilinci, teslimiyet, koşulsuz itaat, ritüel), bütün geleneksel inanç öğretilerinin, semantik düşünce oluşumlarının olmazsa olmazı ve bir [...]

Klass, Avrupa genelinde okullarda artan şiddet olaylarından sadece birini konu alan, Ilmar Raag yönetmenliğinde 2007 yılında hazırlanan, Estonya yapımı film. Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiş olan filmdeki bir çok oyuncunun ilk deneyimi olmasına rağmen etkili bir anlatım sunulmuş. Puslu ve nispeten karanlık havası olan Doğu Avrupa ülkelerinden Estonya’da küçük bir lisenin ortalama bir sınıfında meydana gelen olayları anlatıyor. Ergenlik yaşındaki insanların kendilerini ispatlamak amacıyla başka diğer insanlara iyi davranmadığı aşikârdır. Ülkemizde her nesil bir şekilde bu tür şiddet olayları ile karşılaşmıştır. Küçük düşürme, alay etme, zarar verme, aşağılayıcı tavırlar takınma, bunlara maruz kalan insanlar için o yaşlardaki en büyük sorun. Kişiliğin yerleştiği bu kritik dönemdeki davranışlar ve ani kararlar ise hayatın bütününü etkileyebilir düzeyde. Her fırsatta aşağılanan ve hor görülen Joosep ile [...]

Sayfa 1 / 3123