Afrika üzerine kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

“Şehitleri an.” Malcolm X Malcolm’un hayatı ikiye ayrılır. Müslüman olduktan sonra ve müslüman olduktan sonra. Birincisi halen Amerika’nın Malcolm’ı anmak istediği şeklidir. İkincisi Hacc’dan sonrasıyla ilgilidir. Malcolm, tam da o noktadır ve Hacc’dan sonraki kısımda yazdığı bir mektupta şöyle demektedir: “İnanamayacaksın ama tenleri beyazdan daha beyaz olan insanlarla aynı bardaktan su içtim ve aynı tabaktan yemek yedim. Hepimiz bir kardeştik. Ben artık ırkçı bir Müslüman değilim. Gerçek peygamberimiz olan Hz. Muhammed ırkçılığı yasaklamıştır.” Malcolm, İslam’ı ilk tanıdığında ırkçı bir müslüman olabileceğini düşündü. Beyazlardan gelen yardım tekliflerini bile kabul etmedi. Filmde, inancı tam olarak hıristiyanlıkta İsa’nın yeri neyse o yere Muhammed’i (S.a.v) yerleştirmekten ibaretti. Fakat bilmiyordu. Bilseydi yapmazdı. Ama filmi Amerika çekmişti ve gerçekten İslam’ın ne olduğunu da anlatacak değildi. Şöyle [...]

Hareketi severim. Zekice esprileri severim. Kısıtlı vaktimde alakasız işleri daha hızlı bir şekilde yaparak iki ayağımı bir papuca sokmayı severim. Dokunmatik lambalar dururken gaz lambası kullanmayı tercih etmeyi severim. Flash diskimi vermemek için içinde virüs var demeyi –gerçekten de var- severim. Bilgisayar ekranına bakmaktan gözlerim bozulmuşken aslında bunun karşılaşmak istemediğim insanlara bu sebebi göstererek içimi rahatlatıp aslında göz bozukluğu gibi kötü sayılacak bir vaziyetin iyi tarafını gördüğüm için ne kadar da polyanna rolünü benimsediğimi hatırlamayı severim. Sevdiğim şeylerin aslında çok da sevmediğim şeyler olduğu bilgisini hissettiğim an, kendimi Gazali’nin öğrencisi olduğum hayali gibi muazzam bir hissin ardından Gazali’nin okunulmamış kitaplarını hatırlayıp üzüleceğim yere aslında başka düşünürlerin kitaplarını okuduğumu düşünüp kendimi kandırmayı severim. Ya sizler? Animasyonlar. İyi ki varlar. Bazıları “şu [...]

Bazı filmlerden gereğinden fazla etkilenmemiz, filmde kendimize yakın hissettiğimiz davranış, kişi veya içinde bulunmak istediğimiz veya hiç istemediğimiz olayların varlığından kaynaklanıyor. Bu etkinin sınırı aşmaması bizim elimizde. – Elinde silahıyla oturan bir Afrikalı fotoğrafı çeken yabancıya Afrika asıllı ama Afrika’da yaşamayan birinin nasıl tepki verdiğini, “Sizin yüzünüzden Afrika hep böyle biliniyor” dediğini biliyorum. Bu arada Afrika asıllı ama Afrika’da yaşamayan kişi de Afrika dili konuşmuyordu. Problemler bilmek istemeyeceğimiz kadar büyük, ürkütücü ve farklı olabiliyor ve biz hâlâ güneşin üzerinde 75 yazdığını sanıyoruz. Film: Hotel Rwanda *UN hep barış getirir (!) Amerikalılar ve Avrupalılar çok cicidir (!) Batı, tüm güçlü devletler, güvendiklerinin hepsi Poll! *Ama bir şey var; sen siyahsın, bir zenci bile değilsin. Afrikalısın. * Tutsi ve Hutuyuz ama Afrikalı [...]

Bir afrika atasözü der ki: “Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa öleceğini bilir.” Afrikalı derken afrika asıllı bazı Amerikalılardan bahsetmiyorum tabii ki. Çünkü onlar “Primeval” izliyorlar. Ve Primeval diyor ki: Eğer afrika asıllı bir Amerikalı isen baba toprağına lanet etme zamanın geldi. Aldığın her nefesi Amerika’ya borçlusun ve bu yüzden ömrünün sonuna kadar onun istediği gibi biri ol veya öl. Kötü yanı şu ki, Primevaldeki Afrikalı Amerikan, hem oluyor hem ölüyor. Bir Afrikalı kimin umrunda… Benim umrumda! Sen de kimsin?! Kısacası filmi, konusu her ne giz altına gizlenirse gizlensin ırkçılık kokusu rahatsız ediyor. Kimi rahatsız etmez ki… Kısacası filmin yapımcısı filmi yine amacı doğrultusunda törpülemiş. Törpülenen yerler bariz. Kısacası filmi bu zamazigoları [...]