Çok korkunç filmler kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

Geçenki yazımda yeniden çekilen korku filmlerine -genel olarak- karşı olmadığımı yazmıştım. Yeni fikirler katılarak ve değişiklikler yapılarak eski filmlerin yeniden çekilmesinde bir maruz görmüyorum. Bu işte yanlış olan sırf para için namı olan filmleri alelacele özensiz şekilde yeniden çekmek. Ticari beklentiyle finanse edilen filmler ehil eller altında güzel filmlere dönüşebiliyor. Fakat bi o kadar da ticari beklentiyle yapılan filmler fos çıkıyor. ”The Hills Have Eyes” yeniden çekimi bana kalırsa bir başyapıt olmasına karşın ikinci bölümü tamamıyla adi bir yapım. Ticari motivasyonla yapılan devam filmlerinden biri ve netice de ortaya çıkan yapım zaman kayıbından başka birşey değil. Bu iki film hakkında daha önce sinemazingo’da yazılmıştı. Yeniden çekim furyası bazı eleştirmenler tarafından fikirlerinin tükenmesi olarak yorumlanıyor. Bana kalırsa böyle birşey demek mümkün [...]

”Frankenstein veya Modern Prometheus” 1910 yapımı ilk uyarlamasından 21 sene sonra tekrar beyaz perdeye uyarlanmıştır. İkinci uyarlma yapıldığında sinemaya ses geleli dört yıl olmuştu. James Whale’in yönettiği ikinci sinema uyarlaması gayet serbest bir uyarlama, yani Mary Shelley’in romanından yalnızca bazı motifler ve birkaç kişiyi almış. Whale’in filminde Frankenstein’ın canavarını Boris Karloff canlandırıyor. İllerki filmlerde Frankenstein’ın canavarı Karloff’un canlandırdığı gibi şekillenmiştir. Oysa romandaki canavar ile filmdeki canvar arasında büyük farklar vardır. 1910′dan bu yana Frankenstein ve canavarı yüzlerce kez sinemaya ve televizyona uyarlanmıştır. Bu uyarlamalar arasında benzerlikler ve farklılıklar var. Bunların sanatsal veya sinematografik sebebleri olabilir. İlk ”Frankenstein” filminde canavarın kimyasal karışımla oluşturulmasının kanımca sinematografik nedenleri vardır. J. Searl Dawley canavarı 2000′lerde kimyasal karışımla oluştursaydı kesinlikle sanatsal nedenleri olurdu. Sinema hızla [...]

1910 yapımı ”Frankenstein” filmi sinemanın ilk korku filmi olarak tarihe geçmiştir. Bu yapım Mary Shelly’nin ”Frankenstein veya Modern Prometheus” romanından uyarlanmıştır. Filmin senaryosu ve yönetmenliği J. Searle Dawley’e ait. Dawley 13 dakikalık filminde Frankenstein’ın canavarının yaratılışı ve yok oluşunu anlatıyor. Drawley’in sekiz sahneden oluşan filminin çekimleri üç gün sürmüş. Tabi bu yüzyıllık filmin bugün bakınca hiç bir ürperticiliği yok. Seyirci olarak daha çoğuna alışığız, ama korku filmleri böyle başladı. ”Frankenstein” ilk korku filmi olarak geçer fakat korku öğeleri sinemanın en başlarından beri filmlerde yerini almıştır. Öykülü sinemanın öncüsü George Melies’in ”Le manoir du diable (1896)” ve ”Une nuit terrible (1896)” filmlerinde korku filmi öğeleri bulmak mümkün. Melies’in ”Le manoir du diablo” filminin tamamı bir sarayda geçiyor. Filmde bir yarasa bir [...]

Bir filmi gerçekten beğendiyseniz, beğenmeyenler filmi anlamamış, beğenenler ise sizin kadar zeki olurlar. Filmin sizde bıraktığı etki ise tam olarak zaaflarınızla ilgilidir. Ne acı. Yarın başınıza mistik bir olay gelse Hafiften bir rüzgar esse Etraftaki insanlar birdenbire insaniyetini kaybetse İsrail’den bahsetmiyorum Bitkilerin yayabileceği bir virüs Veya havaya bulaşan ve hava olan her yere ulaşabilen bir korku En kabaca tabirle, farklı bir şeyler oluyor Siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz çünkü ne olduğunu anlayabilmiş değilsiniz Niçin olduğunu bile bilmiyorsunuz Ve korku taşıyan rüzgarı ensenizde hissetmeye başlıyorsunuz… Elliot Moore: “Bilim adamları kitaplara koyacak bir neden bulurlar ama sonuçta bunlar yalnızca teori. Anlayışımızın ötesinde güçler olduğunu kabul etmeyi bir türlü beceremiyoruz.”

Bol korkulu japon korku filmi hazırlamak için gerekli malzemeler: *Bir adet japon çocuk. Elde böyle bir imkan yoksa, sonrasında kısmen tanınmaz hale geleceği için Çinli bir çocukta işimizi görecektir. *Siyah göz kalemi. *Bol pudra. *Peruk. Uygulanışı: Sahnenin bir dip köşesine oturttuğumuz bir adet japon çocuğu bol pudra yardımıyla suratını beyaz hale getiriyoruz. Ardından siyah göz kalemiyle göz çevresini boyuyoruz, ardından peruğu çocuğumuza giydirip gözlerini kameraya dikerek hiç kımıldamadan bakmasını istiyoruz. İşte bu kadar.

Sayfa 1 / 212