Kötü Filmler kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

The Tree 2010 Fransa-Avustralya ortak yapımı dram türünde film. Konusu nedir diye sorarsanız öylece kalakalırım. Çünkü konusu yok sayılır, aslında minicik bir konusu var ama onu söylersem bu sefer filmin tek spoilerını vermiş olurum. O yüzden fazla karıştırmayalım derim ben. Diyeceğim şu ki; The Tree sanatsal film kategorisinde incelense dahi sıfırın altında not alacak cinsten. Durağan filmleri sıkılmadan izleyebilen beni bile çileden çıkardı. Hani nefes almadan izlediğimiz filmler vardır, beynimizi, mimiklerimizi, duruşumuzu bile kontrol altına alır, The Tree’nin de böyle bir etkisi var ama negatif yönde. Evet nefes almıyorsunuz hatta boğuluyorsunuz. Öyle başına oturayım, izleyeyim kalkayım durumu da yok, aralara yeme içme molası filan şart. Özetle kaçın canınızı kurtarın, vaktinize yazıktır. Son olarak filmin artı yönlerinden bahsedelim; birincisi Avustralya da [...]

Hani izledikten sonra geçirdiğiniz zamana üzüldüğünüz bazı filmler vardır ya, “London Boulevard” da öyle bir film bana göre. Şöhretten fena halde canı sıkılmış bir bayanı anlatıyor. Doğal olarak onu bir şekilde korumaya çalışan esas oğlan. Bizim yeşilçamda çokça işlenen konulara benziyor. Zengin ama üzgün kız, fakir ama gururlu genç… Ve tabi ki İngilizce’nin dibine vurarak anlatıyor hikayeyi. Bildiğim kadarıyla İrlandalıların kullandığı bir şive var. Bizim sokak jargonu diye tabir edilen bir şiveye benzer. Kelimelerin olduğundan farklı şekilde söylenmesiyle oluşmuş. Filmin tek eğlenceli yanı ise bu. Unutmadan bir de müzikleri tabi. Güzel. Onun haricinde izlendiğinde size herhangi bir faydası olamayacak bir film. Senaryodaki kopukluklar çoğu zaman insanı sıkıyor. Kullanılan şiveye göre de ağızlardaki küfürler fena halde rahatsız edebilir ve ediyor. Ve [...]

Bol korkulu japon korku filmi hazırlamak için gerekli malzemeler: *Bir adet japon çocuk. Elde böyle bir imkan yoksa, sonrasında kısmen tanınmaz hale geleceği için Çinli bir çocukta işimizi görecektir. *Siyah göz kalemi. *Bol pudra. *Peruk. Uygulanışı: Sahnenin bir dip köşesine oturttuğumuz bir adet japon çocuğu bol pudra yardımıyla suratını beyaz hale getiriyoruz. Ardından siyah göz kalemiyle göz çevresini boyuyoruz, ardından peruğu çocuğumuza giydirip gözlerini kameraya dikerek hiç kımıldamadan bakmasını istiyoruz. İşte bu kadar.

Her ilkini izlediğiniz filmin ikincisini de izleme meraklısıysanız The Hills Have Eyes için büyük hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Filmin konusunu birinci filmden beğenmiştim zaten ve ikincisini izleme fırsatım olunca yine gayet güzel bir filmle karşılaşacğımı ummuştum. Tek kelimeyle; yanıldım. Aslında ilkini çekici kılan konusundan da çok mevzu bahis ailenin psikolojisiydi. Jenerik gayet güzeldi. Ses efektleri, bir korku filmi için enteresandı. Türkçesini izlemedim fakat bol küfürlü oluşu en kötü yanıydı. E peki ne oldu da bu kadar yerilmeyi haketti 2? USA-Irak savaşından sonra Bushumtırak zihniyet medya ve özellikle sinema piyasasına hatırı sayılır düzeyde el koydu. Filmlerin bazılarında “Biz haklıyız” diğer bazılarında ise “O tarafa (Müslümanları bol ülkeler,müslümanlar vs.) bulaşırsan başına mutlaka kötü bişey gelir” psikolojisi dayattırıldıkça dayattırıldı.