Film Türleri kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

‘Siz’siz kader olmayacağı gibi, kader’siz’ eylem de olmaz. Hollywood’un ‘kader’ anlayışını size çarpık anlatmak istemesi kime ne kazandırıyor olabilir? Asi vatandaşı hiçbir yönetim istemez. Ancak punk, rock nd rollo emo kornişon turşuya asi gençliğin ‘asi’liği hükümetlere zararı olmadığı gibi istenilen bir durumdur. Bunun içindir ki, bir Hollywood sahnesinde geçen: -“Artık şunu anladım ki, herşeyi kader belirlemez, bazen de biz belirleriz.” sözlerindeki kaderin gerçekte ne olduğunu anlatma gibi bir derdi olmayanların, kader anlayışını çarpıtırken ki isyana sürükleme eylemi, devletler için pembe takım elbiseli asiyi temsil eder. Bunlar enaniyet (egoizm)i benimsemiş bir yaşam tarzının uzantılarıdır. Söylenilenin yanlış olması kimin umrunda, büyük adamlar(!) için tehlike arzetmeyen bir durum bu. Burada öfke ve nefret var, büyük adamların yönetebileceği harika bir silah. Ancak rahatsız olunan durum sahneye [...]

Bu dünyada engelleri kaldıran bir şey varsa o da azimdir. Azim tek başına yeterli değil elbet. İyi bir yol gösterici ve rehber, o azmin değişmez destekçisidir. 2005 yılına ait bir film “Black”. Hollywood yapımı değil Bollywood. Kısaca azmin hikâyesi. Doğuştan görme ve işitme engelli bir kız çocuğuna parmaklarıyla kelimeleri öğreten bir öğretmen; Debraj. Michelle ise yardıma muhtaç bir engelli. Herşeyden önce engelli insanları anlamamız için fikir hareketliliğini sağlayan bir film. Karanlıkta gözlerin bile faydası yoktur Debraj’a göre. Vicdan ve kalp olmadan insan karanlıkta kaybolmaya mahkumdur. Vefa ise bu dünyadaki en vicdanlı haslettir. Hissetmek, düşünmek ve sevmek, vefanın düsturları belki de. Hani bazı filmler vardır çok seversiniz de karşıdakine kelimelerle anlatmaya çalışırsınız ama anlatamazsınız, kısaca harika bir film dersiniz. İşte benim [...]

İman, tercih meselesidir. Şartları arasında gerçeklik, dürüstlük, insaniyet yoktur. Siz neye istiyorsanız ona inanırsınız. Ve, inanmak istediğinizin size yaptırdığından hesaba çekilirsiniz. İsmail Mavi Marmara’daydı. İşmail ise İsrail askerlerinin tutumuna karşı “Başarılı bir operasyondu. Kabine neden daha sert tepki verilmediğini soruyor” u savunanlardan. -Allah sizi Firavun’un elinden kurtardı ve siz lanetlediğiniz firavun rolünü üstlendiniz. Bu konuda çok başarılısınız. Kutsallık bahaneli bu derece faşizm. -Gerçek mermilerle saldırılacağını bilmiyordunuz belki ama İsrail’in her şeyi yapma olasılığı da varken, bunu neden yaptınız? Sanırım “Gelirlerse öldürürüz” de demişler. -Bil ki, kardeşin ellerinde, ellerinden kan İsrail kurulduğundan bu yana silinmemişlerin. Kardeşini senden almışlar, yapacakları şey belli. Ve sana gelme diyorlar, gelirsen öldürürüz? -Niye daha önce izin almadınız peki? -Alındı. Defalarca girişimlerde bulunuldu. Hiçbir şekilde geri dönüş [...]

Teknolojinin hızlı gelişmesi, sinema endüstrisini doğrudan etkiler. Filmler ne kadar klişe olsa da bir kaç efektle işler değişir. “Shutter Island” klişedir demiyorum ama teknolojinin nimetlerinden yararlanmamak olmazdı bu filmde. Klasik bir gerilim filmi hissi veren aslında görüntü yönetmeninin mahareti ve müziklerinin filmle uyumlu olması. Gerilim filmi değil ama insanı germiyor değil. Hikaye kısa ve bir tımarhane adasında geçiyor. Tımarhaneden gelen kaçak ihbarı ile görevlendirilen iki dedektifin maceralarını anlatır görünürde. Tımarhanenin bir adada olması ve mevsimlerden sonbahar olması (yağmura mahsuben) filmin gerilimsiliğini artırıyor. Sonunu az çok tahmin edebildiğiniz ama aslında sonunun sizin tahmin ettiğiniz sondan çok ayrı, değişik olduğu ve insanın alışılagelmiş yorumlarının tepetaklak olduğu bir film diyelim biz. Aslında bu tür psikolojik filmler hoşuma gitmiyor değil. Nedendir bilinmez ama izlerken [...]

Kel aynakların soyu tükeniyorsa bu bizim, ekmek çaldığı için on yıl hapis cezası verilen çocuğa ağlayamadığımız içindir. Mikro düzeydeki sapmalar, makro aleme intikal ederken -etkisi görülen düzenin büyüklüğü gereği- genişlik gösterir. Ağızdan çıkan kötü bir kelimenin kozmik sistemde oluşturacağı denge bozukluğu, hem dengelerin birbiri ile ilişkisinin mükemmel oluşunu hem de kişisel olarak ne büyük bir sorumluluk içerisinde yaşadığımızın göstergesi. -Zehra kızım neden şeker getirmedin? -Burada var ya baba? -Ama bu caminin malı, bize emanet ettiler onu kullanamayız. “Cennetin Çocukları”ndan Zehra ve babası arasında geçen bu diyalog, Hz. Ömer’in kamu malı ile ilgili uygulamaları ile, okulların bilgisayarlarında kendi kişisel işlerini halletmeyen öğretmenlerle, kamusal alan diye yere çöp atmayan insanlarla aynı duyguları paylaşıyor. Değil mi ki, yerden zararlı bir şeyi alıp onu [...]

Sayfa 24 / 29« ilk...10...2223242526...son »